1.ULUSLARALARI BEYOĞLU ŞİİR FESTİVALİ

1.Uluslar arası Beyoğlu Şiir Festivali yarın (14 Haziran) başlayıp 18 Haziran günü sona erecek. Uluslar arası, yani etnisiteye, din ve inanca, dil ve coğrafi bölgeye dayanmayan bir festival. Asya, Afrika, Avrupa ve Amerika’dan şairler katılıyor.
İkincisi yapıl(a)mayan 1.İstanbul Uluslar arası Şiir Forumu POESİUM, Prof.Dr.Nurettin Sözen’in Büyükşehir Belediye Başkanı, Hilmi Yavuz’un Kültür Dairesi Başkanı olduğu sırada yapılmıştı. Arkası gelmedi. Nedenini Hilmi Yavuz bilir.
***
Festival’in toplantıları şu mekanlarda yapılıyor: Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Kampüsü Konferans Salonu, Tarık Zafer Turaya Kültür Merkezi (Tünel/Beyoğlu), Tophane-i Amire (Tophane), Bilgi Üniversitesi (Dolapdere), Muammer Karaca Tiyatrosu, Tarih ve Toplum Bilimleri Enstitüsü (Beyoğlu), Beyoğlu Victoria Restaurant, Beyoğlu Mephisto Kitabevi.
***
Kimler katılıyor ?
Şimdi katılan şairlerin adlarını yazsam, bunları kaçımız bilecek. Oysa hepsi kendi ülkelerinin önde gelen şairleri arasında yer alıyor. Yabancı yazarlardan Suriyeli-Lübnanlı-Fransız şair Adonis’ten başkasını tanıdığımızı sanmıyorum. Adonis, POESİUM’dan bu yana Türkiye’nin de şairi oldu. Dilerim, bu festivalden de en az bir şair Türkiye’nin şairi olur.
POESIUM sırasında, Cahit Külebi, alışmamanın verdiği tedirginlikle, yabancı şairler için “Bunların hiçbirini tanımıyorum ben!” demişti. Ben de kendisine “Onlar da sizi tanımıyorlar!” demiştim.
Uluslar arası festivaller tanışma, bilişme forumlarıdır.
Apollinaire’i, T.S.Eliot’u, Ezra Pound’u, Paul Eluard’ı, Paul Celan’ı, Lorca’yı, Kavafis, Seferis ve Ritsos’u beklemeyelim. Hepsi öldü. Yves Bonnefoy, Seamus Heaney, Andre Velter, Andrei Voznessensky, Eduardo Sanguinetti , Lasse Söderberg festivalin ikinci ya da üçüncü edisyonu için gelirler.
Neden şu yok, neden bu var, türünden sorular, festivallerin zihniyetine yakışmaz. Hele birincisine hiç yakışmaz.
***
Türk Edebiyatı, Türk şiiri, Türkiye dışında, yapıt bağlamında Nazım Hikmet, Yaşar Kemal’in adlarıyla sınırlı. Şairler arasında Fazıl Hüsnü Dağlarca ve Melih Cevdet Anday epeyce bilinir.
Ataol Behramoğlu, İlhan Berk ve Enis Batur da şairlerin dünyasında bilinir. Kitaplarıyla, adlarıyla. Orhan Pamuk’un özel bir yeri var.
Geriye kalanların büyük bir çoğunluğu skandallar, mahkemeler, demeçler, koğuşturmalar ve soruşturmalar dolayısıyla tanınıyor. Biliniyor. Orhan Pamuk’un adını bilip de nasıl bir yazar olduğunu bana soranlara çok rastladım.
***
Bu nedenle, 1.Uluslar arası Beyoğlu Şiir Festivali, tanımak, tanınmak, tanışmak ve bilişmek için alçakgönüllü bir fırsat. Ama bir fırsat.
Armudun sapını, üzümün çöpünü unutup Festival’in peşinden gidelim. İnanın bana, şairlerin ve şiirin kimseye ihtiyacı yok, ama bizim onlara ihtiyacımız var.
Var mı? Bence var. Nerede olduğunu pek bilemediğimiz halde. Ama İstanbul’da üç günlük adresi belli. Yarın da bu konuda yazacağım.