AK KONDUNUN SAHİBİSİ !

BENİM ADAMIMDIR, AK KONDU MAK KONDU DİNLEMEZ
BENİM ADAMIMDIR, AK KONDU MAK KONDU DİNLEMEZ

***

Böyle bir olayın Türkiye’de bile olması akıl almaz bir şey. İstanbul Esenler’de çarşıyı teftişe çıkan Ankara’daki AK KONDU’nun sahibisi (“sahibi” dememek için) bir kahve terasında sigara içen gençleri görünce çileden çıkmış ve “Terbiyesiz herifler!” diye haykırmış. Bu haykırışın  selefi (geriye gidimli) tercemesi “Urun şunların kellesini!”dir.

Aslına bakarsanız, benim ilgi alanım içinde olan bir gösteri değil! Ama gene de DEVLET, DİN VE DEMOKRASİ dizisinin üçüncü ve son yazısını ertelemek zorunda kaldım.

İki olay iki nedenden dolayı ilgimi çekiyor:

1-Atatürk Orman Çiftliği’ne kaçak olarak dikilen binaya ad verecek imgelem ve dil gücü olmayanların, kullandığı güdük tanımlara ve AK SARAY soytarılığına karşı 4 Kasım 2014 tarihli yazımda ilk kez kullandığım AK KONDU tanımının gerekçeli tanıtımını yapmak;

2-“Terbiyesiz herifler!” hezeyanını mizah yoluyla geçiştiren köşe yazıcılarının düşük çapını göstermek! Bir kahvenin terasında sigara içen gençlerin otokrat bir Cumhurbaşkanı olan kendisine saygısızlık ettiğini iddia etmesinin neresi mizahi Allahaşkına! Ağlanacak bir durum.


İlgili bilgi:

Otokrasi, monarşinin bir çeşididir. Otokrat yönetici, bütün siyasî yetkileri tek başında elinde bulundurur. Fakat monarşinin aksine yönetim miras yoluyla kalmamış kişi tarafından ele geçirilmiştir.

Otokrat (buyurgan) rejimlerin temel özelliği, yönetimlerin halk adına karar vermesi, iyi, doğru ve güzel olanları dayatması, buna karşın halkın sorunlarını çözümlemeyi de üstlenmesidir.

Demokrat (katılımcı) rejimlerin temel özelliği ise halkın kendisi için iyi, doğru ve güzel olanlara karar vermesi, sorunlarının çözümlerini kendisinin üretmesi, yönetimlerin de bu çözümlerin hayata geçirilmesi için -varsa- engelleri ortadan kaldırmasıdır. Demokrasilerde, toplumun sorunlarına karşı ürettiği çözümlerin yönetimlere iletilmesi için temsilcilerini kullanması, bu rejimlerin belirgin özelliğidir.

—————————————————————————————————————–

Maliye Bakanı Şimşek yaptığı açıklamaya göre Cumhurbaşkanlığı Sarayı ve uçağı için Türkiye’nin kesesinden 1 milyar 782 bin 550 lira çıkacakmış. İlkin bununla ilgili haberi okuyalım:

[Hakkında birçok kez verilen yürütmeyi durdurma kararma rağmen, Tayyip Erdoğan’ın, “Güçleri yetiyorsa yıksınlar. Açılışını da yapacağım, içine de girip oturacağım” sözlerinin ardından tamamlanan, hem maliyeti hem de gösterisiyle hayret uyandıran Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın proje bedelinin 1 milyar 370 milyon TL olduğu ortaya çıktı. 

Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda konuşan Maliye Bakam Mehmet Şimşek, ‘Ak Saray’ın bedelini 1 milyar 370 milyon lira olarak kamuya açıkladı. Şimşek, Saray için şimdiye kadar tümü Başbakanlık bütçesinden olmak üzere 963,4 milyon lira harcandığım belirtti. Şimşek, Saray için 2015 bütçesinden 300 milyon lira ödenek ayrılacağım da belirtti.

