ANAYASA HUKUKU DERSLERİ

Anayasa’nın 2. maddesinde yazdığına göre: Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devleti ise ve uygulamada öyle kalacaksa, Cumhurbaşkanı’nın, Başbakan’ın, bütün bakanların, bütün milletvekillerinin, bütün gazete yazıcılarının ve bütün entelijanstsiyanın bir Anayasa Hukuku ders kitabı edinip baştan sona hatmetmeleri gerektiğini düşünüyorum.
Hukuk diploması almış olanlar da bilgi tazelemek için aynı şeyi yapmalıdır.
Ben bu işi yıllardır yapıyor ve faydasını görüyorum.
Anayasa Hukuku ders kitaplarından birini okuyup iyice anlamamış olanlar, darbenin sadece silah ile yapıldığını sandıkları için, Sivil Darbe olasılığına katıla katıla gülüyorlar.
Sivil Darbe yapmanın en kolay yolu hukuksuz bir devlet yaratmaktır.
Siyasal iktidar (yani Yürütme Erki’ni elinde bulunduran hükümet), Yasama Erki’nin (yani Meclis’in) görev ve yetkilerini etki altında tutmak ve Yargı Erki’ni denetim altına almak suretiyle Sivil Darbe yapar.
Silahlı Darbe’yi silahlı kuvvetler yapar.
Halk İhtilali’ni (Halk Darbesi’ni) silahlanmış halk yapar.
Sivil Darbe’yi hukuksuz hükümet yapar.
***
Başkalarının tercihine karışmam, yeter ki bir Anayasa Hukuku ders kitabı hatmetsinler. Benim tercihim, değerli dostum, kuşaktaşım, arkadaşım Prof.Dr.Erdoğan Teziç’in şimdiye kadar 12-13 baskı yapmış olan Anayasa Hukuku’dur (Beta Yayınları).
İstanbul’daki ve köydeki çalışma masalarımın üzerinde Anayasa metni ve sözlüklerle birlikte durur. Örneğin hükümet ya da parlamenterler Referandum’dan mı söz ediyorlar, açar dostumun ders kitabına bakarım.
Erdoğan Teziç kendisine yapılan tavsiyeleri tevazu ile dinleyecek bir yüce gönüllüdür. Örneğin, buradan, ders kitabının yeni baskısında, şu her derde deva ebegömeci “Milli İrade” kavramına özel bir bölüm ayırmasını tavsiye edeceğim. Benim tanıdığım Erdoğan Teziç 19 Ocak 2010 tarihli yazımı (“Milli İrade Demokrasiye Karşı”) mutlaka okumuş ve bir yere not etmiştir.
Edebiyat sever dostum Erdoğan Teziç, şairlerin hukuk ve adalet tutkusunu çok iyi bilir.
***
Örneğin Prof.Dr.Erdoğan Teziç’in Anayasa Hukuku kitabının 402. sayfasını açıp okuyalım: “Kuvvetler Birliğine Göre Siyasi Rejimler” – “Kuvvetler Birliği rejimleri, yasama ya da yürütme organlarından birinin, devlet yetkilerine sahip olmasını ifade eder. Kuvvetler birliği yürütme lehine olabileceği gibi, yasama lehine de olabilir. Kuvvetlerin yürütme’de birleşmesi, diktatörlük rejimlerine, yasama’da birleşmesi de, ‘konvansiyonel’, ya da ‘meclis hükümeti’ rejimine yol açmaktadır.”
Şairin yorum ve katkısı: Kuvvetlerin yürütmede (hükümette) toplanmasının herhangi bir anayasal ve yasal kaynağının olması gerekmez. Olmadığı durumlarda da yürütme, yasama meclisindeki çoğunluğunu türlü şekilde pasifleştirerek onun yetkilerini de yönlendirebilir, Meclis’ten istediği yasaları kolayca çıkartabilir.
Böyle bir ortamda, emniyet subabı (varsa) Anayasa Mahkemesi, Danıştay gibi yüksek mahkemelerdir. TBMM’deki çoğunluğunu emir-komuta ilişkisiyle yönlendiren AKP hükümeti Yüksek Mahkemeler’i de denetim altına alırsa rejim’in adı ne olur ?