AKAN SUDA İKİ KEZ YIKANILMAZ

Efesli filozof Herakleitos  yaklaşık 2500 yıl önce “Aynı nehirlere girenlerin üzerinden, farklı sular akar” demiş. Aynı derede her gün çimebilirsiniz ama içine girdiğiniz su bir önceki günün suyu değildir. Dilimizde bu durumu karşılayacak bir başka deyiş  var: “Köprünün altından çok sular aktı (geçti)”. Herakleitos’in bu sözü, değişimin ve akışın sürekliliğini anlatmak için söylemiş. Elbette “Değişiklikten başka hiçbir şey devamlı değildir”.

Eski çamlar bardak oldu ama kimi siyasetçi çam ağacının su tasına dönüştüğünden habersiz sanki. Mezopotamya Haber Ajans’ın haberine göre (30 Ekim 2018) ; Siyasetçiler ve sivil toplum örgütü temsilcilerinin çağrısı üzerine Diyarbakır’da düzenlenen “Ortadoğu Krizi ve Demokratik Ulus Çözümü” konulu konferansın açılış konuşmasını yapan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan şöyle demiş:

“Ortadoğu’da çözüm isteniyorsa Kürtlere yapılan dayatmalara bakılması ve Kürt halkı üzerindeki inkâr ve imha politikalarının nasıl şekillendiğinin görülmesi gerekiyor. Dikkat edilirse tüm rejimlerin Kürt politikası, ezme ve bastırma üzerine kuruludur” /  “Barış ve müzakerelerde yer alan insanlar olarak barış ve demokrasinin ülkemize gelebilmesi için bir kez daha ifade etmek isteriz ki o sürece geri dönülmelidir. Barış ve müzakere süreci bir kez daha başlamalı, Öcalan üzerindeki tecrit kaldırılmalı ve bu sürece dahil edilmelidir.”

Buldan’ın çağrısına Twitter’dan tepki gösteren AKP parti sözcüsü Ömer Çelik de “Terörle kararlı ve tavizsiz mücadelemiz karşısında müzakereden bahsedenlerin dili, terör örgütü dilidir. Meşruiyeti yoktur” demiş.

Pervin Buldan da Ömer Çelik de “Geçmişe mazi, yenmişe kuzu” dendiğinden habersiz gibi konuşuyorlar.

Sanırım bu iki siyasetçinin de benim  “Türkiye’nin Sırat Köprüsü: Açılım Masalı” (Tekin, 2015) adlı kitabımdan haberleri yok. Kürt Sorunu’nu, Kürt Gailesi’ni öğrenmek için okumaları gereken kitaplardan biri.

Pek bilinmez ama Herakleitos, aynı bağlamda “Biz artık biz değiliz” de diyor. Dere aynı dere değil, siz aynı siz değilsiniz artık! Bu nedenle Pervin Buldan  ve arkadaşları, kendilerine,  “Ben (Biz) Türkiye’de demokrasinin kurulması için 1919’dan bu yana ne yaptım (ne yaptık) ?” sorusunu mutlaka sormalıdır. Acaba, meydan okumaktan, boş konuşmaktan, gerçeklere ihanetten başka bir şey bulabilecekler mi? Adı geçen kitabımda sık sık tekrarlamışımdır: « “Sen ne istiyorsun açıkca söyle ve pazarlığa en yukardan başla!” Yani “Ayrılma”dan başla! Ayrılmak, federasyon ya da özerklik istemiyorsan,  pazarlığa sakın “Anadilde eğitim-öğretim” hakkından başlama. Çünkü uluslararası herhangi bir dayanağı yok! »

PKK’nın amacı belli: Federasyon ya da özerklik değil, ayrı bir devlet kurmak. Peki HDP’nin “son”amacı ne, bilen var mı? Barış ve müzakere süreci bir kez daha başlarsa, Öcalan üzerindeki tecritin kaldırılmasının bu sürece dahil edilmesi”nden  başka ne görüşmek istiyorlar?  Bunu kamuoyuna açıklamak zorunda(lar).