Şimşek, tartışma konusu olan Cumhurbaşkanlığı uçağının toplam maliyetinin ise 185 milyon dolar (412 milyon 550 bin lira) olduğunu kaydetti. Maliye Bakam, örtülü ödenekten geçen yıl 990,3 milyon lira, 2014 yılının başından bu yana da 874,9 milyon lira harcandığım dile getirdi.

Gösterişi ile yurt içi ve yurt dışında dillerden düşmeyen 1000 odalı Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nin mobilyaları beğenilmedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Değiştirin” talimatı üzerine, küçük mobilyalar binadan çıkarıldı, yerine 3 farklı markadan yeni siparişler getirildi.

İstihbarat teşkilatı ise binaya alınan tüm eşya, mobilyaları teknik incelemeden geçirdi. Ancak mobilya değişikliği istihbaratın işini aksattı. Bu nedenle istihbarat tarafmdan ‘dinleme yapılamaz yönünde bir rapor verilmedi. Erdoğan’ın çalışma odasma kurulan hoparlör sistemi de krize yol açtı. MİT ‘en iyi dinleme hoparlör üzerinden yapılır’ deyince cihaz söküldü.] (Sözcü, Veli TOPRAK, 4 Ekim 2014)

***

Olayı Türkiye’de bilen biliyor: Haberin de belirttiği gibi R.T.Erdoğan aralarında Danıştay’ınki de olmaz üzere aleyhte alınan bu bütün yargı kararlarını tanımadığını ve “Güçleri yetiyorsa yıksınlar. Açılışını da yapacağım, içine de girip oturacağım” dediğini de biliyoruz. Yargı kararlarını açıktan açığa dinlemeyen, yasalara karşı isyan bayrağı açan marjinal bir başbakan ve cumhurbaşkanı söz konusu.

Özenti ve görmemişliğin verdiği o çiğ şımarıklıkla, “White House”dan mülhem “AK SARAY” adını verdikleri o binanın arsa tapusu yok, inşaat izni yok, iskan ruhsatı yok. Böyle bir binaya yüzölçümü ve hacmi ne olursa olsun Türkiye’de artık GECEKONDU adı veriliyor. Bu bina geceleri değil, 24 saatlik çalışmayla yapıldı. Bu nedenle ben bu yapıya ak saray, fıstıki yeşil saray demem, buranın adı adıyla sanıyla AK KONDU’dur. Bu adı yayıp ağızlara yerleştirmek bu sitenin bir avuç okuruna düşüyor.

Kimsenin dikkatini çekmeyen birkaç konuya değineceğim AK KONDU konusunda. Okuduğuma göre binanın planlarına, dekorasyonuna bizzat R.T.Erdoğan ve türbanlı refikaları müdahale ve nezaret etmişler.

Erdoğan familyası,1000 odalı AK KONDU’nun mobilyalarını beğenmemiş. R.T. Erdoğan’ın “Değiştirin” talimatı üzerine, küçük mobilyalar binadan çıkarılıp  yerine 3 farklı markadan yeni siparişler getirilmiş.

Devletin resmi konutları, devletin yurt dışındaki temsilcilikleri, buralarda görevleri gereği belli bir süre oturan ve oturacak olanların kişisel malı olmadığı için onların kişisel zevklerini yansıtmaz. AKP mensuplarının zevkleri devletin resmi zevki değildir ve olamaz. Erdoğan ailesinin olgun bir estetik zevkinin olup olmaması önemli değil. Devlete ait binaların mimarisi devletin dünya görüşüne ve imgesine uygun olarak planlanır. Türkiye Cumhuriyeti’nin hiçbir resmi binası ne Şelçukî ne de Osmanî mimarinin taklidi olabilir. AK KONDU’nun mide bulandırıcı mimari projesini kim yaptı ise yaptı, ama hangi mimari ve estetik kurul kabul etti, bu “kabul”de Başyüce Erdoğan’ın ve yakınlarının etkisi var mı?

Bu sonu havaciva bir soru değil, verilecek cevap Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin rejiminin adı için nesnel bir gösterge olacaktır.

