ANAYASA MAHKEMESİNİN SON KARARININ DERİN ANLAMI

Şiirde anlam iki düzlemde gerçekleşir: Yatay anlam, yani cümlenin akışıyla birlikte soldan sağa kurulan anlam, cümlenin yüzeysel anlamı. Ama şiirin derin anlamı, düşey olan, yukarıdan dize dize aşağı doğru gelişen anlamdadır. Bu anlam göze değil mantık ve duygulara, duyulara seslenir. Bu anlam ancak yorumlamalarla ortaya çıkar.

Bu anlama yöntemini daha önce “Kuvvetler Ayrılığı” konusunda yazdığım yazılarda uygulamıştım. Şimdi bu konuya, işi yalınlaştırarak bir kez daha döneceğim. Yazı “Uygarlık, İlkellik ve Din” gibi yalın bir yazı olacak.

Ama önce 6 Ekim 2014 tarihli Cumhuriyet gazetesinden bir alıntı yapalım:

“CÜBBENİ ÇIKART HAŞİM EFENDİ”

ADIYAMAN (DHA) – AKP Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner, Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Haşim Kılıç’a sert sözlerle yüklendi. Metiner, “Sen bu ülkede hükümdar değilsin, şah değilsin. Ey Haşim Kılıç, senin başında olduğun Anayasa Mahkemesi’ne zinhar saygı duymuyorum. Yüreğin yetiyorsa cüppeni çıkartacaksın Haşim Efendi. Sen Gezi’ci misin, Anayasa Mahkemesi’nin başkanı mısın? Safını belli et” dedi.

Metiner, Adıyaman’da partisinin il başkanlığında düzenlenen bayramlaşma töreninde AYM’nin aldığı kararlar ile Haşim Kılıç’ın IPI-CPJ basın özgürlüğü heyetine Türkiye’de bir korku iklimi oluştuğu açıklamalarına çok sert tepki gösterdi. AYM’nin aldığı kararları, parlamentonun iradesini yok saymak olarak nitelendiren Metiner, “AYM’nin varlığını, bu şekilde kabul etmemiz mümkün değil” dedi.

Kılıç’ın başında olduğu AYM’yi tanımadığını ve saygı duymadığını söyleyen Metiner, şöyle devam etti: “O cüppenin altında hükümete, parlamentoya müdahale etmeye asla müsaade etmeyeceğiz. Yeni Türkiye’de bu şekilde çalışan bu şekilde faaliyet gösteren bürokratik bir vesayet organı olarak çalışan Anayasa Mahkemesi’ne yer yoktur. Ey Haşim Kılıç, senin başında olduğun Anayasa Mahkemesi’ne zinhar saygı duymuyorum. Haşim Kılıç bir muha-lefet partisinin genel başkanı gibi konuşuyor. Cüppeni çıkartacaksın Haşim Efendi. Cüppeni çıkartacaksın yüreğin yetiyorsa.” Kılıç’ın Türkiye’de bir korku iklimi oluştuğu açıklamalarına da sert çıkan Metiner, “Sen Gezi’ci misin, Anayasa Mahkemesi’nin başkanı mısın? Safını belli et.” (Cumhuriyet gazetesi, 6 Ekim 2014)

Mehmet Metiner yazar, gazeteci, milletvekili olarak önemli ve değerli biri değildir. Her zaman şefin fedaisi olmuştur. Şimdiki şefi AKP’dir, Başyüce R.T.Erdoğan’dır ve bu şef kadrosuna yeni başbakan Ahmet Davutoğlu da eklenmiştir. Mehmet Metiner, sıkıştığı zaman, karşısındakini düelloya, meydan savaşına davet eder. Beni de bir televizyonda teke tek çarpışmaya davet etmişti.

Mehmet Metiner, yukarıya alıntıladığımız düşüncesiyle, aynı zamanda AKP’nin tamamını, R.T.Erdoğan’ı, Ahmet Davutoğlu’nu da temsil etmektedir. Bunlar Anayasa Mahkemesi, Danıştay, Yargıtay, Sayıştay’ın vardığını asla kabul etmemişlerdir. Nasıl olur da atanmışlar (memurlar), seçilmişleri (TBMM ve hükümeti) denetler? Çağdaş demokrasinin temellerini oluşturan bu ilişkiyi asla anlamamışlardır. Atanmış değil mi? O halde TBMM’nin çıkardığı yasaları (Anayasa Mahkemesi), hükümetin iş ve eyemlerini (Danıştay, Yargıtay ve Sayıştay) onaylamak zorundadır.Mehmet Metiner’in, “Sen bu ülkede hükümdar değilsin, şah değilsin. Ey Haşim Kılıç, senin başında olduğun Anayasa Mahkemesi’ne zinhar saygı duymuyorum. Yüreğin yetiyorsa cüppeni çıkartacaksın Haşim Efendi. Sen Gezi’ci misin, Anayasa Mahkemesi’nin başkanı mısın? Safını belli et” sözleri ancak bir karacahilin, bir zorbanın ağzından çıkar.

