AVA GİDEN AVLANDI!

Bilâl N.Şimşir’in “Kürtçülük II” (Bilgi Yayınları) kitabından aktarıyorum:
“Genelkurmay’ın emri ile Türk Hava Kuvvetleri’ne mensup uçakların 3 Mayıs 1937 günü Keçikesen köyünü bombalamasıyla isyana karşı genel askeri harekât başlamış oldu. 4 Mayısta Cumhurbaşkanı Atatürk’ün başkanlık ettiği ve Genel Kurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak’ın da katıldığı Bakanlar Kurulu toplantısında Dersim ayaklanmasına ilişkin tedbirler karşılaştırıldı ve uygulamaya koyuldu.” (S.398)
***
Dersim isyanının başlaması ve bastırılması arasında cumhuriyet devletini yönetenler:
Mustafa Kemal Atatürk : Cumhurbaşkanı
Başbakan : İsmet İnönü (1 Kasım 1937’ye kadar)
Başbakan : Celal Bayar (1 Kasım1937-25 Ocak 1939)
İktisat Bakanı : Celal Bayar (1932-1937)
İçişleri Bakanı : Şükrü Kaya (İnönü ve Bayar hükümetlerinde)
Genel Kurmay Başkanı: Mareşal Fevzi Çakmak
***
Dersim isyanının bastırılmasının yetkili ve sorumluları yukarıdadır. Buna dönemin bakanlar kurulu üyeleri ile TBMM üyelerinin tamamı eklenir. Ve sorumluluk eklene eklene yana ve aşağı doğru gider.
Demek ki Dersim’in başına bomba yağdıran, Başbakan Erdoğan’ın iddia ettiği gibi, sadece İsmet İnönü münafıkı (!) değil, yukarıdaki kadrodur. Mustafa Kemal Atatürk + Mareşal Fevzi Çakmak + İsmet İnönü + Celal Bayar + Şükrü Kaya + Bakanlar Kurulu + TBMM +…
Bir başbakana bu kadar cehalet yakışmaz, yakışmamalı.
Ancak Yılmaz Özdil’in yazdığına göre (Hürriyet, 15 Ağustos 2010) ileri gelenleri arasında üniversiteye giriş sınavlarında ilk 10’a, ilk 100’e, ilk 1000’e giremeyen bir kadrodan daha fazla tarih bilgisi ve bilinci beklenemez.
Dersim’i İsmet İnönü’nün bombaladığını ileri süren Başbakan üniversiteye 106 binler arasında girmiş. Belki de 106 bin 999’uncu olmuş.
Bir ülkenin yönetici elitlerini (!) bu denli sıradan öğrenciler oluşturmuş ise vay halimize. Yönetmek için “halk çocuğu olmak” yetmez. Elit halk çocuğu olmak gerekir!
***
Öyle bir elit (!) ki kendi çıkarları için tarihsel gerçekleri tersine çevirebiliyor, kendi tarihini karalama ruhsuzluğunu göze alabiliyor. Bu kafayla, Yunanların gözüne girebilmek için, I ve II. İnönü savaşlarını kazanan komutanı, Sakarya Meydan Savaşı’nı kazanan komutanı, Kurtuluş Savaşı’nı yapan ve kazanan komutanları, Cumhuriyet’i kuranları suçlayabilirler.
Yıllar önce, bütün halkların birbirine benzediğini, Fransız kasap, Alman bakkal, İngiliz şoför, İtalyan çiftçinin, Türk meslektaşlarından farklı olmadığını yazmış ve bütün farkın elitler arasındaki düzey farkından doğduğunu eklemiştim. Günümüzün iktidarının elitleri bu savımı doğrulamaktadır. Uygar ülkelerin elitleri kendi tarihlerini saptırmaz, tarih yapanlarını da suçlamaz!