Kamu binalarının mimarisi, iç mimari ve döşemesi bireylerin özel ve kişisel zevklarine göre düzenlenemez. Bu yapılar dönemsel zevkleri yansıtan ulusal simgelerdir. Bunlara kimse müdahale edemez. Ama AKP’nin iktidara gelmesiyle,  önce Abdullah Gül’ün refikası hanım Çankaya köşkünün döşemesini beğenmedi, sanki babasının ya da kocasının malıymış gibi devlet hazinesinden para harcayarak kendi misafir salonuymuşcasına  döşedi. R.T.Erdoğan’ın refikaları bu döşemeyi beğenmemiş olmalı ki devlette başyüce rolünü oynayan zevcleri malum AK KONDU’yu konduruverdi. Bu saygısızlıklar bağışlanamaz!

1000 odalı kondunun tapusuz, ruhsatsız, iskansız yapılması demokratik bir ülkede kesinlikle mümkün değil; bu binaya elektrik, gaz, su ve telefon, internet falan filan bağlanması da mümkün değil. Bir gün bunların hesabı elbette sorulur. Ve sorumluluların burnundan fitil fitil getirilir. Ve dahi harcanan paralar sorumlularından ayaklarındaki pantolon bile soyularak geri alınır.

Türkiye Cumhuriyeti laik bir devlet olarak, alacağını kesinlikle öteki dünyaya, mahşer gününe bırakmaz. Cumhuriyet kimseyle helalleşmez.

***

Gelelim şu sigara işine. İnternetten aktardığım haberi bilginize sunuyorum:

[Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kapalı alanda sigara içiyorlar dediği kahvenin sahibi Metro Holding çıktı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Esenler Belediyesi’nin toplu açılış töreninin ardından kapalı bir mekanda sigara içen vatandaşları görmüş ve sigara içenlere dönerek, “Ceza-i müyeddesi var” demişti.

Beraberindekilere dönerek de “Nerede Zabıta? Kapalı yerde sigara içiliyor” diye soran Erdoğan, “Cezası var, biliyorsunuz ama yani nerede zabıta? Göstere göstere terbiyesizce içiyor…” diyerek tepki göstermişti. Kapalı mekanda sigara içenin görüldüğü anda zabıtanın ceza yazacağını ifade eden Erdoğan, “Terbiyesiz herif Cumhurbaşkanı söylüyor, hala içmeye devam ediyor” dedi.

Erdoğan’ın kapalı mekanda sigara içiyorlar diyerek tepki gösterdiği cafenin (yani kahvenin Ö.İ.) sahibinin Metro Holding olduğu ortaya çıktı.

Hürriyet’in haberine göre söz konusu mekânın Galip Öztürk’ün başında bulunduğu Metro Holding’e bağlı bir şirketin franchise olduğu anlaşıldı. Metro Grup Samsi Gıda Üretim San. Ve Tic. A.Ş.’nin benzer şekilde 6 şubesi bulunuyor. Simit satışı yapılan mekânların ilki Bayrampaşa’da açılmıştı. Bu şubenin açılışına Metro Holding CEO’su Abdulkerim Emek’in yanı sıra, holdingin yöneticileri ve Bayrampaşa Belediye Başkanı Atila Aydıner katılmıştı. Deniz Ayvaz’ın iki ortağı ile geçtiğimiz 12 Ağustos’ta kurduğu şirket (Liya Gıda Maddeleri) de bu franchise şubelerden biri.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Esenler’deki programına damga vuran olay bir cafede sigara içenleri azarlaması oldu. “Terbiyesiz herif! Cumhurbaşkanı söylüyor hala sigara içmeye devam ediyor! Ceza-i müeyyidesi var!” diyen Erdoğan, cafe hakkında derhal işlem yapılması talimatı verdi. O cafe ismi son günlerde “paralel yapı” tartışmalarıyla öne çıkan bir kişiye ait çıktı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, katıldığı açılış programının ardından Esenler Belediyesi’ne yürüyerek giderken bir cafede sigara içenleri gördü. Erdoğan yol ortasında durarak parmağıyla tiryakileri işaret etti ve “Ceza-i müeyyidesi var!” dedi.

