ABDULLAH ÖCALAN’I NE YAPMALI ?

İsterseniz bir tür fantezi olarak da kabul edebilirsiniz. Uzun süredir düşünüyorum : Abdullah Öcalan, İmralı’da konuk değil de Avrupa ve dünyada gezgin olsaydı daha çok zararlı olabilir miydi ? Bence olamazdı. Çünkü İmralı’yı genel karargah olarak kullanan bir baş kumandan gibi davranıyor. PKK’nın klonlanmış hali olan Demokratik Toplum Partisi’nin (DTP’nin) toplantılarına mesajlar, seçim taktikleri gönderiyor.
Avukatları lepiska perçemlerinden saç örneği alıp Evropa’ya tahlile gönderiyorlar. Göndermekle kalmayıp, DTP’nin amazon eşbaşkanı “Saçının kılına halel gelirse, Türkiye’nin altını üstüne getiririz” gibilerinden tehditler savuruyor.
***
KOMKAR (Kürdistan Dernekleri Birliği), “DTP Diyarbakır il başkanı Hilmi Aydoğdu’nun yanındayız. / Yurtdışında kurulmuş Kürdistanlı bir örgüt olarak, uluslararası kurum ve kuruluşlarla Batılı devletleri, Kürtlere yönelik politikaları değiştirme konusunda Türk devletine baskı yapmaya ve demokratik Kürt hareketiyle dayanışma içinde olmaya davet ediyoruz” diye bildiri yayınlıyor.
DTP yani klonlanmış PKK, demek ki demokratik mücadele yapıyormuş.
KOMJIN adlı bir başka dernek de kadınlar adına konuşuyor : “Ülkesi işgal edilmiş, Ulusal haklarından yoksun bırakılmış, Cinsel kimliği baskı altına alınmış Kürt kadınlarının sesine kulak verin. / Türkiye’de başlık, berdel, namus cinayetleri hala devam ediyor. / Türk devleti son yıllarda, çocuklarına Kürt dilini ve kültürünü aktaran Kürt kadınlarını hedefine almış bulunuyor. Kürt kızlarına okuma-yazma, kadınlara meslek öğretme bahanesiyle, geniş çaplı bir asimilasyon projesini yürürlüğe koymuş bulunuyor. Kürt nüfusun, Türk nüfusunu geçmesini engellemek için Kürt kadınlara yönelik kısırlaştırma çalışmaları sürüyor.”
İşte size Kürt milliyetçiliğinin gündelik zırvalarından iki örnek. Namus cinayetlerini sanki Kürt ailelere taşeronluk (!) eden Türk erkekleri işliyor. Töre cinayetlerinin adını ağızlarına bile almıyorlar. Kedinin pisliğini örttüğü gibi. Vatandaşı oldukları devletin resmi dilini öğrenmemek için direniyorlar, hemcinslerinin okuma-yazma öğrenmesine karşı çıkıyorlar.
AB ülkelerinde yuvalanan Kürt milliyetçiliği fesadı giderek Ermeni fesadına benziyor.
***
Rahmetli Ecevit, vefatından önce, ABD’nin Abdullah Öcalan’ı Kenya’dan alıp kendisine neden teslim ettiğini anlamadığını söylüyordu. Avrupa Birliği, Türkiye’nin, Abdullah Öcalan baş kumandanlık görevini yaparken güvenliğine bekçilik yapmasını istiyor. Üstelik AB Türkiye’nin bekçiliğini de beğenmiyor. Bence, Türkiye af çıkarmadan, herhangi bir ihale açmadan, hükümlü Abdullah Öcalan’ı Avrupa Birliği’ne teslim etmeli. Böylece, AB’nin gözetimi altında Kürt kadınlarını “kendileştirsin”, Talabani ve Barzani ile kozlarını paylaşsın. Türkiye onun İmralı’da olmasından çok daha rahat eder. AB’nin Avrupa Komisyonu’na başkanlık eden üye devlet başkanlık döneminde Öcalan’ı da resmen konuk eder ve sonra yeni başkanın ülkesine devreder. Masrafları Brüksel’deki Komisyon öder.
Size fantezi gibi gelebilir. Ama, belayı paylaştırarak savuşturmanın en etkili yolu bu !