ANAYASADAN ÖNCE

Rönesans dönemi yazarlarından François Rabelais’in “Pantagruel” adlı ölümsüz bir yapıtı vardır. Kitap birçok bakımdan ünlü ve ölümsüzdür. Bunlardan biri de “Panurge’ün koyunları” adlı kıssalı öyküdür. Milan Kundera, çevirisi bendeniz tarafından yapılan “Saptırılmış Vasiyetler”de (Can Yayınları) bir mizahî durumu açıklarken bu ibretlik öyküyü ele alır:
“Pantagruel’in gemisi açık denizde koyun yüklü bir şileple karşılaşır, gözlüğü başlığına takılı Panurge’ü gören bir celep zıpırlık edip ona boynuzlu muamelesi yapabileceğini sanır. Panurge hemen öcünü alır: Heriften bir koyun satın alıp denize atar, bunu gören öteki koyunlar koyunluk edip hepsi birden denize atlarlar. Tüccarlar şaşırırlar, kimini postundan kimini boynuzlarından yakalayayım derken kendileri de cumburlop denizi boylarlar.”
***
Farkında mısınız, AKP ve Başbakan uzun yıllardır, Türkiye’de kamuoyuna ve siyasete, “Panurge’ün Koyunu” muamelesi yapıyorlar. Sıkışınca, sürüden bir koyup alıp denize atıyorlar. Ardından bütün koyunlar cumburlop denize. Bu oyunu oynamak için Rabelais’in kitabını bilmeye gerek yok. Her yıl, ortada bir neden yokken uçurumdan aşağı atlayıp telef olan koyun sürüsü öyküleri okuruz, duyarız. Bunlar da Panurge’ün koyunlarıdır.
Deniz Feneri Türkiye davasının başına gelenler, türlü nedenlerle medya tarafından yeterince ele alınmadı. Ama bu kadarından bile rahatsız olan Başbakan, sürüden bir koyun alıp denize attı ve ortaya Alman Vakıfları’nın CHP’li belediyelerle yaptığı hayali dans çıktı.
Bu türden örnekleri AKP iktidarı döneminde sık sık yaşadık. Yaşayacağız!
***
AKP, Anayasa konusunda da millete, halka ve öteki siyasi partilere Panurge’ün Koyunu muamelesi yapıyor. Öteki koyunlar Panurge’ün koyununu izliyor ama farkında bile değiller.
AKP şu anayasayı kaşla göz arasında hazırlayıp, kestirmeden, şıpın işi çıkartmak istiyor. Halka ve muhalefet partilerine, sanki 1924 türü bir anayasa çıkarsa, her şeyin (ekonomi, siyaset, sanayi, insan hakları, vesaire) düzeleceği efsunu yapılıyor.
Ne ilgisi var? 1982 anayasası aynen kalır ve antidemokratik yasalar değişirse, Türkiye demokratikleşir. 1982 anayasası değişir ama antidemokratik yasalar olduğu gibi kalırsa, ülke bugünkünden daha beter olur. Ama antidemokratik yasalar ve 1982 anayasası birlikte değişirse, o zaman tadından yenmez!
***
Ama öncelik hangisinde, anayasada mı yoksa antidemokratik yasalarda mı?
Bu başlangıç ve uzlaşma anlayışıyla, AKP, CHP, MHP ve BDP’nin anlaşıp yeni bir anayasa yapabileceğine asla ihtimal vermiyorum. Öteki partilerin istek ve hayalleri AKP’nin umurunda bile değil. Bir yolunu bulup kendi anayasasını çıkarmak istiyor. Bu yöntemle önümüzdeki seçime kadar hiçbir şey değişmez ve yeni seçime de 2011 koşulları ile gidilir ve girilir. Siyasal tablo ve temsil değişmez. AKP’nin istediği de zaten budur.
Bu durumda yapılması gereken Panurge’ün koyununu denizden alıp gemiye çıkarmak. Yani siyasal partiler ve seçim yasalarını, sendikaları ve grev hakkını ilgilendiren yasaları demokratikleştirmek, özel yetkili mahkemeleri ve seçim barajını kaldırmak için girişimde bulunmak. Ve daha başka ne gerekiyorsa!.. CHP, MHP ve BDP’nin yapması gereken budur: İlkin anti demokratik yasalar sonra anayasa! Yoksa AKP’nin işbirlikçisi olurlar. Zaten AKP kendi anayasasına kavuştuktan sonra antidemokratik yasalar defterini, denize bir koyun daha atarak kapatır.