AÇILIM EFSANESİ

Daha önce de yazdım : Alışverişte, her iki tarafın ne istediği, ne verebileceği belli değilse, o alışveriş asla gerçekleşmez, tam tersine, sonuca götürecek pazarlığın önü tıkanır.
Daha önce de yazdım : Alışverişte, bir taraf belli ama karşısındaki muhatap “meçhul” ise o alışveriş olmaz !
Köylük arazide, bir tarla, bir arsa bulursunuz. Paranız da vardır. Ama almak istediğiniz yer çok vereselidir (varislidir) ve varislerin hepsi bir yana çekmektedir. Tapuya kadar gidip kapısından geri dönersiniz. Kürtçülük açılımı dediğim şeyde de durum aynı. Hükümetin muhatabı kim, belli değil. Hükümetin de muhatap belirlenmesinde aceleci olmadığı artık iyice belli. Hükümet bu konuda hep “gibi” yaptı, “gibi” (“simülasyon”)yapıyor.
Ayrıca kimin alıcı, kimin satıcı olduğu da belli değil. “Alıcı” ve “satıcı” sözcüklerini beğenmeyenlerin daha iyi birini önermesi gerekir.
***
PKK dağa çıkarken, kendi açısından bağımsızlığı hedefliyordu. Elbette toplu taşıtlarda bedava yolculuk pasosu için dağa çıkmadı. Dünkü yazımdaki sıralamayı bu yazıda değiştireceğiz. Tam bağımsızlık isteyen PKK’nın TSK’yı tek başına ya da eskiden Balkanlarda ve Arabistan’da olduğu gibi düvel-i muazzama yardımıyla yenmesi gerekirdi. Gerekir. Bu gerçekleşmeyince ihtiras ve hayaller daha azıyla yetinmek zorunda kalırlar:
1.Bağımsızlık, yani ayrılma,
2.Türk+Kürt federasyonu,
3.Bölgesel ya da yerel demokratik özerklik.
İster açıkça ifade etsinler, ister gizlesinler Kürtçülük’ün amaçları budur, bunlardır !… Ve bunun böyle olduğunu T.C. hükümeti bilmek zorundadır. TSK, TSK ise zaten biliyordur.
***
Kapatılan DTP de, dublörü BDP (Barış ve Demokrasi Partisi) de, iktidardaki AKP de demokratik çözümlerin işlem yerinin TBMM olduğunu söylüyorlar. DTP Anayasa’da değişiklik ve yasal düzenlemeler istiyordu. Ancak bunları bir önerge haline getirmedi. Bilmiyoruz. DTP’nin kapatılmasının suçunu Anayasa Mahkemesi’ne atan, “kapatılma yasal, ama hukuki ve siyasal değil” diyen AKP ve yandaşlarına gelince :
1.AKP’nin Cumhuriyet’i kazıklamak gibi bir niyeti yoksa Anayasa değişikliği konusunda muhalefetle mutlaka uzlaşabilirdi. DTP’nin Kürt kimliği ve dili konusunda istediği anayasal güvence de TBMM’de tartışılabilirdi.
2.AKP hükümetinin siyasal partiler yasasını değiştirmek için kimseye ihtiyacı yoktur.
3.AKP hükümetinin seçim yasasını değiştirmek ve barajı indirmek konusunda da kimseye ihtiyacı yoktur.
4.AKP hükümeti, dediğim dedik çaldığım düdük demeyi bırakıp, yerel yönetim yasası çerçevesinde muhalefetle anlaşabilirdi.
***
Bunları yapmadan, açılım faslını açmak ciddiye alınacak bir girişim olmamak gerekir. Yukarıdaki dört maddeyi gerçekleştirseydi, Kürtçülerin de foyası meydana çıkardı.
Öte yandan açılım konusunda muhalefetten yardım istemek de ciddiyetle bağdaşmaz. Kibarlık edip demiyorlar ama “Önerinde ciddi isen hükümetten çekil, TBMM’deki bütün partilerle bir ulusal çözüm hükümeti kuralım!” derler adama.
Kürtçüler ve AKP hükümeti eğer oyun oynamıyorlarsa, dün ve bugün yayınladığım bu iki yazıyı kendilerine eylem planı yapabilirler. Kendilerinden telif ücreti istemem !(Yarın devam edeceğim).