29 EKİM 1923 CUMHURİYETİ

Aradan tamı tamına 85 yıl geçmiş ama hâlâ Cumhuriyet’i içine sindirememiş bir insan yığışımı var memlekette : Ümmisinden üniversite mezunlarına kadar İslamcılar, tarikatçılar, İkinci Cumhuriyetçiler, neo-liberaller… Hani kendilerini “muhafazakâr” olarak tanımlayanlar saltanat savunucusu, Osmanlı hanedanı yandaşı olsalar ne gam ! Adamlar kendilerini çağdaşmış gibi sunup göz bağıcılık yaparak muhafaza-i kâr peşinde koşuyorlar.
***
Cumhuriyet muhaliflerinin muhalefeti çıkar kaygısından başka bir dayanağa sahip değil. Zaten, dikkat ettiyseniz, yabancı basın ve siyaset, muhafazakâr yeni zenginler ile “statükocu elit” arasında (güya) bir iktidar mücadelesi olduğunu yazıp söylüyor. Rejimle ilgili kaygılar ise ayrıcalıklarını yitiren (!) “Kemalist elit”in yaygarasından başka bir şey değilmiş.
Kendilerini liberal sol (!) olarak tanıtanların sabuklamaları bunlar.
Doğrusunu söylemek gerekirse, kuşkusuz bir kavga var. Ancak bu kavganın iki tarafı yok, tek taraflı : Başta Nakibendilik olmak üzere tariklerin (tarikatın) Cumhuriyet’e karşı verdiği 85 yıllık illegal ve gayri nizami savaş. Önce ekonomik savaş, sonra iktidar hedefli siyasal savaş.
Ancak bu illegal savaşın kılıç ve kalkanı her zaman “din” olmuştur.
***
Samimi amaç askerin ağırlığını azaltıp sivil siyaseti AB standartlarına çıkarmak olsaydı, TSK alerjilerini anlardım. Genel Kurmay Başkanlığı’nın Milli Savunma Bakanlığı’na bağlanması taleplerini de anlardım. Askeri mahkemelerin yetki alanının sınırlandırılmasını da…
Sanırım, bunları benim gibi “Asker” de anlardı.
Ancak bu gizli-açık talepler, başta laiklik olmak üzere Devrim Yasaları’nı yok sayanlar ve bu yasaların hedeflerini yok etmek isteyenler tarafından geliyorsa iş değişir.
Cumhuriyetin 85.kuruluş yıldönümünde, Anayasa’nın “İnkılâp kanunlarının korunması”na dair 174. maddesini birlikte okuyalım :
“Anayasanın hiçbir hükmü, Türk toplumunu çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkarma ve Türkiye Cumhuriyetinin lâiklik niteliğini koruma amacını güden, aşağıda gösterilen inkılâp kanunlarının, Anayasanın halkoyu ile kabul edildiği tarihte yürürlükte bulunan hükümlerinin Anayasaya aykırı olduğu şeklinde anlaşılamaz ve yorumlanamaz.”
***
1924 ile 1934 yılları arasında çıkartılan ve Anayasa’nın 174. maddesi tarafından korunan 8 adet devrim yasası var. Bunların en önemlileri, öğrenimin birleştirilmesi (tevhid-i tedrisat), türbe ve tekkelerin kapatılması (ve dolayısıyla tarikatın yasaklanması) ve Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki ile ilgili.
AKP ile AKP’nin kuyruk ve yandaşları devrim yasalarının tümünü ya da bazılarını yürürlükten kaldıran bir anayasa değişiklikleri yapsalar ve bu değişiklikler biçimine uygun olsa ne olacak ? İyice azıp 174 maddeyi yürürlükten kaldırsalar ne olacak ? Anayasa Mahkemesi cinayeti görüp “Biçimine uygun bir cinayet” diyerek olan-bitene göz mü yumacak ? Anayasa’nın 148 maddesinde yazan “(Anayasa Mahkemesi) Anayasa değişikliklerini ise sadece şekil bakımından inceler ve denetler” hükmü Anayasa’nın 174.maddesi ile çelişmektedir. Ama 174.madde uygulamada 148.maddeyi de yorumlar. Anayasa Mahkemesi’nin de yaptığı budur !