ANLAYANA SİVRİSİNEK SAZ

Prof.Dr.Nurşen Mazıcı’nın 19 Temmuz 2010 tarihli Radikal’de yayımlanan nefis yazısının (“Özerk Kürdistan Tartışması”) giriş bölümünü ödünç alacağım:
“Kraliçe Victoria döneminde yeni vergileri protesto eden bir grup İngiliz, ellerinde pankartlarla Buckingham Sarayı’na doğru yürüyüşe geçmişler. Bir kavşağa geldiklerinde grubu durduran polis, yanlış yöne gittiklerini belirterek protestocu gruba sarayın yolunu göstermiş. Oradan geçen bir lord ise, polise grubun sarayı basmaya gittiğini, onları engelleyeceğine üstüne üstlük bir de neden saraya yönlendirdiğini sorunca, polis ‘Ben trafik polisiyim, benim işim doğru yolu göstermektir. Saray baskınını engellemek, saray muhafızlarının işidir’, demiş.”
Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az!
***
Bu iş “Dediğim dedik çaldığım düdük” kafasıyla yürümez: Kürtçülerin ve sağsolcu kılavuzlarının mutlaka bilmeleri gereken temel bilgiler ve evrensel gelenekler var. “Ver!” demekle olmuyor bu işler! Kopenhag kriterlerinde Avrupa Birliği Kürtçenin de aralarında bulunduğu “yerel dillerin öğrenilmesinin önündeki yasal engellerin kaldırılması”nı istiyor. “Türkiye Cumhuriyeti Devleti Kürt kökenli vatandaşları için eğitim ve öğretim dilinin Kürtçe olduğu okullar açsın” demiyor. Demokratikleşme (!) sürecinde AB kriterleri diye bastıranlar konu buraya gelince çamura yatıyorlar. Kendi bilecekleri iş!
Zaman gazetesinin (20.07.10) yazdığına göre, CHP Diyarbakır İl Teşkilatı yaşanan sorunlar ve çözüm önerilerini içeren bir rapor hazırlanmış. 15 sayfalık raporda “Anadilde eğitim Milli Eğitim müfredatına eklenmeli ve Kürtçe tüm okullarda seçmeli ders olarak okutulmalıdır. Böylece hem Kürtlere hem de Türklere Kürtçe öğrenme hakkı verilmelidir” görüşlerine yer verilmiş. Ayrıca genel af da istenmekteymiş, ki istenebilir!
Kürtçenin seçmeli ders olmasına hiçbir demokrat karşı çık(a)maz, ama “Anadilde eğitim”e ne demeli? Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu? CHP genel merkezi, iş işten geçmeden, bütün teşkilatına “Anadilde eğitim ve öğretim” ne demek, “Seçmeli ders” ne demek, Kopenhag kriterleri bu konuda ne diyor, bunları mutlaka ve hemen öğretmeli.
***
Hakkari Üniversitesi’nin düzenlediği “Kürt Dili ve Edebiyatı Günleri”ne katılanların yayınladığı ortak bildiride “Kürt diliyle eğitimin önündeki bütün resmi ve fiili engel ve pürüzlerin en kısa zamanda kaldırılmasını, aynı şekilde Kürtçe eğitim hakkının anayasal güvenceye alınmasını istiyoruz” (Radikal, BirGün, 20.07.10) deniliyor.
Başbakan ise 20.07.10 tarihli Radikal gazetesinin yazdığına göre “Türkçe resmi dildir, Kürtçe eğitim olmayacak” diyor. Neden acaba, dünyanın en demokrat başbakanı Kürtlerin anadilde öğrenim hakkı istemesine neden “Asla olamaz!” diyor?
Diyor, çünkü, anadilde öğrenim hakkı istemek, dondurma istemeye benzemez de ondan! Anadilde eğitim ve öğretim hakkı istemek federasyon ve ayrı devlet istemektir de ondan!
Bir başka dünya elbette mümkündür, ama onu tam olarak tarif edersen!