ozdemiri tarafından yazılmış tüm yazılar

EMEKÇİNİN SINIF BİLİNCİ

Emekçi nedir ve kimdir? Kapitalist düzende yaşamak için emeğinden başka bir kaynağı olmayan herkes emekçidir! Marx-Engels zamanında  her türlü sanayi işletmesinde çalışan herkes işçi sınıfını oluşturuyordu. Artık işçi sınıfı başta olmak üzere  beyaz yakalılar (memurlar, öğretim elemanları, teknik elemanlar ve benzerleri, lümpen prolertarya dışında kalan bütün çalışanlar) Emekçi Sınıfını oluşturmaktadır. Bunları birleştiren emekçi bilincidir. Bunun dışında kalan dinsel inançlar ve etnik mensubiyet emekçi bilincinin öznel ve nesnel düşmanlarıdır. Bu ideolojik sapma iktidardaki burjuva-kapitalist iktidarın işine yarar.

Okumaya devam et

BÜYÜK ADALET YÜRÜYÜŞÜ 

   Çok uzun yıllardır şiir kitaplarım bir tek tema (izlek) odağında ve ekseninde yazılır. Son iki kitabımın[i] teması kutsal ve dünyevi bütün iktidar güçlerine başkaldırı idi.Yazmayı tasarladığım son kitap bir “veda” senfonisinin adagio bölümü olacaktı. Bu nedenle adını “Yolluk”[ii] koymuştum. Kılıçdaroğlu’nun önderliğinde görkemli bir biçimde yapılan  “Büyük Adalet Yürüyüşü” veda senfonisi ile birleşerek kitabın temasına el koydu. Hiç adetim olmadığı halde “Büyük Adalet Yürüyüşü”nün anlamına duyduğum büyük saygının ifadesi olarak ilk şiiri siteme koyuyorum. Kutlamak için!…

Özdemir İnce

8 Temmuz 2017

1.

Bu yıl iyi durumda asma, kahve masasının üzerinde,

altında su deposu, bazen suyun şırıltısı duyulur –

Değirmendere’nin Toros yarıklarında, kör İbram denen

dedemle odun atardık katran ocağına-

bu yıl iyi olacak asma, yeşil yapraklar tozlu değil,

iyi bakmış bahçıvan, göz taşıyla sulamış

yirmi yıl önce diktiğim kökü -,

 

Görebilir miyim büyüdüğünü

acaba, yapraklarından sarma yaptırabilir miyim,

birkaç salkım üzüm yiyebilir miyim ölmeden ? –

 

Dallar aşağıya sarkıyor  talvardan

dalların arasından karşıdaki dağa döşenen zeytin ağaçları çımgışıyor,

bu yıl iyi üzüm verecek asma

göz kalmasın diye komşulara da vereceğim usulune göre –

ama sakın kurban bayramında et getirmesinler,

el öpme cerrine çıkmasa çocuklar.

 

Bunlar benim seksen merdivenine ayak bastığım

gaddar bir yaz sabahında söylediğim hikmetsiz sözler…

[“Her şey boş, bomboş!” diyor Vaiz.

Ne kazancı var insanın

Güneşin altında harcadığı onca emekte?

Kuşaklar gelir, kuşaklar geçer,

Ama dünya sonsuza dek kalır.

Güneş doğar, güneş batar,

hep doğduğu yere koşar.

Rüzgar güneye gider, kuzeye döner,

Döne döne eserek aynı yolu izler.

Bütün ırmaklar denize akar,

Yine de deniz dolmaz.

Irmaklar hep çıktıkları yere döner.”][iii]      

Sanki mutluluğumu bozmaya kararlı Vaiz

pişmiş aşa su katmaya niyetli.

“Rüzgarı avuçlayamazsın!” derdi  bana gençliğimde,

ben de “İşte bak avuçluyorum rüzgarı!” derdim

ve yakalardım rüzgarı kuyruğundan

beni alıp götürse de sürükleyerek yanında,

dizlerim parçalanırdı taşlara kayalara çarpa çarpa.

Bir an bile pişman olmadım ters gidişimden.

Bu sayede neler gördüm, kendimden başka,

rüzgarın sırtında, elimde örgüsüz  yelesi,

bel oyuğu kalçalarımın altında,

ürküterek yanından geçtik tokuşan geyiklerin.

 

Bu yıl çalışkandır asma, fısıldadığını duyacağım kulağıma,

“İçin sakın koflaşmasın

burun deliklerini ve kulaklarını temiz tut

mantarlanmasınlar, kireçlenmesinler

tortusuz sesler ve kokular için,

çapaklanmasın gözlerin

dikkat et düşmesin gözkapakların,

fazla tuz atma yemeklere!”

 

Bunları Ülker de söyler bana yıllardır,

asmanın ikiz kardeşidir Ülker.

Güneşin altında yeni bir şey yok, Vaiz’e kalırsa,

ama güneş de yeni değil, güneş de,

kestane patlamalarını saymazsak,

manyetik rüzgarları hesaba katmazsak…

 

Uzayda dolaşan sesler ve benim asmanın fısıltıları:

“Büyük Adalet Yürüşü” başlayabilir” diyor bana.

———————————————————-

 

[i] Kara  Delikte Bir Yolculuk & Tersine ya da Sapkın Ayetler (Kaynak Yayınları, 2014); Opera Kahkahası (Ve Yayınevi, 2017)

[ii] Barlarda müşteriye bedava verilen son içkinin (One for the road) adı.

[iii] Tevrat, Vaiz,1:2-7

2

BEN DİYORUM CERRE BOĞAZI

Bilgisayarda bir “şey” ararken, “Kitap şantiyesi” dosyasında, okuyacağınız yazı çıktı karşıma. Başlık olarak en sevdiğim deyişlerden birini yazdığıma göre önem verdiğim bir yazı…

“Cerre” bizim Çukurova’da “Testi” anlamına gelir. Başlıktaki deyişin devamı ise şöyle “Sen anlıyorsun yandı bilmem neremin ağzı”. Okumaya devam et