ANAYASA VE 28 ŞUBATLAR

28 Şubat 1997’nin ne yanındayım ne de karşısındayım. Gerçek demokrasiden yanayım ve gerçek demokrasinin ne olduğunu bir kez daha yazacağım.
28 Şubatzede Refah partilileri ve İslamcı gazetecileri televizyonlara çıkardılar. 27-28 şubat 2007 günlerinde duyduğum demagojiyi hayatım boyunca duymadım. Bu zevata göre kendileri sütten çıkmış kaşık kadar suçsuz. 28 Şubat 1997 hareketi, ABD’nin Orta Doğu’yu yeniden düzenleme projesini uygulamak için, Erbakan-Çiller hükümeti rantçıların çıkarlarını engellendiği için, laikçi toplum mühendisliğini uygulamak için yapılmış. Bu nedenle 28 Şubat’ı yapanlar ve neden olanlar “mütedeyyin cumhur”dan özür dilemeliymiş.
Ama 28 Şubat’a karşı olmayanlar da aralarında olmak üzere hiç kimse, Necmettin Erbakan başkanlığındaki Refah-Yol hükümetinin Anayasal suç işlediğini, Anayasayı ilga ettiğini, etme girişimlerinde bulunduğunu söyleyip yazmadı.
***
Siyasal Partiler Yasası’nın iki maddesini birlikte okuyalım:
Madde 3- Siyasi partiler, Anayasa ve kanunlara uygun olarak, milletvekili ve mahalli idareler seçimleri yoluyla, tüzük ve programlarında belirlenen görüşleri doğrultusunda çalışmaları ve açık propagandaları ile milli iradenin oluşmasını sağlayarak demokratik bir Devlet ve toplum düzeni içinde ülkenin çağdaş medeniyet seviyesine ulaşması amacını güden ve ülke çapında faaliyet göstermek üzere teşkilatlanan tüzelkişiliğe sahip kuruluşlardır.
Madde 4- Siyasi partiler, demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır. Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı olarak çalışırlar. Siyasi partilerin kuruluşu, organlarının seçimi, işleyişi, faaliyetleri ve kararları Anayasada nitelikleri belirtilen demokrasi esaslarına aykırı olamaz.
Demek ki siyasal partilerin Anayasa ve kanunlara uygun kurulmaları, eylem ve kararlarının Anayasa’da nitelikleri belirtilen demokrasi esaslarına aykırı olmamaları gerekiyor.
Yargıtay Baş Savcılığı, Refah Partisi’nin eylem ve kararları, yöneticilerinin ve milletvekillerinin, belediye başkanlarının konuşmaları kanıt sayıp Siyasal Partiler Yasası’na göre kapatılma davası açtı. Daha sonra olan hukuki gelişmeleri hepimiz biliyoruz.
***
Şimdi bakıyoruz İslamcı politikacılar ve kalemler, İslamcıların 80 yıllık müttefiki liberaller MGK’nın tavsiye kararlarını eleştiren, askerlere veriştiren yazılar yazıp demeçler veriyorlar. Ama Refah Partisi’nin paspas yaptığı Siyasal Partiler Yasası’nı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nı anımsamak ve savunmak hiçbirinin aklına gelmiyor. Bir iktidar Anayasa’yı çiğnediği, eylemleriyle rejimi yıkmayı hedeflediğini itiraf ettiği zaman ne yapmak gerekiyor ? Anayasa ve demokrasiyi kim savunacak ? Savunmak için yeni bir seçim mi beklenecek ?
Siviller, Anayasa ve demokrasiyi yok etmeyi hedeflemiş siyasal partileri savundukça o ülkede demokrasi yaşayamaz. Böyle durumlarda 28 Şubatlar meşrulaşır. 28 Şubat istemeyenler önce Anayasa ve demokrasiye sahip çıkmayı öğrenmeli. Öğrenmezlerse ya cumhuriyet ve demokrasinin sonu gelir ya da birileri laçkalaşmış sivillerin yerine gerekeni yapar.
Siviller ilkin demokrasiyi savunmayı öğrenecek. Gerisi gevezelik !