ANAYASA MAHKEMESİNİN KARARINI YORUMLAMAK

Başka bir terminoloji içinde söyleyecek olursak, Anayasa Mahkemesi’nin altı üyesi AKP’ye idam ya da ömür boyu hapis, dört üyesi yirmi yıl ağır hapis cezası verdi. Anayasa Mahkemesi Başkanı olan üye ise aklama (berat) kararı verdi.
Türbancıların bayrak sallaması, AKP müşterilerinin göbek atması bu partinin yandaşlarının durumun fecaitini anlamadıklarını gösteriyor.
***
Anlamayanlar sadece bunlar mı ? AKP’yi elinde böylesine bir güçlü meclis çoğunluğu varken Anayasa ve gerekli yasaları değiştirmediği, bu suretle kapatılma tehlikesini savuşturmadığı için eleştirenler var. Bunlara göre AKP Anayasa ve yasaları hemen değiştirmeli ki Yargıtay Başsavcısı Anayasa Mahkemesi’nde yeni bir dava açmasın.
Açıkcası, laik, demokratik bir sosyal hukuk devleti ilkelerine uymak istemeyen bir siyasal ideolojinin temsilcisine, “Anayasa ve yasal değişiklik yap, sonra bildiğini oku !” diyorlar.
Mahkemesinin kararını açıklamadan önce yaptığı giriş konuşmasında Anayasa Mahkemesi Başkanı da aynı yöntemi salık verdi ve “Mahkememiz AKP’yi Cumhuriyet’in ve Anayasa’nın temel ilkelerine uyması konusunda cezalandırmıştır” demeyi beceremedi.
***
Ortada Anayasa Mahkemesi’nin son iki kararı bulunmasına karşın, devletin ve laiklerin “bu kadar” laik olma ve laik kalma inadından vazgeçmesi gerektiğine inananlar da var. Uzlaşmak için bu inattan vazgeçilmesini öneriyorlar. Yani Cumhuriyet irtica ile uzlaşmak için laiklik ilkesinden vazgeçecekmiş ! Bu insanların “adam” olma olasılığı neredeyse hiç kalmamış !
***
Gündemi bu denli yakından izleyerek ilk kez bir yazı yayınlıyorum. Yayınlıyorum, çünkü Anayasa Mahkemesi’nin verdiği ertelenmez mahkumiyet kararına karşın AKP’nin demokratikleşeceğine, laikleşeceğine inanmıyorum.
2002 yılında, AKP yöneticilerinin değişmediklerine, şıpın işi değişmenin olanaksızlığına inan dürüst insanları dinozor olmakla suçlayanlar, yanıldıklarını feci bir biçimde gördüler. Aynı kişiler, şimdi, Anayasa Mahkemesi’nin kararının AKP’yi değişime zorlayacağına inanıyorlar.
Kusura bakılmasın, AKP Milli Görüş programından hiçbir zaman bir milim bile ayrılmamış, ancak yoluna çıkan engellerin çevresinden dolaşmayı tercih etmiştir. Lenin’in dediği gibi “Bir adım geri, iki adım ileri” taktiğini uygulamıştır.
Anayasa Mahkemesi vartasını da atlatmıştır. Yorgunluğunu atlatır atlatmaz, dedikleri gibi “Kaldıkları yerden devam” edecektir !
***
Sanki bir Anayasa Mahkemesi duruşması yapılmamış, Mahkeme iktidar partisini cezalandırmamış gibi davranıyor insanlar. Sanki kız kaçırma davası sonuçlanmış gibi tarafların potlaç yapıp barış yemeği yemesi, Kızılderililer gibi barış çubuğu tüttürmesi isteniyor.
Anasaya Mahkemesi kız kaçırma davalarına bakmaz, adı üstünde Anayasa ihlalleriyle ilgili davalara bakar. Bu nedenle AKP lideri ile CHP liderinin bir araya gelip, el sıkışmasını, hatırı kırk yıl sürecek bir acı kahve içerek uzlaşmalarını istemek siyasal bilinçsizliktir. Sanık Adalet ve Kalkınma Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi ile değil Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile uzlaşacak. Anayasa AKP ile uzlaşmaz. AKP uzlaşacak ! Davanın tek mesajı budur ! Anayasa’nın dediklerini bir bir yerine getirecek ! (Yarına)