ATATÜRKÇÜ OLMUŞ KİM İNANIR

Televizyonda başta AKP’li cumhurbaşkanı olmak üzere devlet ve hükümet erkanı Anıtkabir’de yürüyor. Ülker her zaman söylediklerini tekrarladı: “Şimdi bunlar  ‘Allahım bu işkence daha  ne zamana kadar sürecek’ diye düşünüyorlardır” dedi. Elbette AKP kadrosunu kastediyordu.

Ertesi gün, o gün, Anıtkabir’de, AKP genel başkanı Erdoğan, Atatürk’ün adını belki de ilk kez andı ya gazetelerin köşemenleri adı geçen kişinin taktik gereği Atatürkçüleştiğini yazmaya başladılar. Böyle bir şeye herkes inansa da ben inanmam. Zaten referandum “Hayırcılar”ının hiçbiri inanmaz. Cumhuriyetçi olmak,  şehadet getirerek müslüman olmaya benzemez Ağır koşulları vardır. Cumhuriyetçi olursan “gizli din”in olmaz.

Biz  Hürriyet gazetesinin iki yazarının yazdıklarını okuyalım:

AHMET HAKAN (AK Parti biraz da Atatürkçülük yapacakmış- Hürriyet, 30 Ekim 2017)

– Yüzde 50’lik bir çıta, gözleri korkutmaya başladı ya…

– Şehirli ve eğitimli kesimlerde heyecan yaratılamıyor ya…

– Atatürk sevgisinde gitgide bir artış kaydedildi ya…

– Cumhuriyet’e eleştirel yaklaşım içinde olanlar bile “Sarı saçlım mavi gözlüm/Neredesin nerede” demeye başladı ya…

– Mustafa Kemal Paşa’nın fotoğrafları sosyal medyada fırtına gibi dolaşmaya başladı ya…

– Konya Stadı’nda bile İzmir Marşı yankılanır oldu ya…

Durumu fark eden AK Parti, artık inceden Atatürkçü takılacakmış.

*

Daha fazla Atatürk diyeceklermiş, Atatürkçü kesimleri de kucaklayacaklarmış falan filan…

*

Kafamda hemen deli sorular belirmeye başladı:

Acaba inandırıcı olurlar mı? Acaba Atatürkçüler, “Aslında bunlar da Atatürkçüymüş, hadi oylarımızı yağdıralım” derler mi? Buna ikna olan çıkar mı?

***

AHMET  HAKAN (Ben nasıl Atatürkçü oldum-Hürriyet, 31 Ekim 2017)

 MAİL atmış herifin teki.

“Sen nasıl Atatürkçü oldun ya…” falan diye aşağılayarak çıkışıyor bana.

Anlatayım.

Ben şöyle Atatürkçü oldum:

*

-Pakistan’ı düşündüm, Irak’ı düşündüm, Suriye’yi düşündüm… Mezhep savaşlarını, aşiret çekişmelerini düşündüm. Atatürkçü oldum.

-Kadınların yanlarında kocalarıyla statlara girebilmesinin “büyük devrim” diye alkışlandığı Suudi Arabistan’ı düşündüm. Atatürkçü oldum.

-Yedi düvele karşı verdiği savaşta hiçbir zaman “aldatıldım, kandırıldım” demediğini aklıma getirdim. Atatürkçü oldum.

-Ceberut devlet anlayışının bayrağı olmaktan çıktığı anda yeryüzünün en sempatik figürü haline geldiğini fark ettim. Atatürkçü oldum.

-Müritlerine kanlı oyunlar oynatan Fetullah türü adamların panzehrinin Atatürk olduğuna kesin inandım. Atatürkçü oldum.

-Bugünün Ortadoğu’suna bakıp 100 yıl önce yüzünü Batıya dönmenin ne anlama geldiğini öğrendim. Atatürkçü oldum.

-Atatürk adına zalimlik yapanlar, sahneyi terk etmek zorunda kalınca ve ortalık tertemiz olunca… Atatürkçü oldum.

