AKP İSLAMİ DEĞİL(MİŞ)

AKP’lilerin pişkinliğine hayranım. Her ortamda konuştukları bir dil, kullandıkları özel sözcükler var: Evde, cemaatte, partide, TBMM’de, yurt içinde, yurt dışında… Daha doğru anlatımla, her ortamda şapkalarından bir başka kuş çıkartıyorlar.
8 Mayıs 2007 tarihli gazetelerde, ABD’nin Newsweek dergisinin, Dışişleri Bakanı ve geçersiz cumhurbaşkanı adayı Abdullah Gül ile yaptığı söyleşinin haberleri yer almakta. Hatta Vatan gazetesi, Abdullah Gül’ün “İslami partileri sevmem” cevizesini manşet yapmış.
Abdullah Gül ya da aynı familyadan bir başkası böyle bir lafı ecnebi muhitlerde eder. Ecnebi gazeteciler bu sözü ciddiye alırlar. İçerde ise genellikle inkar ederler. Kefere gazetecinin yanlış yazdığını, olmazsa tercümenin yanlış yapıldığını ileri sürerler. Nitekim “Laik rejimin sonu gelmiştir!” cümlesine de aynı muamele yapıldı.
Abdullah Gül’ün “İslami partileri sevmem” cümlesini TBMM’de, parti meclisinde ya da yakında başlayacak seçim konuşmalarında tekrarlamasını beklemeyin sakın.
Örneğin, Abdullah Gül’ün yapacağı ilk basın toplantısında, cümleyi manşet yapan Vatan’ın muhabiri sorsun bakalım kendisine, neden sevmezmiş İslami partileri, hep birlikte anlayalım.
Ama daha önce Abdullah Gül’ün, doğulu münafıklığından arınarak saflaşmış Newsweek başyazarı Fareed Zakaria’ya söylediklerini birlikte okuyalım:
***
“Ailemdeki tüm kadınlar türban takmıyor. Ben ailemdeki bütün kadınlara bu konuda bir şey söylemezken, neden diğerlerine söyleyeyim ? Böyle bir şey yapmaya kalksam en başta ailemden olumsuz tepki alırım.”
Böyle bir cümle karşısında kafayı oynatabiliriz. Peki kardeşim, lise ikiden çıkartıp evlendiğiniz eşiniz sizden önce türbanlı mıydı ? Bizim anladığımıza göre aileye refikalar, kerimeler, valideler, hemşireler girer. Bunlar arasında türbansız olanı var mı ? Efendim, emmimin ortanca gelininin kızkardeşi türbansız ! Hah, oldu işte. Peki türban neden AKP’nin müzmin politikası ?
***
“Son bir hafta içinde komutanlarla birkaç kez görüştüm. Demokraside ordunun müdahale gibi bir rolü olamaz. Ancak onların kaygılarını da anlıyorum. Ve bunları çözmek için beraber çalışacağız.”
Abdullah Gül haklıdır, demokrasilerde ordu politikaya müdahale etmez, edemez. Ordu müdahale ediyorsa bunun nedeni ülkede demokrasi olmaması. Hükümetlerin Cumhuriyetin temel niteliklerinden sapmaları, Anayasa’yı çiğnemeleri. Ordunun kaygısını gidermenin tek bir yolu var: Cumhuriyet’e boyun eğmek, Anayasa yolundan ayrılmamak.
***
“Türkiye Müslüman bir ülke. Ama bu İslam ile politikayı karıştırmamız anlamına gelmiyor. Biz İslami bir parti değiliz. Din bireysel kavramdır. Ayrıca ben İslami partileri sevmem.”
İslami parti değilseniz, İmam-Hatip fesatlarını hemen bırakın, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın imam ordusuyla Devlet’i işgalden vazgeçin !