1962 YILINDAN BİR LİBERALİZM YAZISI

“Batı toplumlarındaki fikir evriminin yakından tanınmadığı memleketimizde ise, fikir akımlarını temsil eden kavramların da yerinde kullanılamayacağına şüphe yoktur. Gerçekten de, son zamanlarda havadan para kazanmayı savunanların açıkca gericiliğe yönelenlere kadar, Türk toplumunu ileri götürecek hareketlere karşı koyan herkese ‘liberal’ dememiz bunu açıkça göstermektedir. Oysa, ‘liberal’ kelimesinin taşıdığı anlam buna hiç de elverişli değildir. Belki de kelimenin bizde böyle bir anlam kazanmasına sebep, ‘liberal’ olduklarını ileri sürenlerin kendi davranışlarıdır.”
***
Yukarıya alıntıladığım satırlar, Yeni Ufuklar dergisinin Nisan 1962 sayısında yayındı. 25 yaşımdaydım. Ve galiba Polatlı Yedeksubay Topcu Okulu’nda öğrenciydim. Yazının yazarı şimdiki ünvanıyla Prof.Dr.Gülten Kazgan. Yazının adı : Liberalizm Üzerine.
1962’nin edebiyat dergisine bakın siz. Gülten Kazgan Yeni Ufuklar’da bu türden yazılar yazarak biz genç arkadaşlarına çok yardımcı olmuştur.
Yazının şu bölümünün altını çizmişim :
“Ancak, şurası da ilgi çekicidir ki ‘liberal’ anlayış, kelimenin taşıdığı anlama uygun bir şekilde kendi içinde değişmekten uzak kalmamıştır. Klasik liberalizmin ilkelerini bugün savunanlar liberaller değil, fakat “muhafazakar” veya “reaksiyoner” denilen ‘statükonun’ devamını isteyenlerdir. Klasik liberalizmin iktisat anlayışını değiştiren Lord Keynes’in kendisi de bir liberaldir, İngiltere’de özenilecek bir sosyal güvenlik teşkilatını kurmak için çalışan Lord Baverridge’in de liberal olması, neo-liberalizmin klasik liberalizmden ne kadar farklı olduğunu göstermeğe yeter. Gerçekten, bugün İngiltere’de İşçi Partisi’ne Muhafazakarlar değil fakat Liberaller daha yakındır.”
***
Günümüzün Prof. Dr. Gülten Yazgan’ı, 1962 yılında, yani 45 yıl önce, yazısına şu cümle ile başlamış:
“Yıllarca düşünce özgürlüğünden yoksun bırakılmış, Batı’da üzerine ciltler dolusu kitaplar yazılarak iyi ve kötü yönleriyle ortaya konan doktrinlerin hiçbir şekilde tartışılmasına imkan bulamamış bir toplum, nısbi bir özgürlüğe kavuşunca, doktrinler üzerindeki fikirlerin açıklıktan uzak kaldığına şaşmamak gerekir.”
Gülten Yazgan’ın yararlandığımızı söylediği görece özgürlüğü 1961 Anayasası sağlamıştı. Gerçekten de 1961 Anayasası’nın yayınlanmasından itibaren Türkiye’de zihinsel bukağılar kopartılmış, tabuların büyük bir bölümü parçalanmıştı. AKP ve AKP severler, adı geçen partinin bir tür “Tabu yıkıcılık” yaptığını ileri sürerler, ama 1961 Anayasası’nın bir yıl içinde yaptığının yüzde birini AKP bütün iktidar döneminde yapamamıştır.
1961’in özgürlükçü Anayasasını Türkiye ve Türk halkı için lüks bulanlar, “Bu anayasa ile devlet yönetilemez” diyenler, o yılların “Serbest Pazar ekonomisi”ni savunan Süleyman Demirel’i ve Adalet Partisi idi. Sağcılar, liberaller pazarın serbest bırakılmasını istiyorlardı ama düşüncenin özgürleşmesine kesinlikle karşı idiler.
Böyledir bizim liberaller, gün olur hafifmeşrep bir kadına, gün olur muhafazakar bir kadına benzerler. Günümüzün yamuk liberalizmine gelince, tek dişli cadıya benziyor.