Mehmet Metiner, bu cümlesi ile Anayasa Mahkemesi’nin, Danıştay, Yargıtay ve Sayıştay’ın varlığını kabul etmemektedir. Sadace Mehmet Metiner değil, muvcut cumhurbaşkanı, mevcut başbakan ve AKP’nin tamamı da aynı kafadadır. Bu kafa ülkede Hakimler ve Yargıçlar Yüksek Kurulu’nu ele geçirmeye çabalamakta,  Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ni (AIHM) de kabul etmemektedir.

Bunların varlığını, yetkisini ve kararlarını kabul etmedikleri kuruluşları biraz tanıyalım:

ANAYASA MAHKEMESİ (1961 anayasası ile kuruldu):

Anayasa mahkemesi birincil olarak anayasal hukukla uğraşan yüksek mahkemedir. Temel yetkisi, işleme sokulması düşünülen veya işleme sokulan yasaların, veya bazı temel yasama uygulamalarının ilgili ülkenin anayasasıyla bağdaşıp bağdaşmadığının tespitidir. Bazı ülkelerde bu şekilde adlandırılmayan; fakat yine aynı görevi yürüten çeşitli mahkemeler de mevcuttur.

Anayasa Mahkemeleri asıl görev olarak yasaların, Anayasaya uygunluğunu denetler. Anayasa Mahkemeleri genel olarak üç tür denetim yaparlar.

1.Şekil: Dilbilim, imla, noktalama, yazım kuralları…

2.Usül: Yasalaştırma süreci, toplantı ve karar yeter sayılarına doğru uyulup uyulmadığı vs…

3.Esas: İçerik ve amaç, maddenin özü…

Kimi durumlarda Şekil ve Usül aynı başlık altında değerlendirilir. Örneğin Türkiye’de Anayasa Mahkemesinin yapabileceği denetim Usül Denetimi ve Esas denetimi olarak öngörülmüştür.

Anayasa mahkemesi bulunan bazı ülkeler: Almanya Federal Anayasa Mahkemesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi (Kaynak: Vikipedi, özgür ansiklopedi)

Anayasa Mahkemesi’nin aldığı kararları beğenmemek, bu nedenle onu değiştirmeye, kaldırmaya kalkışmak demokrasi dışı bir tavırdır. Anayasa Mahkemesi, görev ve yetki alanında TBMM’nin üzerindedir. Anidemokratik kafalar işte bunu anlamamaktadır.

DANIŞTAY (Kuruluş: 1868)

Danıştay; Türkiye Cumhuriyeti’nin yürütme organlarına yardımcı bir inceleme, danışma ve karar organı olup yönetimin yargı yoluyla denetlenmesi görevini yapan bir yargı kuruluşudur.

1961 Anayasası, mahkemelerin ve hakimlerin bağımsızlığını hem yasama ve hem de yürütme organlarına karşı koruyabilmek için gerekli hükümleri öngörmekte idi. Bu Anayasanın 114. maddesinde, “İdarenin hiçbir eylem ve işlemi yargı mercilerinin denetimi dışında bırakılamaz” denilmiş ve 1982 Anayasası ile bazı kısıtlamalar getirilmişse de, temel ilke korunmuştur.

1982 yılında ayrıca, ilk derece idari yargı mercileri olan idare ve vergi mahkemelerinin kurulmasıyla, idari yargı örgütünün kuruluşu tamamlanmıştır. Bu gün Danıştay, bu mahkemelerin üzerinde bir temyiz mercii olarak yargı görevine devam etmektedir.

Anayasa’da öngörülen Yüksek Mahkemelerden biri olan Danıştay, Anayasa’nın 155. maddesine göre, yönetimin yargı yoluyla denetlenmesinde etkin ve önemli görev yapan bir yargı kuruluşu olmanın yanı sıra, yürütme organına yardımcı bir inceleme, danışma ve karar organıdır. (Kaynak: Vikipedi, özgür ansiklopedi)

Danıştay’ın aldığı kararları beğenmemek, bu nedenle onu değiştirmeye, kaldırmaya kalkışmak demokrasi dışı bir tavırdır. Danıştay, görev ve yetki alanında Hükümet’in üzerindedir. Anidemokratik kafalar işte bunu anlamamaktadır.