Hemen yanında bulunan İstanbul Valisi Vasip Şahin, Esenler Belediye Başkanı M. Tevfik Göksu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Kadir Topbaş ve AK Parti İl Başkanı Aziz Babuşçu Cumhurbaşkanı şaka yapıyor sanmış olacak ki gülmeye başadı. Bunun üzerine Erdoğan daha da öfkelendi ve bu kez Göksu’ya hitaben “Gülüyorsunuz ama ceza-i müeyyidesi var! Nerede zabıta?” diye defalarca sordu.

Durumun vehametini geç de olsa anlayan Başkan Göksu, hemen zabıta müdürünü aramaya koyuldu. Bu arada Cumhurbaşkanı Erdoğan “Göstere göstere terbiyesizlik bu!” diyerek tepkisinin dozunu daha da arttırdı.

Protokolü buz keserken Başkan Göksu “Efendim etrafı açık” diyecek oldu ama Cumhurbaşkanı Erdoğan “Farketmez!” diyerek kestirip attı.

Başta Esenler Belediye Başkanı M. Tevfik Göksu olmak üzere protokolü haşlayan Erdoğan yürümeye devam etti ama “Terbiyesiz herif! Cumhurbaşkanı söylüyor hala sigara içmeye devam ediyor!” diyerek tepkisini yineledi.

İlginç vakanın yaşandığı yer Esenler Davutpaşa Caddesi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tepki gösterdiği cafe ise 12 numarada yer alan Samsi Simit Cafe. Peki Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Terbiyesizler!” diye azarladığı Samsi Cafe kime ait?

Cafenin internet sayfası, www.samsisimit.com adresinde yer alan bilgilere göre cafenin adı ‘Samsun Simit’ten türetilerek konulmuş. İlk şubesini 2011 yılında açmış. Bağlı olduğu şirket ise sıkı durun; Metro Holding! Yani havuz medyasının ‘paralel yapı’ manşetlerinin vazgeçilmez malzemelerinden biri olan Galip Öztürk’ün sahibi olduğu şirket…

Daha önce ‘çete’ suçlamasından hapis yatan Galip Öztürk, malum süreçte “ben yapmadım paralel yaptı” haberlerine iyi malzeme vermişti. Sabah Gazetesi adliye muhabiri Şaban Arslan’a röportaj veren Galip Öztürk ‘paralel yapı’ ve Fethullah Gülen hakkında birçok suçlamada bulunmuştu.

Esenler Belediye Başkanı M. Tevfik Göksu tüm protokolün önünde yediği azarın ardından iddiaya göre bizzat Zabıta  Müdürünü  o cafeye yolladı. Yine iddiaya göre Esenler Belediyesi cafeye sağlam bir ceza yazdı ve çalışma ruhsatını incelemeye aldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dolaylı olarak “Terbiyesizler!” diyerek suçladığı Galip Öztürk durumu nasıl toparlayacak şimdi büyük bir merak konusu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Esenler’de kafeteryada sigara içenlere “terbiyesizler” diyerek tepki göstermesi tartışılırken, kafedeki kişilerden bazılarının CHP’li gençler olduğu ortaya çıktı.

Gerçekgundem.com’un haberine göre, o isimlerden biri CHP Esenler İlçe Yönetim Kurulu üyesi Didem Cendere. Diğeri ise CHP Esenler Gençlik Kolu Başkanı Ozan Işık. Erdoğan kendilerine tepki gösterdiği anın fotoğrafını çeken ve Twitter hesabından paylaşan Işık, altına ise “Bize döndü el sallamadık ve sigara içen arkadaşıma ‘kapalı alanda sigara içilmez’ diye bağırdı. Ona da karıştı” notunu düştü.

Konuyla ilgili hurriyet.com.tr’ye konuşan iki genç isimden Ozan Işık, “Herkes el sallarken biz fotoğraf çektik. Kendisinin el sallamasına da karşılık vermedik. Didem (Cendere) sigarasını eliyle arkasına doğru götürerek sakladı. Fotoğraf çekerken, sigarasını da içen bir başka genceydi tepkisi sanırım” dedi. Işık, Cumhurbaşkanı’nın konuşmasına karşılık kendisi ile hiçbir diyaloga girmediklerini ve saygısızlık yapmadıklarını da söyledi.]