Seçim geçidine girerken, her zaman, AKP ile HDP arasında gizli ya da açık, karşılıklı yaltaklanmalar görülür. Bu yaltaklanmalar “Barış ve Müzakere Süreci”ne bağlanırsa ülke yeni bir kaos dönemine girer. “Barış ve Müzakere Süreci”ni geçelim; daha alçakgönüllü “Müzakere Süreci”ni şarta-şurta bağlamamak gerekir. İki devlet arasında bir mütareke söz konusu değil. Bu bir! İkincisi: Müzakere, Erdoğan hükümeti ile HDP’nin özel sorunu değil.Türkiye’nin sorunu. Erdoğan hükümeti ile HDP kendi aralarında halvet halinde sadece seçim ittifakını  görüşebilirler. Söz konusu Türkiye’nin Kürtleri ise, HDP, isteklerini Türkiye nüfusuna açıklamak zorundadır.

ÖZDEMİR İNCE

18 OCAK 2019

SANAT ve SANATÇI NEDİR ?

Son zamanlarda “Sanat” ve “Sanatçı” sözcükleri bol miktarda kullanılmakta. Bu nedenle konuyu irdelemek farz oldu. Durum şöyledir:

Sanat bir insani faaliyettir. Bu faaliyetin ya da düşüncenin ürünü duyulara, heyecanlara, algılara ve akla hitap eder. Yoktan var olan ve doğada, hayatta karşılığı bulunmayan bir üründür; anlamı kendisine dönüktür, kendisindedir.

Bu işi bizim ortaokul Türkçe öğretmenimiz Göbek Emmi yöntemiyle şöyle tanımlayabiliriz: “Olmuş ya da olması mümkün olayları  belli bir yerde, belli bir zamanda ve belli bir kültür ortamında anlatmaya roman denir.”

Bu tanımı öyküye dayalı sinemaya, tiyatroya, televizyon filmine de uygulayabiliriz.

Bir sinema filminde, bir romanda, bir tiyatro yapıtında, bir öyküde bir yargıç rüşvet alıyor, bir avukat müvekkilesine sulanıyorsa, bu eylem “meslek haysiyetine saldırı” sayılıp yargı konusu yapılamaz. Yapılıyorsa, hödüklükten yapılıyordur ki çok görülmekte…

« Ars est systema præceptorum universalium, verorum, utilium, consentientium, ad unum eumdemque finem tendentium. »

«Sanat; evrensel, gerçek, yararlı, tek ve aynı amaca yönelik bir öğretim sistemidir.»

SANATÇI (L’ARTISTE): Bir yapıt yaratan, yaratıcı bir sanat, teknik, bir bilgi sahibi kimse. Yapıtları heyecen, duygu, duyu, düşünce ve aşkınlık yaratan kimse. Aşağıdaki on sanat dalında ürün veren kimse.

SANAT DALLARI

1.Mimari  (Katkıda bulunanların özel isimleri vardır).

2.Heykel (Heykeltraş, yontucu)  

3.Resim  (Ressam, “artiste” (artist) sıfatı sadece ressamlar için kullanılır)

4.Müzik (Besteci ve katkıda bulunanlar (Piyanist, kemancı, çelist, vb.)  

5.Edebiyat (Şiir, roman, öykü, deneme.”Yazar” sıfatı sadece bunları üretenler  için kullanılır.)

6. Canlı gösteri sanatları: Tiyatro, dans, kukla, sokak gösterisi, opera, canlı müzik.·

7.Sinema (Sinema sanatına katkıda bulunanların özel adları vardır: Yönetmen, senarist, oyunucu, aktör, aktrist (“Artist” değil), montajcı. vb. Sinema, tiyatro oyuncusuna, şarkıcı ve türkücüye, model ve mankene “sanatçı” denmez.

8.Televizyon

9. Çizgi Roman (bande dessiné) ·

10.Sayısal (numérique):  Bilgisayar, dijital, video

Özel ek:

“Gazeteci-yazar” diye bir meslek yoktur. Gazeteci ve yazar diye iki meslek vardır. Her gazeteci “yazar”, her  yazar “gazeteci” değildir. Hem gazetede yazan hem edebiyat alanında ürün veren kimseye “Gazeteci ve yazar” denir.

***

Bilmem arz edebildim mi?

Özdemir İnce

12 Ocak 2019

S