SAYIŞTAY (Kuruluş:1862)

Sayıştay, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında düzenlenen mali yargı organı.

Sayıştay, merkezî yönetim bütçesi kapsamındaki kamu idareleri ile sosyal güvenlik kurumlarının bütün gelir ve giderleri ile mallarını Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetlemek ve sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlamak ve kanunlarla verilen inceleme, denetleme ve hükme bağlama işlerini yapmakla görevlidir. Sayıştay’ın kesin hükümleri hakkında ilgililer yazılı bildirim tarihinden itibaren onbeş gün içinde bir kereye mahsus olmak üzere karar düzeltilmesi isteminde bulunabilirler. Bu kararlar dolayısıyla idari yargı yoluna başvurulamaz. (Kaynak: Vikipedi, özgür ansiklopedi)

Sayıştay’ın aldığı kararları beğenmemek, bu nedenle onu değiştirmeye, kaldırmaya kalkışmak demokrasi dışı bir tavırdır. Sayıştay, görev ve yetki alanında Hükümet’in üzerindedir. Anidemokratik kafalar işte bunu anlamamaktadır.

AKP’nin Erdoğan hükümeti, Sayıştay raporlarının TBMM’ne gelmesini engelleyerek yasadışına düşmüş ve gayri meşru olmuştur.

YARGITAY (6 Mart 1868 tarihinde “Divan-ı Ahkâm-ı Adliye” adıyla kuruldu):

Yargıtay, bazı ülkelerin yargı sistemlerinde bulunan en üst düzey mahkemedir. Bu tür yargı sistemlerinde son inceleme mercii Yargıtay’dır. Bazı ülkelerde Askerî Yargıtaylar da bulunmaktadır. Askerî Yargıtay’ın Yargıtay’dan tek farkı askerî davalara bakmalarıdır. Yargıtay yaklaşık olarak diğer ülkelerdeki yüksek mahkemelerin dengidir.

(Kaynak: Vikipedi, özgür ansiklopedi)

Yargıtay da ilke olarak hükümet tarafından denetlenemez. Ama AKP hükümeti her zaman Yargıtay’ın işlerine burnunu sokmuştur.

HAKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU (HSYK)

Bu yazıyı fırsat bilerek, Yargı erki bağlamında ele alınması gereken HSYK’yı da biraç değinelim: HSYK’nın görev ve yetkilerini okuduğunuz zaman AKP hükümetinin bu konuda niçin demokrasi, anayasa, yasa tanımadığını anlamak çok kolaylaşacak:

 Genel Kurul: 

-Bir mahkemenin kaldırılması veya yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki Adalet Bakanlığının tekliflerini karara bağlamak.

-Hâkim ve savcılarla ilgili olarak; mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, her türlü yükselme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapmak.

-Hâkim ve savcıların görevlerini; kanun, tüzük, yönetmelik ve genelgelere uygun olarak yapıp yapmadıklarını denetlemek; görevlerinden dolayı veya görevleri sırasında suç işleyip işlemediklerini, hâl ve eylemlerinin sıfat ve görevleri icaplarına uyup uymadığını araştırmak ve gerektiğinde haklarında inceleme ve soruşturma işlemlerini yürütmek.

-Yargı yetkisinin kullanımına ilişkin hususlar hariç olmak üzere hâkimlerin, idarî görevleri ile delilleri değerlendirme ve suçu niteleme yetkisi hariç olmak üzere savcıların adlî görevlerine ilişkin konularda genelge düzenlemek.

-Yargıtay ve Danıştay’a üye seçmek.

-Türkiye Adalet Akademisi tarafından yapılan plânlamaya ve alınan taleplere uygun olarak hâkim ve savcıların eğitim programlarına katılmalarına izin vermek.

 Genel Kurulun Oluşumu:

Genel Kurul 22 üyeden oluşmaktadır. Kurulun Başkanı Adalet Bakanı olup Müsteşar Kurulun tabii üyesidir. Kurul ayrıca ilk derece adli yargı hâkim ve savcılarının kendi aralarından seçtiği yedi, ilk derece idari yargı hâkim ve savcılarının kendi aralarından seçtiği üç, Yargıtay Genel Kurulunun kendi üyeleri arasından seçtiği üç, Danıştay Genel Kurulunun kendi üyeleri arasından seçtiği iki, Türkiye Adalet Akademisi Genel Kurulunun kendi üyeleri arasından seçtiği bir ve Cumhurbaşkanının hukukçu öğretim üyeleri ve avukatlar arasından seçtiği dört üyeden oluşur.

