301. MADDE

301. maddede tanımlanan fiiller, devlete karşı suçlar, devletin egemenlik simgelerine ve organlarının saygınlığına karşı suçlar başlığı altında düzenlenmiştir. Önceki kanunun 159. maddesinde bu fiillere yer verilmiş, ülke dışında işlenen fiiller bakımından da Adalet Bakanı’nın izni muhakeme şartı olarak kabul edilmişti. Yeni düzenlemede izin şartı bulunmamaktadır.
Temel sorun yasadaki “Türklük” ifadesiyle neyin amaçlandığıdır. Farklı etnik unsurları barındıran Türk Milleti ve ulusal devletin unsuru mu, soy ve köken itibariyle Türklük mü? Yasada suçun içeriğinin tanımını bir yana bırakalım, Türklük’ün içeriği bile karanlıkta…
***
Önceki ceza kanununun 159. maddesinde benzer bir düzenleme vardı ve bu konular yasanın yürürlüğe girdiği 1926’dan bu yana sorun oluşturuyordu.
Oysa bu yönde herhangi bir düzenlemeye, önceki yasanın kaynağı olan 1889 Zanardelli yasasında yer verilmemişti. İtalya’da 1930 yılında kabul edilen ve halen yürürlükte bulunan ceza kanunu ulus (“nazione”) kavramına yer vermiştir, “İtalyanlık” dememiştir.
Yeni Türk Ceza Kanunu’nu hazırlayanlar, eleştirilere karşın Türklük kavramına yer vermekte ısrarcı olmuşlardır. Gerekçeden de, ulusal devleti oluşturan ulustan daha geniş ve farklı, soy ve köken esasına dayalı, ayrımcılık kokusu yayan bir hüküm olduğu anlaşılmaktadır.
Gerekçe metninde, pantürkist bir iştahla şöyle söyleniyor:
“Maddede geçen Türklük deyiminden maksat, dünyanın neresinde yaşarsa yaşasınlar Türklere has müşterek kültürün ortaya çıkardığı ortak varlık anlaşılır. Bu varlık Türk Milleti kavramından geniştir ve Türkiye dışında ve aynı kültürün iştirakçileri olan toplumları da kapsar.. .”
***
Ulusal devletin bir ögesi olarak Türk Ulusu’nun manevi varlığını korumak, köken ve soy olarak her nerede, hangi ülkede olursa olsun Türklüğü korumak, Türk Milliyetçiliğine dayalı olduğu savlanan Türk Devleti ile onun kurucu ögesi olan insan topluluğunun manevi varlığını korumak farklı konular olduğu gibi, bunların cezai korumanın kapsamına alınıp alınmaması da temel sorunu oluşturuyor. Özellikle de soy-köken esaslı cezai korumanın çağdaş ceza hukukunun temel ilkeleri ile bağdaştırılması mümkün değil.
301. madde ile bir yandan köken-soy merkezli bir kavram, bir yandan halk egemenliği ve ulusal devlet ile ilgili varlıklar, bir diğer yandan da milli ve manevi değerler bütünü ile birlik, bütünlük, dayanışma gibi kavramlar aslında çok muğlak ve yargıca çok geniş bir takdir yetkisi bırakır biçimde suç tanımı içine çekilmiş olmaktadır.
***
Avrupa Birliği ülkelerinin kendi 301.maddeleri var mı? Varsa, 301.maddenin buna uyarlanması gerekiyor. Bu maddenin kaldırılmasını istediklerine göre, demek ki kendi 301.maddeleri yok. 31. Başlık’ta (konuda) AB ile yapılacak olan müzakerelerin 24’üncüsü “Adalet ve İçişleri”. Bu başlık masaya geldiği zaman hükümet 301.maddeyi ya tamamen kaldıracak ya da AB normlarına uyduracak. Bunun başka çıkış yolu yok. Peki öyleyse AKP iktidarı neden horozlanıyor, AB’ye kafa tutuyor pozlarına giriyor? Başbakan “Durun hele bekleyelim!” diyor? Yoksa hükümetin AB hesapları içinde bir başka heves mi var?