ASKERİ DARBELER VE PALAVRALAR

Türkiye’de palavralar gerçekleri ve doğruları yener. “Türkiye’de sol (ilericilik) sağdadır, sağ (gericilik) soldadır” iddiasının üfürükçülükten başka bir şey olmadığını elli kez kanıtlayın, işe yaramaz. İki gün sonra bir başka gericinin aynı sakızı çiğnediğini görürsünüz.
Askeri darbelerle ilgili palavralar da aynı sınıfa girer: Askeri darbelerden en çok yararlanan İslamcılar ve liberaller, ne yaparlar ? Askeri darbelerden en çok zarar gören kesimleri, Kemalistleri ve solu askeri darbe yandaşı olmakla suçlarlar.
Bir de her askeri darbenin Türkiye’yi elli yıl geri götürdüğü iddiası vardır. Yani bu hesaba göre 27 Mayıs, 12 Mart ve 12 Eylül toplam olarak Türkiye’yi 150 yıl geri götürmüş oluyor. Elbette palavra ! Türk ekonomisi de, demokrasisi de olması gereken, olabileceği yerde.
Hiçbir askeri darbe olmasaydı, Demokrat Parti zihniyeti ülkeyi bulunduğu yerden daha ileri götüremezdi, aksine Türkiye, Türkiye Cumhuriyeti olmaktan çıkıp başka bir şey de olabilirdi.
Askeri darbelerden memnun olan ve için için isteyenler İslamcılar, liberaller ve neoliberallerdir.
***
“Muz cumhuriyetleri de var! Libya da, Iran da cumhuriyet ! Önemli olan demokrasi!” demelerine bakmayın siz, cumhuriyet ve demokratik cumhuriyet özü itibariyle ve zihniyet olarak soldadır. Kuşkusuz halk kendi kendini yönettiği için değil. Halkın kendi kendini “kendisi için” yönettiği zaman cumhuriyet ve demokrasi vardır. Halk kendisini kendisi için yönettiği zaman yeryüzü cennet bahçesi olur ama buna pek izin vermezler. İzin vermeyen Ordu değildir. Dinciler ve liberaller izin vermez. Sadece Türkiye’de değil, hiçbir yerde. Ayrıca bir ülkenin dincileri ve liberalleri izin verse bile başka ülkelerin baba dincileri ile baba liberalleri izin vermezler bu duruma.
***
İkinci Dünya savaşının sona erip Soğuk Savaş’ın başlamasından itibaren Türkiye Cumhuriyeti’nin eksenini bulunduğu yerden sağa çekme çabaları da başlamıştır. Sadece polisiye yöntemlerle, yasaklamalarla değil, İlim Yayma Cemiyeti, Komünizmle Mücadele Cemiyeti ve Aydınlar Ocağı gibi dernekler marifetiyle. AID gibi CIA tarafından kontrol edilen ABD yardım kuruluşları marifetiyle.
Yakın tarihimizin Askeri darbeler faslını merak edenlere, Prof.Dr.Çetin Yetkin’in mart ayında yayınlanan “Türkiye’de Askeri Darbeler ve Amerika” adlı kitabını okumalarını tavsiye edeceğim. Kendi adıma, son 30 yıldır, Çetin Yetkin’in kitaplarından çok şey öğrendim.
***
27 Mayıs’ın 12 Mart ve 12 Eylül’den tek farkı 1961 Anayasasıdır. 1961 Anayasası şimdi de dünyanın en çağdaş anayasasıdır. Bu anayasadan sadece demokratlar, cumhuriyetçiler ve solcular şikayetçi değildi.
Başta Süleyman Demirel olmak üzere bütün sağ, dinciler, liberaller, işveren çevreleri ve hepsinin akıl verenleri şikayetçiydi. Bu anayasa 12 martta piçe çevrildi, 12 Eylül’de çöpe atıldı.
***
Sol, 1960-1980 arasında askeri darbeler sayesinde ezildi. Başta 24 şubat kararları olmak üzere ekonominin liberalleşmesi 12 Mart ve 12 Eylül sayesinde uygulandı. 12 Mart’ta lise haline getirilen İmam-Hatip okullarına üniversitenin kapıları 12 Eylül’de açıldı.
Korkarım, yeni bir askeri darbe olursa şeriat ve hilafet bile gelir. Kimbilir, belki de Büyük Orta Doğu Projesi’nin bir askeri darbeye gereksinimi vardır…