ANAVATAN PARTİSİ GENEL BAŞKANI ERKAN MUMCU’YA MESAJIM

Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu, gönderdiği metnin ortalarında “Nezaket ölçülerinin dışına çıkarak eleştirdiğiniz ‘sağ’ın da böyle bir talep ya da düşüncesi asla söz konusu değildir” diyordu.
Türkiye merkez sağı benim bakış açımdan hiçbir zaman eleştirilmediği için, Erkan Mumcu üslubumun nezaket ölçülerinin dışına çıktığını sanıyor.
Erkan Mumcu’nun dün yayınladığım mesajını birkaç kez okudum ve bu mesajı yazma ve benim sütunumda yayınlatma arzusunu bir türlü anlayamadım. Ancak bir şey anladım : Erkan Mumcu’nun da bütün merkez sağ ve daha sağdaki sağlar gibi Cumhuriyet’in temel ilkeleri ve bu ilkelerin uygula(n)ması ile sorunu var. Bu sorun benim “Belagat bataklığı” olarak tanımladığım olgunun altına gizleniyor.
***
Erkan Mumcu şu cümleyi işte bu belagatın şehveti ile yazmış: “Türkiye’de yönetim – yönetici elit ve halk ayrışması Cumhuriyetten çok önce en erken II. Mahmut ile başladı. Meselenin özü, kendi çağdaşlaşmasını kendisi üretemeyen geleneğin modernlik ve modernizm denilen olguya ‘maruz kalması’dır.”
Bu türden yanlışları sadece Nilüfer Göle gibi sosyologlar yapar sanırdım, meğer genç politikacılar da yapıyormuş. İlkin bir safsatayı yıkalım : Dünyanın her ülkesinde yönetici elit ve halk ayrışması vardır. Bunun tersinin geçerli olduğunu hiçbir sosyolog, siyasetbilimci ve siyasetçi gösteremez. Kuşkusuz “Saray”/ “Halk” ayrışması söz konusu değildir, ama bu ayrışma vardır. Örneğin AKP iktidarında bile vardır bu. “Bile” de ne, belki de en çok onlarda vardır.
Siyasetteki en önemli sorun “Elit” sorunudur. Eliti, elitleri iyi yetişmiş ülkeler başarı kazanırlar. ABD’ye, İngiltere’ye, Fransa’ya bakın : Siyasetçilerinin, yöneticilerinin mezun oldukları okullar ve üniversiteler bellidir, dışişleri kadrolarını besleyen okullar bellidir.
İyi yetişmemiş elitlerin yönettiği ülkeler batar. Türkiye merkez sağının ve İslamcı sağının elitleri iyi yetişmediği için Türkiye son elli yılda her bakımdan çıkmaza girmiş, çağ karşısında bozguna uğramıştır.
Erkan Mumcu yazdıklarımı ciddiye alıp adını verdiğim üç ülkede bir araştırma yapsın.
Türkiye merkez sağı ülke elitlerinin kalitesini arttıracağına tam tersini yapmış Mülkiye ve Galatasaray gibi epeyce gelenekselleşmiş kaynakları, “devlet” ve “kadro” anlayışından yoksun olduğu için kurutma yolunu seçmiştir.
Elit/Halk çelişkisini anlamamak, bu çelişkinin olumlu/olumsuz özelliklerini kavrayamamak bir siyasetçiye yakışmaz.
***
Erkan Mumcu “Meselenin özü, kendi çağdaşlaşmasını kendisi üretemeyen geleneğin modernlik ve modernizm denilen olguya ‘maruz kalması’dır” diyor.
Hiçbir gelenek dışardan bir baskıya, bir etkiye “maruz” kalmaz ise değişmez. Bu “maruz” kalma altyapısal olabilir, üstyapısal olabilir. Cumhuriyet alt ve üst yapılarıyla toplumu değişime zorlamıştır. Devrimler “maruz” bırakmak zorunda olduğu için, devrimlere ve “maruz bırakan” güce, kuruluşa ve kişiye jakoben demek çok yanlış olur.
Parti genel başkanlığı yapan bir genç politikacının bu temel “şeyleri” bilmesi beklenir !