DARBE YOLUNDA İKİ MARS BİR OYUN!

Fethullah  Gülen konusunda birincisi Hürriyet’te (1 OCAK 2005), ikincisi 5 Haziran 2012  tarihinde Aydınlık gazetesinde yayınlanmış iki yazı okuyacaksınız. Birinci yazıda eleştirinin hedefi Said Nursi ile Fethullah Gülen’i göklere çıkartan, bunlara yeryüzünde yer beğenmeyen Prof.Dr. Şerif Mardin’dir. Şerif Mardin’i okuyan hangi fâni Said Nursi ile Fethullah Gülen’in kucağına düşmez? İkinci yazıda Fethullah Gülen’in ABD’de nasıl oturma izni aldığı anlatılıyor.
Okumaya devam et

FETHULLAHCILIK VE ÖTEKİ CEMAATLAR, ÖTEKİ TARİKATLAR

Temizleyemezsiniz ya, diyelim ki  Fethullahcıları temizlediniz, Devlet’i parselleyip paylaşan  öteki cemaatlar ve tarikatlar ne olacak? Kayırmalarıyla, dayanışmalarıyla, yedikleri rüşvetlerle, “Devlet Disiplini”ni bozmuyorlar mı? Kimi aklı evvel, askeriyeyi disiplin altına alabilmek için askeri okulların, harbiyelerin kapılarını ardına kadar İmam-Hatip okullularına açmayı öneriyor. Böylece İmamokrasi’nin son ayağını da tamamlayacaklar.
Okumaya devam et

CİNAYETİ HEPİNİZ GÖRDÜNÜZ

Hürriyet ve Aydınlık gazetelerinde ve “ozdemirince.com”da, Fethullah  Gülen  hakkında, 2000-2014 yılları arasında 100’e yakın yazı yayınladım. Kitap olur. Bu yazılar yüzünden ölümle tehdit edildim. Yüzüme kezzap atacaklardı. Yazılardan dolayı mahkemeye verildim. İfadem alındı. Bunlardan biri de  “Bir Polis Meslek Okulu” (HÜRRİYET, 5 HAZİRAN 2009) başlıklı yazıdır. Bu yazıya iki gün sonra Polis Akademisi Başkanlığı’ndan yalanlama yazısı geldi. Bunun üzerine, dalga geçerek, “Polis Akademisi Başkanlığı!nın Cevabı” (HÜRRİYET, 7 HAZİRAN 2009) adlı yazıyı yayınladım. Okumaya devam et

“ERDOĞAN, GEZİ’Yİ KAŞIMAYA DEVAM EDİYOR”

Recep Tayyip Erdoğan için “Birlik ve Beraberlik”in anlamı, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının bir asgari müşterek ve bir demokratik anayasa üzerinde uzlaşmaları olmadı hiçbir zaman. Onun için “Birlik ve Beraberlik”, geçen iki yazıda da ısrarla belirttiğim gibi, muhalefetin artık muhalefet yapmaması, kendi saflarına koşulsuz katılması, vatandaşların tamamının kendi şahına yüzde yüz biatı  anlamına geldi, gelmektedir. Böyle bir duruma, geçen yüzyılda, Mao örneğinde olduğu gibi, “Kişiye Tapınç” (Culte de personalité) denirdi. Bir yandan tehlikenin geçmediğini iddia edip halkı sokağa çıkma macerasına teşvik ve davet ederken, bir yandan da bölücü projelerinden vazgeçmediğini ilan ediyordu. 20.07.2016 tarihli Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan haberi okuyalım: Okumaya devam et

DEMOKRASİ Mİ KAZANDI?

Önce şu, aşağıdaki yazımı  (Hürriyet, 9 Mart 2011) okuyun, gerisi kolay. Bu tür sitelerde yayınlanan yazılar kendileriyle ilgili yazılara gönderme yapıyormuş meğer. Bunu yeni öğrendim. “Bu Nasıl Darbe?” yazısı “Bu Nasıl Darbeci Ordu?”ya (Hürriyet, 9 Mart 2011) gönderiyor bizi. Haydi şu ilham verici yazıyı okuyalım önce:
Okumaya devam et

KIZ BAKMAK,NİKAH KIYMAK

Karizmatik dövlet ve halk adamı, Başbakan Binali Yıldırım hazretleri tarihe geçecek muhteşem icraatlerini takdim ederken “Hastanelerin acil servislerini öyle güzelleştirdik ki necip milletimiz oralara kız bakmaya gidiyor!” diyesiymiş… Ülker İnce’nin kertezyen aklı almamış bunu, bana “Olmaz öyle şey, bizimle dalga geçiyorlar!” diyor. Okumaya devam et

AYDINLIK GAZETESİNDEKİ BEŞ GÜNLÜK SÖYLEŞİ

Bayram öncesi Hüseyin Haydar aracılığıyla Aydınlık gazetesinden bir öneri geldi: Bu sitede yayımlanan “Modern Türkçe Şiir Antolojisi” başlıklı yazımı gazetede yayınlamak istiyorlarmış ve benimle 5 gün sürecek bir söyleşi yayınlamak istiyorlarmış. Memnuniyetle kabul ettim. Sonuçtan ayrıca memnunum. Memnunum da Türk edebiyat ortamı dedikoducudur,  dıdırcıdır ve korkaktır. Düşünce ve sözlerini yazıya dökmekten korkarlar. Yani bana hiç mi hiç benzemeyen bir tiptir.
Okumaya devam et