ANLAYANA DEMOKRASİ DERSİ

Başbakan yardımcısı Abdüllatif Şener’in dünkü cümlesini anımsayalım:
“Bunu tehlikeye düşüren kim? Tehlike reel anlamda var mı? Yoksa böyle bir tehlikenin var olduğunu dilemek mutluluğuna sahip olmak mı gerekiyor ? Bu mu anlatılmaya çalışılıyor ? Bu yaklaşım tarzları tamamen ortadan kalkmalı. Ne laiklik ve cumhuriyetin temel ilkeleri birileri için tehlike olabilir, ne de samimi dindar insanların inançları bu ülke için tehlike olabilir. Kimse kimseyi tehdit olarak görmesin. Tehlike söylemlerini terk edelim.” (Hürriyet, 20.04.06. Nur Batur söyleşisi.)
***
Ve şimdi de bu cümleyi teşrih masasına yatıralım.
İş Abdüllatif Şener’in söylediği gibi değil elbette. Ve elbette Cumhuriyet’in ilkeleri kimse için tehlike değildir, olmaması gerekir. Cumhuriyet ilkeleri, bütün iktidarların (yürütme erklerinin), bütün Meclislerin (Yasama erklerinin), başta Adalet sistemi (Yargı erki) olmak üzere bütün devlet kurumlarının, bütün Cumhuriyet vatandaşlarının bağlı olmak, saygı duymak zorunda olduğu ilkelerdir.
Bu ilkelerin birileri için tehlike olabileceğini düşünmek bile ne Cumhuriyet ile ne de demokrasi ile uzlaşır.
***
Kuşkusuz, Cumhurbaşkanı da, tehlike bağlamında, “Samimi dindar insanların inançları”ndan söz etmiyor. Cumhurbaşkanı samimi dindar insan ile münafık ve fesatçı yobaz arasındaki ayrımı yapabilecek hukuk, tarih, sosyoloji ve din bilgilerine sahip olduğunu görev yaptığı süre içinde birçok kez kanıtlamıştır.
Bu nedenle de, Abdüllatif Şener kusura bakmasın, “Kimse kimseyi tehdit olarak görmesin. Tehlike söylemlerini terk edelim!” lafı, mugalatadan başka bir şey değildir.
İmam-Hatip okulları, türban ideolojisi, devlet kurumlarında İslamcı kadrolaşma, körüklenen din ve bilim kavgası, desteklenen dini bilimleştirme ihtirası, YÖK, Anayasa Mahkemesi, Danıştay, Yargıtay, TÜBİTAK düşmanlığı, bunların hepsi Cumhuriyet’i düşman gören bir zihniyetin eylemleridir.
***
Abdüllatif Şener konuşuyor: “Laikliğin teminatı bazı kurumlarsa Türkiye yandı demektir. Laikliğin teminatı belli kişiler ve kurumlar değil, laikliğin teminatı bu ülkede yaşayan herkes ve her kurum. Siyaset de, yargı da bu ülkede laikliğin teminatı. Ordu da teminatı. Kentte yaşayan da köyde yaşayan da, kadın da erkek de, yaşlı da genç de, AKP’li de CHP’li de. Herkes laikliğin teminatı. Siz tehdit hissediyor musunuz?
Evet ben tehdit hissediyorum ve Şener’in düşüncelerinin de tehlikeli mugalata içerdiğini düşünüyorum. Bu mugalata beni tehdit ediyor!
***
İlkin ayıralım: Özgürlükçü demokrasilerde yasama ve yürütme erkleri hiçbir şeyin teminatı değildir. Teminat yapılar ve kurumlardır. Bunun böyle olduğunu milletvekillerine “Siz isterseniz hilafeti bile getirebilirsiniz!” diye hitap eden Adnan Menderes kanıtlamıştır.
Anayasa Mahkemesi, Danıştay, Yargıtay, tüm yargı erki, YÖK, üniversiteler laikliğin teminatıdır, ama TBMM de, hükümet de, siyasal partiler de laikliğin teminatı değildir.
Özgürlükçü demokrasi bunun böyle olduğunu söylüyor.