-Din ve dince kutsal bilinen değerlerin siyasi arenada sömürülmesinin nelere yol açtığını yaşayarak gördüm… Atatürkçü oldum.

***

ABDULKADİR SELVİ (Hürriyet, 31 Ekim 2017)

Resepsiyonun başında 29 Ekim’den 15 Temmuza bir görsel sunum yapıldı. 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’i kuran millet, 15 Temmuz’da da demokrasiye sahip çıktı teması işlendi. Atatürk’ten Menderes’e, Özal’a ve Erdoğan’a uzanan bir siyasi çizgi ortaya konuldu. ‘AK Parti, Atatürk’ü mü keşfetti’ tartışmalarına zemin teşkil etmesini arzu etmem ama bu kez Cumhuriyet ve Atatürk vurguları daha güçlüydü. Belli ki Erdoğan sadece MHP’yle yakınlaşma adına bunu yapmıyor. Atatürk’ü, Cumhuriyet’i önemseyen yeni bir seçmen profiline yöneliyor.

***

Adam olma ihtimali olmayan Abdülkadir Selvi’nin gevelemelerini ciddiye almayalım: AKP ve Erdoğan “Atatürk’ü, Cumhuriyet’i önemseyen yeni bir seçmen profiline yöneliyor”muş…

Cumhuriyetçi ve Atatürkçü olmanın asgari koşullarını kendi nefsinde deneyen Ahmet Hakan’ın dediklerini kabul etmek, “olma”nın en ilkel koşullarıdır.Ben  Atatürk adını vırt-zırt anmaktan hoşlanmam. Çünkü kimsenin cankurtaran yeleği değildir. Atatürk’ü de kapsayan “Cumhuriyetçı” sıfatını tercih ederim.

Cumhuriyetçi olmanın koşulları kabaca şunlardır:

1– Cumhuriyet’e ve Atatürk’e yaptığın bütün küfür ve hakaretler için “noter tastikli” özür dileyeceksin.

2-Milletvekili ve cumhurbaşkanlığı yeminlerine sadık kalacaksın.

3-Anayasa’nın giriş bölümüne inanarak sadık kalacaksın.

4-Türkiye Cumhuriyeti anayasasının aşağıdaki maddelerini değişmez kabul edeceksin:

Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.

Herkes dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz. Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz.

 Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.

Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.

5- 15 yıldır çiğneyip geçtiğin, Anayasa’nın 174.maddesine  aykırı davranmayacaksın:

“Anayasanın hiçbir hükmü, Türk toplumunu çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkarma ve Türkiye Cumhuriyetinin laiklik niteliğini koruma amacını güden, aşağıda gösterilen inkılap kanunlarının, Anayasanın halkoyu ile kabul edildiği tarihte yürürlükte bulunan hükümlerinin, Anayasaya aykırı olduğu şeklinde anlaşılamaz ve yorumlanamaz:

-3 Mart 1924 tarihli ve 430 sayılı Tevhidi Tedrisat Kanunu;

-25 Kasım 1925  tarihli ve 671 sayılı Şapka İktisası (giyilmesi) Hakkında Kanun;

-30 Kasım 1915 tarihli ve 677 sayılı Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Seddine (kapatılmasına) ve Türbedarlıklar ile Bir Takım Unvanların Men ve İlgasına (yasaklanmasına ve kaldırılmasına) Dair Kanun;

-17 Şubat 1926 tarihli ve 743 sayılı Türk Kanunu Medenisiyle kabul edilen, evlenme akdinin evlendirme memuru önünde yapılacağına dair medeni nikah esası ile aynı kanunun 110 uncu maddesi hükmü;

-20 Mayıs 1928 tarihli ve 1288 sayılı Beynelmilel Erkamın ( sayıların) Kabulü Hakkında Kanun;

-1 Kasım 1928 tarihli ve 1353 sayılı Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki hakkında Kanun;

-26 Kasım 1934 tarihli ve 2590 sayılı Efendi, Bey, Paşa gibi Lakap ve Unvanların Kaldırıldığına dair Kanun;

-3 Aralıkl 1934 tarihli ve 2596 sayılı Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun.

