1950’DEN BU YANA TARİKATLARIN İNTİKAMI

14 Mayıs 1950’den sonrasının “Karşı Devrim Dönemi” olarak adlandırılmasına sağcı yazarlar ile II.Cumhuriyetçiler pek bozuluyorlar. Demokrat Parti iktidarı güya statükoya karşı çıkmış, demokrasiyi getirmiş. Demokrat Parti için söylediklerim, tuhaftır, bu parti için ciddi bir inceleme yazılmadığı için kimilerine abartılı geliyor.
Avukat dostum Şevket Çizmeli’nin incelemeleri yayınlandığı zaman, Demokrat Parti ve Adnan Menderes konusunda yazılmış bütün haciyografi kitaplarının ipliği pazara çıkacak.
***
30 Ekim 1925 tarih ve 677 sayılı yasanın günümüz Türkçesi ile metni şöyle:
“Türkiye Cumhuriyeti içinde, gerek vakıf suretiyle gerek mülk olarak şeyhin yönetimi altında, gerek başka şekillerde kurulmuş bulunan tüm tekke ve zaviyeler, sahiplerinin, diğer şekillerde haklarını kullanarak sahiplenmeleri devam etmek üzere tamamı kapatılmıştır. Bunlardan, yasal düzenlemelere uygun olarak, cami veya mescit şeklinde kullanılanların faaliyeti sürer.”
“Genel olarak tarikatlarla, şeyhlik, dervişlik, müritlik, dedelik, seyyitlik, çelebilik, babalık, emirlik, naiplik, halifelik, falcılık, büyücülük, üfürükçülük, ve bilinmeyenden haber verme ve isteğine kavuşturmak amacı ile nishacılık (muskacılık) gibi unvan ve sıfatların kullanılması ile, bu unvan ve sıfatlara hizmet görmek ve/veya kıyafeti giymek yasaktır.”
“Türkiye Cumhuriyeti içinde, padişahlara ait ya da bir tarikata veyahut çıkar sağlamaya yönelik olanlarla tüm sair türbeler kapatılmış türbedarlıklar kaldırılmıştır. Kapatılmış olan tekke ve zaviyeleri yada türbeleri açanlar veyahut bunları yeniden kuranlar veya tarikat ayini yapmak için geçici bile olsa yer verenler ve yukarıdaki unvanları taşıyanlar yada bunlarla ilgili hizmetleri yapanlar veyahut kıyafetleri giyenler, üç aydan eksik olmamak üzere hapis ve elli liradan az olmamak üzere para cezası ile cezalandırılır.”
***
İslamcıların, şeriatçıların ve daha genel olarak bütün sağcı partilerin “Dini yasakladılar, camileri kapattılar, dindarları taciz ettiler” safsatasıyla karşı çıktıkları yasayı okudunuz. Yasanın iddia ve yalanlarla herhangi bir ilişkisi var mı ?
Yasa 1950’ye kadar titizlikle uygulandı. Günümüz İslamcı alimleri ile saf laik bilginlerinin yorumlarına göre bu yasaklamalar, tarikatların yer altına girmesine yol açtı. Doğaldır, yasaklamalar bütün fesatların yer altına inmesine yol açar.
Demek ki tarikatlar 1925-1950 arasında yeraltında yaşamışlar. İslamcılığın karanlık-aydınlık dönemi!
Ancak Demokrat Parti’nin kuruluş yılı olan 1946’dan itibaren Adnan Menderes ve arkadaşlarının başta Nakşbendiyye (Nakşıbendilik) tarikatı olmak üzere ileri gelen tarikat şeyhleriyle ilişki kurdular, vaatlerde bulundular.
İktidara gelir gelmez Arapca Ezan’ı serbest bırakmalarının, 677 sayılı yasanın uygulamalarını rafa kaldırmalarının nedeni budur.
***
677 sayılı yasayı uygulattırmamalarının bedeli olarak, tarikatlar 1950’den bu yana muhafazakar ve İslamcı partilere oy vermekte ve böylece Cumhuriyet’ten intikam almaktadırlar. Yasaların uygulanmaları önemlidir. Şu anda 677 sayılı yasa fiilen “yok”tur. Bunun en büyük kanıtı ise İstanbul’daki Fatih/Çarşamba bataklığıdır.
Yüzde yirmi beşlik oy kitlesinin birkaç ay içinde yüzde ikiye düşebilmesinin nedenini hiç düşündünüz mü ? Karpuz gibi bir kamyondan öteki kamyona göçmesini ?…(Devam edecek)