ANKARA’NIN TAŞINA BAK !

Sonradan olma İstanbullularda, Cumhuriyet düşmanlarında, İkinci Cumhuriyetçilerde ve Ultraliberallerde bir tür Ankara düşmanlığı vardır. Ben de onları ve onların yarattığı Pistanbul’u sevmem. (“Pistanbul”un patenti bana aittir!)
***
Geçen hafta 25 yıl yaşadığım Ankara’daydım. Hukukçu, iktisatçı ve akademisyen eski dostlarla buluştuk, sohbet ettik. Pistanbullular, Ankaralıların bu tür sohbetlerini beğenmezler, kuru bulurlar, küçümserler. Ben bu kuruluğu, pedagojik didaktikliği severim. Bu sohbetlerde en azından birkaç kitap adı öğrenirim.
Pistanbullular, Ankara’yı bürokrat bulurlar. Onlara göre bütün gelişmeleri Ankara bürokratları engellemektedir.
Pistanbul’un iş çevreleri ne pahasına olursa olsun, sabah uçağıyla Ankara’ya gelip, işlerini halledip akşama İstanbul’a geri dönmek isterler.
***
Arkadaşlar, Bakanlıkların AKP’nin İslamcı istilası altında olduğunu, AKP İslamcılarının sadece Cumhuriyet’le değil aynı zamanda kendi aralarında da şiddetli bir iktidar kavgasına girdiğini, bu kavganın en kanlılarının Nakşilerle Fethullahçılar arasında geçtiğini söylüyorlar.
Başta Van olayları olmak üzere Fethullacı fesadın altını çiziyorlar, Hakkari ve Şemdinli olaylarında Fethullahçı ve PKK işbirliğinden kuşku duyuyorlar.
Öte yandan Trabzon ve Karadeniz’de Kadiri fesadının incelenmesi gerektiğini söylüyorlar.
***
Ankara’dan bakınca Türkiye’deki bölünmeler daha net görünüyor:
1.Etnik bölünme ve bu bölünmedeki Kürt milliyetçiliği ile PKK’nın rolü.
2.Dinci bölünme: Cumhuriyetçi ve dinci bölünme, Sunni/Alevi bölünme: Sunni tarikatlar bölünmesi. Ve bunların dışında, dinci çevrelerin Laik Cumhuriyet’in hakemliğini elinden alıp onu sanık sandalyesine oturtma çabaları.
3.İmam-Hatip kavgası ile Türban şamatası Türk toplumunu iki düşman kampa bölmekte ve bu bölünme hükumet tarafından kışkırtılmaktadır.
Gönüllü hakemlere anlamadıkları bir gerçeği haber vereyim: Bu kavganın bir yanında Cumhuriyet, karşı tarafında da Cumhuriyet düşmanları bulunmaktadır. Tarafları uzlaşma pazarlığına davet etmek Cumhuriyet düşmanlarının yanında yer almaktan başka bir şey değildir.
***
Hükümet Merkez Bankası Başkanı’nın atanması konusunda Türkiye’ye şantaj yapmaktadır. Eşi başı türbanlı bir Başkan’ı Merkez Bankası’na “Bal gibi!” atayacağını ilan eden Başbakan Cumhuriyet’e şantaj yapmaktadır. “Merkez Bankası’nın yönetimindeki belirsizlik ekonomiye olumsuz etki yapar!” söylentisini yayarak Cumhurbaşkanı’nı etkilemek istemektedirler.
Ben de tercihimi ilan edeyim: Cumhuriyet batacağına ekonomi batsın!
AKP hükümeti ülkeyi 1988 vekil bürokratla yönetmektedir. Merkez Bankası Başkanı ile bu sayı 1989’a çıkabilir.
Ülkenin 1989 vekil bürokrat ile yönetilmesi belki yasal açıdan suç değildir, ama siyasi etik açısından ağır bir suçtur. Bu suça Cumhurbaşkanı Sezer kesinlikle göz yummamalı!