 Biraz daha ayrıntıya girecek olursak:

1- Cumhuriyet’in ilanından saadece 4 ay sonra çıkartılan “Tevhid-i Tedrisat kanununa aykırı  açılan bütün imam-hatip okullarını kapatıp yasanın amaç ve yaptırımına uygun olarak, Cumhuriyet’in laik ve çağdaş okullarına dönüştüreceksin.

 

TEVHİD-İ TEDRİSAT KANUNU

( ÖĞRENİM BİRLİĞİ KANUNU )

Kanun Numarası : 430

Kabul Tarihi        : 3 Mart 1340 (1924)

Madde 1: Türkiye’deki bütün bilim ve öğretim kurumları Milli Eğitim Bakanlığı’na  bağlıdır.

Madde 2: Şer’iye ve Evkaf Vekaleti veya özel vakıflar tarafından yönetilen bütün medrese ve okullar Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlanmıştır.

Madde 3: Şer’iye ve Evkaf Vekaleti bütçesinde, okullara ve medreselere ait olan birikimler, Milli Eğitim Bakanlığı bütçesine devredilecektir

Madde 4: Milli Eğitim Bakanlığı’nca, yüksek din uzmanları yetiştirmek için, Üniversitede bir ilahiyat fakültesi açılacak ve imamet ve hatiplik gibi dini hizmetlerin görülebilmesi için de ayrı okullar[i] açılacaktır.

Madde 5: Bu yasanın yayımı tarihinden başlayarak genel eğitim ve öğretimle görevli olup, şimdiye kadar Milli Savunmaya bağlı olan askeri ortaokul ve liseler ile, sağlık bakanlığına bağlı olan yetim yurtları bütçeleri ve eğitim kadroları ile birlikte Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlanmıştır.Bu ortaokul ve liselerde bulunan eğitim gruplarının bağlantıları, bundan sonra ait oldukları bakanlıklar arasında değişiklik suretiyle düzenlenecek ve o zamana kadar orduya bağlı olan öğretmenler orduya bağlılıklarınık sürdüreceklerdir.

Madde 6: Bu yasa yayım tarihinden itibaren geçerlidir.

Madde 7: Bu yasanın yürütülmesinden hükümet sorumludur.

 6- Diyanet İşleri Başkanlığı kanunun 1950’den önceki metnini uygulayacaksın ve Müftülere verilen nikah kıyma yetkisini derhal kaldıracaksın.

7-1923 Cumhuriyeti’nin dış siyasetinin “Yurtta bariş, dünyada barış” ilkesini kesinlikle uygulayacaksın. Irak ve Suriye’de bariş için çalışacaksın.

8– Kuvvetler ayrılığı ilkesine boyun eğeceksin. Anayasa Mahkemesi’den, Danıştay’dan, Yargıtay’dan, Sayıştay’dan Yüksek Seçim Kurulu’ndan, Savcılar ve Hakimler Kurulu’ndan elini çekeceksin.

9.Partiler yasasını değiştirip çağdaşlaştıracaksın.

10.Seçim kanununu değiştirip yüzde 10 barajını kaldıracaksın.

  1. Kapattığın bütün askeri okulları tekrar açacaksın, askeri hastaneleri TSK’ya geri vereceksin.

12.Laik Cumhuriyet’in önünde esas duruşa geçeceksin ve istifa edip kendini Hicaz’da dine vereceksin (!).

  1. Deve iğne deliğinden geçer ama sen bunları bir tekini bile yapamazsın.
  2. Koşullar bu kadar değil ama bu kadarı yeter. Ama daha neler var!

Cumhuriyetçi olmak tebdil-i kıyafete izin vermez .

ÖZDEMİR İNCE

6 Kasım 2017

————————————–

[i] İmam-Hatip Okulları