ANLAMAYANA DEMOKRASİ DERSİ

Bir İslamcı gazete can havliyle haykırıyor: “Hızlı muhalefet: Danıştay, hükümetlerin aldığı kararı ya iptal ediyor, ya da yürürlüğünü durduruyor… Dün, ajanslara ‘4 karar’ birden düştü… İşte, peşpeşe açıklanan dört karar:
Saat 10.48 : Danıştay 10.Dairesi, Boğaz Köprüsü ve otoyollara 2001’de yapılan zammın iptaline ilişkin yerel mahkeme kararını onadı.
Saat 11.40 : Danıştay 8. Dairesi, Milli Eğitim Bakanlığı’nın Pedagojik Formasyon Kursu açılacağına ilişkin 24 Şubat 2006 tarihli genelgesini durdurdu.
Saat 11.47 : Danıştay 8. Dairesi, Milli Eğitim Bakanlığı’nın Açıköğretim Lisesi’ne yeni kayıtlar yapılabileceğine ilişkin 1 Mart 2006 tarihli işleminin yürütmesini, davalı idareden savunma alıp yeniden bir karar verinceye kadar durdurdu.
Saat 12.33 : Danıştay 6. ve 8. Daireleri, İzmir Bergama’da siyanürlü altın aranmasına imkan veren Bakanlar Kurulu’nun 2002 tarihli prensip kararını iptal etti.”
***
Danıştay’ın yürütmenin (hükümetin) işlemlerine ilişkin olarak aldığı bu kararlar, özgürlükçü demokratik yönetimlere özgü kararlardır.
Özgürlükçü demokratik ülkelerde Anayasa Mahkemesi yasamanın (meclisin), Danıştay yürütmenin (hükümetin), Yargıtay ise yargının kararlarını denetler.
Bu üç kurumun bulunmadığı ya da özgürce çalışmadığı, kararlarına saygı duyulmadığı ülkelere demokratik ülke demek mümkün değildir. İsterse her dört yıl demokratik genel seçimler yapılsın, milletvekilleri seçilsin.
Anayasa Mahkemesi’nin, Danıştay’ın, Yargıtay’ın, Sayıştay’ın etkin olmadığı ülkeler, seçilmişlerin diktatoryası ile yönetilir.
***
14 Mayıs 1950’in ertesi günü, İstanbul Beyoğlu’nda değerli bir vatandaşımızın demokrasi gereği tramvay raylarının üzerine yattığı söylenir. Dönemin hükümeti de aynı kafada olduğu, canın istediğini yapabileceğini sandığı için demokrasiyi demirkırasiye dönüştürmüştü.
İslamcı gazete de aynı kafada, istiyor ki yasamanın çıkardığı yasaları Anayasa Mahkemesi, hükümetin aldığı kararları Danıştay, yargının aldığı karar kararları Yargıtay, devlet harcamalarını Sayıştay denetlemesin.
***
AKP hükumeti de aynı kafada olduğu için Anayasa Mahkemesi ve Danıştay’dan son derece rahatsız. Hatta nefret ediyor onlardan. Anımsarsınız, “Danıştay’da engellerle karşı karşıyayız” diye sızlanan Başbakan’a Danıştay Başkanlığı hukuku içine sindirmesini tavsiye etmişti:
“Kuvvetler ayrımı ilkesini benimseyen ayrı bir idari yargı sistemini öngören ve bu bağlamda Danıştay’a Yüksek Mahkeme olarak Anayasası’nda yer veren bir hukuk devleti olan TC’de yasama, yürütme ve yargının birbirlerini engel olarak görmeleri ne demokratik teamüllere ne de hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmaktadır… Ancak hukukun üstünlüğü hedefinin sadece yargı organınca değil, yürütme organı tarafından da benimsenmesi zorunlu olup, bu hedefe ulaşabilmesi, yürütme organının kendini hukuka bağlı sayması, hukuku içine sindirmesi ve tüm uygulamaları bu çerçevede yapmasına bağlıdır.”
Herhangi bir uygar ülkede böyle “ders nitelikli” bir açıklama yapılmış mıdır? Sanmıyorum. (Devam edecek.)