***

Alıntı biraz uzun oldu. Olsun! Huyum böyle, eleştirdiğim nesnenin, olayın iyice bilinmesinde yarar var.

Kahvenin sahibinin, sigara içenlerin kim olduğunu atlayıp senaryoyu gözünüzün önüne getirin: Bir ülkenin cumhurbaşkanı, yanındaki mutad zevatla, ülkenin bir kentinin bir sokağında dolaşıyor. Dolaşırken, yasaya aykırı olarak yarı açık bir mekanda sigara içildiğini görüyor. Cumhurbaşkanı, demokratik bir ülkenin cumhurbaşkanı ise, yanındaki yaverlerinden birine durumu not ettirir ve bu not üzerine ilgili ve sorumluların dikkati çekilir. Demokratik ülkenin cumhurbaşkanı, Osmanlı’nın subaşısı gibi olaya bizzat müdahale etmez.

Ama işin içine “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” sendromu girince habbe kubbe oluyor işte:

Ama gerçek şu ki R.T.Erdoğan demokrasiyle (?)  yönetilen bir cumhuriyetin otokrat başyücesi. Sigara içmeye devam eden gençlere “Terbiyesizler Cumhurbaşkanı’nın karşısında sigara içmeye devam ediyorlar” diye bağırıyor. Yasaya göre birinin bir başkasına “Terbiyesiz” demesi hapislik bir suç. Ama bunu söyleyen Cumhurbaşkanı ise suç değil. Ama bir insanlık ayıbı ve suçu!

Üstelik çok tehlikeli bir durum: Ya gençlerden biri her şeyi göze alarak “Terbiyesiz olan sizsiniz!” dese ne olacak? Hızını alamayıp 17 ve 25 aralık olaylarını hatırlatsa ve eklese: “Siz bizi yasa dinlememekle suçluyorsunuz, ama sizin yasa dışı onlarca işiniz, eyleminiz var. Yasa dinlemeden kendinize bir AK KONDU yaptırdınız ve içine gururla girip gönül rahatlığıyla oturdunuz!” dese ne olacak?

Mahkemeye çıkarıldığında, IV.Murat’ın Bekri Mustafa ile yaşadığı olayın öyküsünü anlatıp “Biz kendisini Cumhurbaşkanı’nı taklit eden biri sandık!” dese ne olur?

Öyküyü hatırlayalım:

IV.Murat koyduğu yasaklara uyulup uyulmadığını bizzat kendisi kontrol etmeye meraklı bir padişah olduğu için, yine bir gün kıyafet değiştirerek bir sandala biner. Amacı sahil şeridinde içki içilip içilmediğini kontrol etmektir. IV. Murat’ı tanımayan sandalcı arada bir cebinden bir şişe çıkartıp yudumlamaya başlayınca, padişah sorar :

–   “Nedir o içtiğin ? ”

Sandalcı Bekri Mustafa’nın ta kendisidir; kendini kolay ele vermez.

–   “Kuvvet şurubu” der. “Ben bundan iki yudum çekince kendimi aslan gibi hissediyorum. Kürek çekmek vız geliyor”.

Padişah tadına bakmak isteyince, Bekri Mustafa, nasılsa denizin ortasındayız, bizi kim yakalayacak, diye düşünüp şişeyi uzatır. Padişah iki yudum alır almaz, kükrer :

– “Bre zındık ! Bu şarap. Şarap içmeyi yasakladığımı bilmiyor musun ?

Bekri Mustafa şaşırır :

–   “Sen kimsin ki, içkiyi yasaklıyorsun ?” der.

–   “Ben IV. Murat’ım !..”

Bunun üzerine Bekri Mustafa küreği kaptığı gibi ayağa fırlar.

– “Şimdi atarım seni denize, daha iki yudum aldın, kendini IV. Murat sanmaya başladın. İki yudum daha alsan, Dünyayı ben yarattım diyeceksin”.

Özdemir İnce

6 Kasım 2014

“AK KONDUNUN SAHİBİSİ !” üzerine bir düşünce

  1. Geri bildirim: AK KONDUNUN SAHİBİSİ !

Yorumlar kapalı.