ARAP DEVRİMİ, ARAPLARIN DEVRİMİ, ARAP DEVRİMLERİ

İsrail’in Filistin ve Lübnan’da yaptığı vahşeti kınıyorum, lanetliyorum. Ancak öteki kınamacılardan ve lanet okuyuculardan yolum bundan sonra ayrılıyor. İsrail’in kavgası sanıldığı gibi İslam diniyle değil, devlet olarak varlığını kabul etmeyen Arap devletleriyle. İsrail kendi varlığını savunmak ve kabul ettirmek için savaşıyor. Tevrat adına değil!
***
Arap devletleri İsrail’e karşı silahlı savaş yapmıyorlar, ama bunun dışında onu boğmak için her yolu deniyorlar. En son Mısır, İsrail’e karşı savaşa girmeyeceğini ilan etti.
Filistin’de Hamas, Lübnan’da Hızbullah devletin meclislerinde temsil edilen iki terör örgütü. Hamas Filistin’in sırtında, Hızbullah Lübnan’ın boynunda eli silahlı iki kene. Halk desteği ile, Filistin ve Lübnan’ı kendileriyle ortak yaşamaya zorluyorlar.
Arap devletlerinde bu duruma karşı herhangi bir tepki yok. Sadece Suudi Arabistan’ın etkin dinadamı, Vahabi şeyhi Abdullah bin Cebrin yayınladığı fetvada, Hizbullaha destek vermenin, katılmanın veya bu terör örgütü için dua etmenin kabul edilemeyeceğini ileri sürdü. Aynı türden bir fetva Kuveyt’te de yayınlanmış ve İran kınanmıştı.
Buna karşılık, Mısır’daki Sunni Müslüman Kardeşler örgütüne bağlı din adamları ise Hizbullah’ı desteklediklerini açıklamışlardı.
İslam dininde otoritesini herkesin kabul edeceği hiyerarşik bir düzen olmadığı için lehte ve aleyhte açıklanan fetvaların hiçbir kıymet-i harbiyyesi yoktur.
Fethullah Hoca İslam Halifesi olsaydı onun vereceği fetvanın da bir etkisi olmazdı. Çünkü Halifelik ile Papalık aynı şey değil.
***
Şimdi özetleyelim: İsrail herhangi bir Arap devletiyle savaşmıyor. İki terör örgütüyle savaşıyor. İşin tuhafı bu iki terör örgütü de Filistin ve Lübnan meclislerinde temsil ediliyorlar, canlarının istediği zaman hükümet otoritesine karşı çıkıp İsrail’e saldırıyorlar.
Bu noktadan itibaren işin rengi değişiyor. İşin rengi değiştiği andan itibaren bunların eylemlerini İslam ile özdeşleştirmek gerçekleri ters yüz eder.
Sonuç olarak bizim İslamcı tayfası gibi, ölen Filistinli ve Lübnanlı çocuklar ve kadınlar için hüngür hüngür ağlayıp, İsrailli ölüler karşısında göbek atılmaz. Ayıp ve günahtır !..
Bu nedenle İslami dogmaları bir yana bırakıp olayı insani ve siyasi açıdan değerlendirmek gerek. Bu yapıldığı zaman Arapların yüzde yüz haklı, İsraillilerin de yüzde yüz haksız olmadıkları anlaşılacaktır.
***
Bu iş ne zaman bitecek ? Dinsel (İslami) dürtüler mihenk taşı olduğu sürece bu çatışmalar hiçbir zaman sona ermez.
Çünkü Arap devletlerinin Arap halkları İsrail’in varlığını din terazisinde tartıyor. Bu noktada hükümetlerin müdahale edip sorunu din kaftanın altından çıkarması gerekiyor. İslam reform geçirmeden, Kur’an’a yeni bir okumayla yaklaşılmadan Arap halkının İsrail’in varlığını kabul etmesi mümkün değil.
İsrail-Arap barışının gerçekleşmesi ve sürmesi için bütün Arap devletlerinin İsrail’in devlet olarak varlığını resmen kabul etmesi gerekiyor. Bu nedenle İsrail’i politik olarak mahkum etmek hiç de kolay değil.
Birliksiz Arap dünyası yanlış İsrail politikası ve betonlaşmış yapıları ile ABD’nin yeni Orta Doğu haritası operasyonunu kolaylaştırmaktadır.