4.CEMAAT İDEOLOJİSİ VE DEMOKRASİ

ABD’ye dünyanın dört bir yanından akan göçmen ile Türkiye’de kırsal kesimden kentlere akan yığınlar arasında, siyasal bilinç bakımından hiçbir fark yok. Koşullar ikisinde de siyasal bilinç oluşmasına izin vermemektedir. Siyasal bilinç bireysel olduğu kadar sınıfsaldır. Ama bir cemaata mensup oluş sınıfsal ve siyasal bilincin oluşması karşısında en büyük engel.
ABD göçmen topluluğunda “bireysel başarı” herhangi bir cemaate [İtalyan, İrlanda] güçlü mensubiyeti dışlamıyordu, aksi durumda bireysel tecride katlanmak mümkün olmazdı.
ABD ideolojisi kimliğin bu eksende oluşmasını teşvik ederek sınıf bilinci ile yurttaşlık bilincinin oluşmasını engellemiştir. Bunun nasıl çalıştığını “Baba” filmlerinden çok iyi biliyoruz.
Oysa 1789 Büyük Devrimi, 1830, 1848 ve 1871 devrimlerinden geçerek Avrupa’da siyasal vatandaşı yarattı.
***
Türkiye’de 1950’den sonra gelişen toplumsal süreç Avrupa’dan çok ABD’ye benzemektedir ki bu durum 1789’dan ilham alan Cumhuriyet’in özüyle çelişmektedir.
1946’da ilk kez demokratik seçim sandığına giden vatandaşlar günümüze göre çok daha politize idiler. 1946’dan 2007’ye doğru yol aldıkça vatandaşın “seçmen bilinci” giderek azaldı. Çünkü seçmen bilincinin yerini giderek artan bir yoğunlukta cemaat ve tarikat bağımlılığı aldı. Siyasal bilincin yerini “biat ve itaat” töresi aldı.
Sosyal bilimciler, siyasal bilimciler bu durumu görmüyorlar, görmek istemiyorlar. Medyanın zaten bu türden olguları algılayacak yeteneği yok.
Demokrat Parti+Adalet Partisi+Doğru Yol Partisi+ANAP+Erbakan partileri, siyasal vatandaş bilincinin yerine cemaat ve tarikat bağımlılığının alması için el birliği yaptılar. Sonuçta parsayı AKP topladı ve topluyor. Çünkü, Erbakan partileri hariç ötekilerin cesaret edemediği bir başka rejim hayal ediyor. Bu rejimde arzu edilen, haklarını arayan siyasal birey yani “seçmen” değil, Fak Fuk Fon, fitre, sadaka ve avanta ile yetinen (geçinen) mürit.
***
Bu gerçeği görmek için, siyasal bilimcilerin, toplum bilimcilerin, kamuoyu araştırmacılarının, gazete yazarlarının kafa ve terminoloji değiştirmeleri gerekiyor.
Durumu anlamaları için şu gerçekleri görmeleri gerekiyor:
1.Seçimlerde sandığa giden kişiler giderek seçmen özelliğini yitiriyor.
2.Solda ve sağda seçmen bilincine sahip bir laik kesim var.
3.Seçmenlerin dörtte biri cemaat ve tarikat mensupları.
4.Dörtte bir oranında da henüz ne seçmen, ne de cemaat ve tarikat mensubu olabilmiş lümpen kitle.
AKP şu anda 3. ve 4. grubu besliyor ve ondan besleniyor. Bu ilişki yasal, meşru ve ahlaki değil. Bunun mutlaka yasal yollardan engellenmesi gerekiyor. Ancak kafa ve kalem erbabı, yapılması gerekeni yapmıyor, solu ve CHP’yi suçluyor. (Devam edecek.)