ALTAN ÖYMEN’İN TANIKLIĞI

Kardeşi Örsan Öymen daha yakın arkadaşımdı(r), ama Altan Öymen de epeyce arkadaşımdır. Öymen kardeşleri, yuvarlak hesap 50’li yılların sonlarında, 60’lı yılların başlarında, Ankara’nın ünlü Piknik’inin üzerindeki Gazeteciler Cemiyeti’nde uzaktan görürdüm. Benim bir dost sayesinde ürkerek girdiğim Cemiyet’te babalarının çiftliğinde gibi dolaşırlardı.
Babaları Hıfzırrahman Raşit Öymen, 1960 yılında Gazi’den mezun olduğum zaman diplomamı vermişti. Örsan, o sahneyi gösteren fotoğrafı babasıyla ilgili bir yayında kullanmak üzere aldı ama geri vermedi. Güzel bir fotoğraftı.
***
1969 yılında, TRT Dış Haberler’den Ankara Televizyonu’na geçtiğim zaman iki kardeşle gerçekten tanıştık. Beni artık az-buçuk tanıyorlardı. Örsan Haberler’de çalışıyordu. Altan Öymen ise, sanırım, Melih Aşık’ın yönettiği “Objektif Programı”na Varlık Özmenek ve rahmetli Adem Yavuz’la birlikte program hazırlıyordu. Programın metnini ben okuyordum.
Altan Öymen’i en son ve uzun süre sonra 20 Kasım 2009 gecesi Sirkeci Gar Lokantası’nda gördüm. Eski günlerdeki gibi. Eski günlerdeki gibi diyorum, çünkü 1970’lerde Ankara’da Sultan Otel’in barında, Mehmet Kemal’in “Kalem”inde, şimdi yerlerinde yeller esen “Tavukçu” ve “Pis Buhara”da bir arada olurduk. Hepsi destansı nitelikte (Haluk Tuncalı, Şirin’in babası Nizam Payzın, Erhan İsmet, Ertan Karasu, Zafer Cilasun, vb.) televizyon programcıları, habercileri, gazeteciler, yazarlar, operacılar ve tiyatrocular gelirdi. Bizi pek devrimci saymayan zamanın devrimcileri başka yerlere takılırdı.
***
Lâfı Altan Öymen’in son yayınladığı ve “Kadim Dostum Özdemir İnce’ye en iyi dileklerimle” diye imzaladığı, kendi deyişiyle “Anılı” kitabı “Öfkeli Yıllar”a (Doğan Yayıncılık) getireceğim. Ama bu kitap hakkında ne diyebilirim, tarihsel tanıklığın hangisine, neden itiraz edebilirim ? İtiraz edebileceğim her hangi bir tarihsel yan yok. Anlattıkları benim de içinde ya da bir kıyısında yaşadığım öfkeli yıllar. Doğan Yayıncılık daha önce “Bir Dönem Bir Çocuk” ile “Değişim Yılları”nı yayınlamıştı.
Fakat “Öfkeli Yıllar” bir ölçüde benim de hayatıma tanıklık ediyor : Rüzgarlı Sokak, Cemil Sait Barlas’ın Pazar Postası (Muzaffer Erdost zamanında “İkinci Yeni”nin folluğu oldu), Posta Caddesi’ndeki Kürdün Meyhanesi, Palabıyık. Ben Karpiç’e adım atamadım.Listede Üç Nal ve Sakarya Caddesi’ndeki Missuri Lokantası-Üçüncü Mevki (Erdoğan Tokmakçıoğlu’nun kulakları çınlasın) eksik. Canı sağolsun !
***
“Öfkeli Yıllar”ın bence en önemli bölümü, 1951 “Komünist Tevkifatı”nı anlattığı 12. Bölüm (S.241). Demokrat Parti’nin ABD yardımı alabilmek için nasıl bir hayali komünizm yarattığını anlattığı bölüm. Demokrat Parti hükümeti habbeyi kubbe yapmıştı. “İşin ‘büyük’ olduğunun duyurulması, hükümetçe de isteniyordu. Çünkü Türkiye’de ‘komünist tehlikesi’nin var olması, Amerika’nın Türkiye’ye ‘ilgisi’nin, dolayısıyla ‘Amerikan yardımı’nın artması demekti.” (S.255) O yıllar iktidarın acaba “biraz komünist mi ithal etsek?…” diye kıvrandığı yıllardı. Türkiye NATO’ya 1951 komünist tevkifatının 167 kurbanı ve Kore Savaşı sayesinde girdi.
“Tarihle Yüzleşmek” heveslisi tayfa biraz da Türkiye’deki kızıl tehlike hayaletiyle de yüzleşse olmaz mı ? Hayra girerler, dua kazanırlar !