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu görevlerini yerine getirirken ve yetkilerini kullanırken bağımsızdır. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, Kurula emir ve talimat veremez. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, mahkemelerin bağımsızlığı ile hâkimlik ve savcılık teminatı esaslarını gözeterek adalet, tarafsızlık, doğruluk ve dürüstlük, tutarlılık, eşitlik, ehliyet ve liyakat ilkeleri çerçevesinde görev yapar. (6087 sayılı HSYK Kanunu Madde 3)

 Genel Kurulun Görevleri:

-Başkanvekilini ve daire başkanlarını seçmek.

-Üyelerin hangi dairede asıl ve tamamlayıcı üye olarak görev yapacağına, seçimle karar vermek.

-Dairelerin kararlarına karşı yapılan itirazları inceleyip karara bağlamak.

-Daireler arasında çıkan görev ve işbölümü uyuşmazlıklarını kesin olarak karara bağlamak.

-Kurulun görevine giren, fakat Genel Kurul veya dairelerin görevleri arasında gösterilmeyen konularda karar merciini belirlemek.

-Dairelerden birine gelen ve olağan çalışmalar ile karşılanamayacak oranda artan işlerden bir kısmını diğer bir daireye vermek.

-Kurul üyeleri hakkındaki suç soruşturması ile disiplin soruşturma ve kovuşturma işlemlerini yürütmek ve bu konuda gerekli kararları vermek.

-Bakanlığın, bir mahkemenin kaldırılması veya yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerini karara bağlamak.

-Yargıtay ve Danıştay’a üye seçmek.

-Genel Sekreterin atanması için Başkana üç aday teklif etmek.

-Teftiş Kurulu Başkanını, Teftiş Kurulu başkan yardımcılarını, genel sekreter yardımcılarını, Kurul başmüfettişlerini, Kurul müfettişlerini ve Kurulda geçici veya sürekli olarak görev yapacak tetkik hâkimlerini atamak.

-Kurulun görev alanına ilişkin yönetmelik çıkarmak ve genelge düzenlemek.

-Kurulun stratejik plânını onaylamak ve uygulamasını takip etmek.

-Görev alanını ilgilendiren kanun, tüzük ve yönetmelik taslakları hakkında görüş bildirmek.

SONUÇ:

Türkiye Cumhuriyeti, anayasanının 2.maddesine göre bir Hukuk devletidir. Bir devletin hukuk devleti olabilmesi için, yukarıda adını andığımız kurum ve kuruluşlara sahip olması; Yasama (TBMM) ve Yürütme’nin (Hükumet), Yargı’nın görev ve yetki alanlarına asla girmemesi gerekir.

Bir demokratik ülkede, üç kuvvetin YASAMA, YÜRÜTME ve YARGI’nın güçlerinin bir yerde, bir makam ya da kurum ve kuruluşta toplanmaması gerekir. Toplandığı zaman ona demokrasi denmez, otokrasi ya da diktotarya değinir.

Siyasetçilerin, kimi gazete yazıcılarının ve çarıklı erkan-ı harbiyenin dilinde bu üç kuvvet (güç) birbirinden bağımsızdır ama birbirlerini denetlerler, hatta Yargı, Yasama ve Yürütme’nin yetki alanına girmese daha iyi olur türünden bir önyargı vardır. Bu önyargı tamamen yanlıştır. Bir denetim vardır ama bu sadece Yargı’ya aittir. Yargı Erki (Kuvveti) hem Yasama’yı (Anasaya Mahkemesi ile) hem de Yürütme’yi (Danıştay, Yargıtay ve Sayıştay ile) denetler. İşlemlerini geri çevirebilir, yok sayabilir.

Yani Yargı, görev ve yetki alanlarında, Yasama ve Yürütme’nin üzerindedir.

Yargı ile ilgili yasaları Anayasa’ya aykırı olmamak koşuluyla, Yasama değiştirebilir ama kendi kurduğu kurumlara önce kendisinin ve hükümetin saygı göstermesi gerekir.

Evrensel terimiyle ifade edecek olursak, Yasama (TBMM) Yürütme (Hükümet) ve Yargı erkleri arasında, Primus inter pares (eşitler arasında birinci) ilişkisi vardır ve birinci Yargı’dır! Tartışmalı durumlarda Yargı’nın dediği olur.

Bu ilişkiden tedirgin olanlar hemen jüritokrasiden (yargıçlar yönetiminden, yargı vesayetinden) söz etmeye başlarlar.

Özdemir İnce

7 Ekim 2014