AFYONLU, EFSUNLU, SERAPLI DEMOKRASİ

Radikal Kitap’ta (27.05.07) yayınlanan bir söyleşide, Nobel Ödüllü (1998) Portekizli yazar José Saramago, Cem Erciyes’in bir sorusunu şöyle yanıtlıyor(du):
“Demokrasiye inanmıyorum, gerçek bir demokrasiyle yönetildiğimizi düşünmüyorum. Demokrasi halka belli aralıklarla oy verdirmek ise, tamam. Ama bence bu kozmetik bir operasyondan ibaret, bir aldatmaca. Kitleler harekete geçip sandık başına gidiyor ama ondan ötesi siyasetçilerini elinde. Onların büyük başarısı insanları demokrasinin böyle olduğuna inandırmaları. O zaman ben de sormak istiyorum, dünyada totalitarizme doğru giden bir rejim var, adı küreselleşme. Peki halk mı karar verdi küreselleşmeye ? Mesela İMF, Dünya Bankası demokratik kurumlar değil. Bunları biz seçmedik ki. Onlar kendi aralarında oturuyorlar, bizim düşüncelerimizi almadan bizim için neyin iyi neyin kötü olduğuna karar veriyorlar.”
***
Yirminci yüzyılın en büyük filozoflarından, yapıtında demokrasiye çok önemli bir yer ayırmış olan Cornelius Castoriadis ise demokrasiden ne anladığını şöyle açıklıyor:
“Sosyalist devrim, bir toplumun her aşamasında demokrasinin gerçekleşmesinden başka bir şey değildir” (Magazine Littéraire, No: 463, Nisan 2007)
Cornelius Castoriadis sosyalist devrim üzerinden demokrasiyi tanımlamakta. Demokrasi olmadan sosyalist devrimin gerçekleşemeyeceğini söylüyor. Demek ki bütün sosyalizmler totaliter ve antidemokratik olmaya bilirmiş. Demek ki demokrasi sadece liberalizm ve kapitalizme özgü bir nitelik de değilmiş.
Yani demokratik sosyalizm olabileceği gibi totaliter, antidemokratik, ceberrut kapitalizmler de olabilirmiş. Bence, eşitlikçi ve sosyal adaletçi olduğu için sosyalizmin demokratik olma olasılığı, sıradan kapitalizmin demokratik olması olasılığından çok daha fazla.
***
Not etmişim : Günlerden 8 Temmuz 2008. Haber Türk televizyonunda saat 21.00-21-45 arası. Fuat Keyman ve ısmarlama Anayasa hazırlama komisyonundan Levent Köker adlı iki öğretim üyesi Türkiye’nin 2002’den bu yana geçtiği demokratikleşme sürecini öve öve bitiremiyorlar. Hangi demokratikleşme ? Programı yöneten kimse bu soruyu sormayı akıl edemiyor. Gerçekten hangi demokratikleşme ? Partiler yasası mı , seçim yasası mı, çalışma hayatıyla ilgili yasalar mı demokratikleşti, vergi yasaları mı, gelir dağılımı mı demokratikleşti ? İstanbul Belediyesi’nin grev yapan sendikalı işçilerine polis dayak atmıyor mu ? Eğitim ve öğretimde, kadın ve çocuk haklarında, düşünceyi açıklama düzeyinde, basın-yayın hayatında ne gibi demokratikleşmeler oldu ? Bu sorulara olumlu yanıt vermek mümkün değil ! Peki Türkiye nasıl demokratikleşti sayın öğretim üyeleri ? “Ayıp” diye bir şey var ! Yok mu ?
***
Türkiye’nin demokratikleşmesi (!) iki olayda sınıfta kaldı ve belge aldı : AKP’nin kapatılması davasında anayasal görev ve sorumluluklarını yerine getiren Anayasa Mahkemesi AKP ve hempaları tarafından yargı darbesi yapmakla suçlanıp karalanmadı mı ?
Ergenekon operasyonunda tanık olduğumuz antidemokratik, yasa ve hukuk dışı uygulamalar 12 Mart ve 12 Eylül operasyonlarıyla yarışmıyor mu ? Nasıl demokratikleşme bu ?
José Saramago ve Cornelius Castoriadis haklı değil mi ?