ANDIÇ MANDIÇ SKANDALI

“Adımın yanında başka adlar bulunmasından, adımın başka adlarla birlikte anılmasından hiç hoşlanmam. Ben tek başımayım !”
Bu cümleyi bilinç ve vicdanımdaki özel denetmen ve eleştirmenime okuduğum zaman müthiş sinirlendi. “Adının megalomana çıkmasını mı istiyorsun sen !” dedi.
Lafın kısası, bilinç ve vicdanım bu cümleye karşı, ama ben gene de yazımın başına koymak zorundayım bu cümleyi.
***
İlk sayısından bu yana güdümlü bir güzergahta yol alan ve Yeni Şafak gazetesinin bir dergi şubesi olan Nokta, “kuru deriden bal çıkartan” dosyalar yayınlıyor. Fare doğuran dağ sonucundan kurtulamayan uyduruk dosyalar. Dergi, Yeni Şafak’ın eski yazarlarından Alper Görmüş’ün genel yayın yönetmenliğinde yayınlanıyor. Sürekli yazarları arasında Ahmet Altan, Ümit Kıvanç, Kürşat Bumin ve Mahir Kaynak bulunuyor.
***
Bu dergi 19 haftadır büyük bir iştahla aradığı yankıyı sonunda son sayısında (8-14 Mart 2007) buldu. Kapakta bir general şapkası, yanında bir mühür ve alt tarafta şöyle bir yazı:
“28 Şubat’tan 10 yıl sonra Genel Kurmay’dan yeni andıç… İki tür gazeteci vardır : TSK karşıtları, TSK yandaşları !”
Derginin 14. sayfasında, Andıca göre TSK yanlısı yazarlar listesi var. Listenin başında Ertuğrul Özkök’ün adı, benimki ikinci sırada yer alıyor. Ve 53 yazar daha. Demek ki, Nokta dergisine göre, 55 yazar TSK yanlısı. TSK karşıtı 33 yazar var. Toplam 86 yazar. Benden başka 85 yazar. Bu 85 yazarın yanında ya da karşısında olmak beni ne ilgilendirir ne de mutlu eder. Çünkü yazılarımı bazılarının yanında, bazılarının karşısında olmak için yazmıyorum. TSK’nın yanında ya da eksenin de olmak için de yazmıyorum. Yol benim yolum !
Sonuncusu Remzi Kitabevi tarafından yayınlanan (“Fesatlar Sarmalında Türkiye”, ocak 2007) 22 deneme ve eleştirel deneme kitabım okunduğu zaman, benim sadece 1923 Cumhuriyeti’ten yana olduğum görülecektir. Bu kitaplardan ikisin adı: “Yaşasın Cumhuriyet” (“Mahşerin Üç Kitabı” içinde) ve “Yedi Canlı Cumhuriyet”.
Özdemir İnce, 1923 Cumhuriyeti’ni, Hürriyet gazetesi yazarı olduğu 2000’den bu yana değil, en azından 25 yıldır savunuyor yazılarıyla, kitaplarıyla.
***
Bireysel sorumluluğun bölünmezliğine, paylaşılmazlığına inandığım için, adımın başkalarının adıyla birlikte anılmasından hoşlanmam. Bu adlardan biri, 30 yıllık dostum, beni en iyi tanıyan birkaç insandan biri olan Ertuğrul Özkök bile olsa. O, benim ne demek istediğimi çok iyi anlar. Beni TSK’nın resepsiyonlarında, davetlerinde, toplantılarında bir kez olsun gören bir tek insan var mı ? Sadece TSK’nınkine değil hiçbir resepsiyona, davete, galaya katılmam.
Benim için tek ölçü vardır: Hiza ve istikamete 1923 Cumhuriyeti’den bakmak. 12 Mart ve 12 Eylül’de TSK’ya karşı da savunduğum Cumhuriyet. Kıblesi 1923 Cumhuriyeti olanın başka rehbere ihtiyacı yoktur.