500 İMZA MAKİNESİNE SORULAR

500 imza makinesinin imzaladığı yurttaş bildirisinden bir alıntı :
“Oysa son günlerde yaşananlar, olması gerekenin tam aksine ‘vesayet demokrasi’nin açık darbeye dönüştürülmesi için bahaneler arandığını gösteriyor. Bizler laik cumhuriyetin, muhtıralara yaslanarak değil ancak daha fazla demokrasi içinde yaşatılacağına inanıyoruz. ‘Ne mutlu Türküm demeyenler düşmandır’ diyebilenlere yanıtımız açıktır : Bizler bu ülkenin sorumlu, duyarlı vatandaşlarıyız ve yaratılan bu ortamda asla mutlu değiliz. Özgür, demokratik, laik Türkiye’yi korumaya kararlı yurttaşlar olarak demokrasiyi yok etmeye karşı direnme hakkına sahip olduğumuzu açıkca belirtiyoruz.”
***
Yeni Mürtecilerin böyle bir kaygısı yoktur ama bu bildiriyi imzalayanlar arasında önemli edebiyatçılar var. Yukarıdaki bildiri parçasında yer alan zihinsel bulanıklar, mantıksızlıklar hakkında edebiyatçılara birkaç soru soracağım:
1.Her bildiride yer alan “Daha fazla demokrasi” düşüncesinin içeriği ne ? Bunu bir kez olsun bize açıklayın ? Sonra daha fazla demokrasi isteğinin muhatabı kim ? TBMM mi, AKP hükümeti mi, siyasal partiler mi, Türk Silahlı Kuvvetleri mi ? “Daha fazla demokrasi”, soğuktan etkilenen bir sebze mi ki pazara getirilmiyor ? AKP hükümeti daha fazla demokrasi getirmek istedi de TSK mı engel oldu ? Bildiri metninde neden AKP’nin adı geçmiyor ?
2.“Yaratılan bu ortamda asla mutlu değiliz” diyorsunuz. Benim “Dilekçe”, sizlerin “muhtıra” adını verdiğiniz metnin yayınlanmasından önce mutlu muydunuz ? Yoksa metnin yayınlanması mı mutsuzluğunuza neden oldu ? Metnin yayınlanmasından önce de mutsuz idiyseniz, bunun sorumlusu kim ? Mutsuzluğunuzun nedeni AKP hükümeti ise, bunu neden açıklamıyorsunuz ?
3.”Özgür, demokratik, laik Türkiye’yi korumaya kararlı yurttaşlar olarak demokrasiyi yok etmeye karşı direnme hakkına sahip olduğumuzu açıkça belirtiyoruz” diyorsunuz. Peki AKP’nin “Laik Türkiye”yi yok etme girişimlerine karşı direnme hakkınızı nasıl kullanıyorsunuz ? Bilelim! TSK’nın metni yayınmadan önce laiklik ve demokrasi tehdit altında değil miydi ? Laik ve demokratik cumhuriyetin AKP iktidarı tarafından tehdit edildiğini görenler en azından dört yıldır laiklik ve demokrasiyi savunmaktalar. Ama sizler ancak 27 Nisan 2007 gecesi uyandınız uyuduğunuz derin uykudan. Uyku hapı mı içmiştiniz ?
***
“27 Nisan 2007 gecesi yayımlanan Genel Kurmay Başkanlığı muhtırası, zaten kısıtlı olan demokrasimizi çok ağır yaraladı” buyuruyorsunuz. Bu muhtıranın yayınlanmasından önce demokrasinin üzerindeki kısıtlılığın kaldırılması için TBMM’ne, AKP hükümetine, siyasal partilere herhangi bir siyasal baskı girişiminde bulundunuz mu ? Bulunmadınız !
1982 Anayasası’nın, Siyasal Partiler Yasası’nın, Seçim Yasası’nın demokratikleştirilmesi, seçim barajının ve dokunulmazlıkların kaldırılması konusunda yayınlanan her hangi bir bildirinin altında imzanız var mı, yoksa 27 Nisan 2007’den sonra mı aklınız başınıza geldi ?
Ey edebiyatçılar, ey sanatçılar, ey akademisyenler ! Yeni Mürtecilerin peşine takılarak saygınlığınızı iki paralık etmiş olmuyor musunuz ? (Devam edecek)