1 MAYIS ÜZERİNE

“Emek”in adil hakkına değil de sadaka ve zekât müesseselerine inanan Başbakan Erdoğan’ın 1 Mayıs’ın doğru anlamını kavrayacağını sanmak saflık olur. Onun anlayışına göre : Laik devlete vergi ödeyen Müslüman değil, sadaka ve zekât veren Müslüman makbuldür.
***
RIZK’a inanan Emek’e ve onun bayramı 1 Mayıs’a inanır mı ?
RIZK : Tanrı tarafından kulları için yaratılan yiyecek ve içecekler. Bundan ötürü de Tanrı’ya Rezzak (Rızk veren) denir. İslâm şeriatında rızkın takdiri (insanların yaşayabilmesi için gerekenlerin saptanması) Allah’a, ama rızkını arayıp bulmak da insanlara düşer.
RIZK, SADAKA ve ZEKAT anlayışının sermaye/emek ilişkisinde çare ve ilaç olacağını sanmak için dünyadan habersiz olmak gerekir.
Oysa ücretli emek ya da emeğin ücreti, işçi sınıfı ve sosyal adalet için rızktan da zekâttan da kutsaldır. Öyle olması gerekir.
Sermaye/emek, işveren/işçi ilişkilerinde dinsel ölçü ve ölçütlerin, dinsel kutsallıkların yeri yoktur, olmamalıdır.
***
Tayyib ve Habis, İslamda insan hayatını kavrayan iki kavramdır. Tayyib sözcüğü “duyuların ve nefsin kendinden hoşlandığı şey, güzel, tatlı, hoş” anlamına gelir. Habis ise “duyularla veya aklen kendisinden hoşlanılmayan şey”dir. Tayyib olan rızklar helâl, Habis olan rızklar haramdır. Ama günümüz İslam dünyasında ve Türkiyesinde işler tersine dönmüş, rızkın helâli ile haramı birbirine karışmış ve bu sentez toptan “Tayyib” olmuştur.
Ayet, “Kadınlardan sizin için tayyib olanını nikâhlayın” (Nisa:3) diyor ama hangi kadın “Tayyib”tir günümüzde ?
Arap milleti “Nasılsın ?” sorusunu olumlu anlamda yanıtlamak istediği zaman “Tayyib” der.
Ancak emek/sermaye, işçi/işveren ilişkilerinde Tayyib ve Habis kavramları hakem olamaz, olmamalı.
***
Başbakan ve AKP, Sendika’dan ve sadaka ile zekâtı elinin tersiyle itip kendi yasal haklarını isteyen işçi sınıfından ve işçi sınıfı bilincinden nefret ediyor. İşçi sınıfı ve işçi sınıfı bilinci kapitalizmin sonu değildir. Tam tersine kapitalizmin doğru ve verimli çalışmasını sağlayan en etkin ortamdır. Ama işçi sınıfı ve işçi sınıfı bilinci, her türlü dinci iktidarın, İslamcı partilerin sonudur.
Başbakan bu gerçeği içgüdü ile biliyor. Bu nedenle işçilerin iş kolu sendikalarına değil tarikatlara girmelerini istiyor. Orta Anadolu kobilerinde bazı işyerlerinin tarikat tekkesinden farksız olduğu görülüyor. Bu nedenle Başbakan için 1 Mayıs “Tayyib” değil “Habis”tir. 1 Mayıs ayak ile başın eşit olduğu bir dünyanın simgesidir.
***
1 Mayıs 2008 günü, düşünceyi açıklama ve demokratik örgütlenme özgürlüğü bir zorba iktidar tarafından engellendi. Tarih, AKP iktidarının “emeksiz demokrasi” anlayışına suçüstü yaptı. “Demokrasi”, Avrupa Birliği ile Liberal demokratların (!) tepkisini merak içinde bekliyor.