ASKERİ DARBELER KİMİN İŞİNE YARADI ?

“Paleo” ve “Neo” liberallerin, neo-liberal cephede “paralı askerlik” yapan eski acilci goşistlerin, bukalemun gibi araziye uymuş imamokrasi meftunu İslamcıların savlarının doğru olduğunu varsayalım. Yani Cumhuriyetçilerin, Kemalistlerin ve hatta solcuların her zaman askerin müdahalesini ve darbesini arzu ettiklerini, 1923-1950 döneminin tek parti yönetimini hayal ettiklerini varsayalım.
Ve bu bakış açısı içinde sorulması gereken soruyu soralım : 27 Mayıs, 12 Mart ve 12 Eylül askeri darbeleri kimin aleyhine olmuş, kimin işine yaramıştır ?
***
27 Mayıs 1960 askeri darbesinin sevap hanesine sadece 1961 Anayasası yazılabilir. Ancak XX.yüzyılın en çağdaş anayasalarından biri olan 1961 metni, Süleyman Demirel yönetimindeki “paleo” liberallerin marifet ve fesatlarıyla kel tavuğa dönüştürülmüş ve bu Anayasa’nın has evladı Türkiye İşçi Partisi toprağa gömülmüştür.
Ordudan atılan EMİNSU’lar kimdir ? Üniversiteden atılan öğretim üyeleri kimlerdir ?
Yanıtını vereyim : Ordudan atılanlar Kemalist subaylar, üniversiteden atılanlar ise solcu ve Kemalist öğretim üyeleridir.
***
12 Mart ve 12 Eylül’de kimler kurşunlara hedef olmuştur, kimler idam edilmiştir, hapishaneleri dolduranlar, işkencelerden geçenler kimlerdir, kimler toplumsal konumunu yitirmiştir, 1402 kimlere uygulanmıştır ?
Bu soruların yanıtlarında her hangi bir liberal ve İslamcı yer almaz, şoven-milliyetçi kesimden birkaç ad yer alır.
Haklı olarak bazı sol ve Kemalist çevrelerin devlete karşı fesat çevirdiği hatırlatılacak. Doğrudur ! Ancak suçun bireyselliği unutulmuş ve bu fırsattan yararlanılarak, 12 Mart ve 12 Eylül’de solcuların ve Kemalistlerin ocağına incir dikmiştir.
Sözünü ettiğimiz üç askeri darbe de liberaller ve İslamcılar karlı çıktı. Bu nedenle yeni bir askeri müdahaleden de gene onlar karlı çıkar.
28 Şubat mı ? İslamcı & Liberal koalisyon hükümetinde İslamcı cenah işin cılkını çıkartmasaydı (kendi deyimleriyle) “postmodern darbe” yapılmazdı.
İslamcı & Liberal koalisyonu açık ya da üstü örtük olsun, hükümette ya da muhalefette olsun 1923’ten bu yana Cumhuriyet’e karşı devam etmektedir.
Yeni kıyafet balosunda ikisi de demokrat postu giyiyor…
***
Bazı ipuçları: İslamcı & Liberal ortaklığı sadece 1925-1950 dönemini eleştirir. 12 Eylül ürünü olduğunu ileri sürerek güya Anayasa’ya sahip çıkmazlar. Ama onların sahip çıkmadıkları “şey” o Anayasa’nın 1, 2, 3 ve 4. maddeleridir. Geri kalan maddeleriyle bir sorunları yoktur. AKP hükümetinin işlerini eleştirmezler. Çalışanların haklarını savunmazlar. İmam-hatip liseleri, hükümetin AB politikası konusunda ağızlarını açmazlar. Ama Cumhurbaşkanı’na, Genel Kurmay’a, YÖK’e, Anayasa Mahkemesi ile Danıştay’a saldırırlar.
Son olarak, Nobel için Stockholm’a giden gazeteci kadrosuna bakın. Liberal & İslamcı ortaklığı, Orhan Pamuk’u put-tabu haline getirmeye çalışıyor. Çalışsın bakalım!