“AVRUPADA HÜSRAN ARTIYOR !”

Önce Milli Şef İnönü’nün ve CHP’nin tir tir titrediği, daha sonra da Celal Bayar’ın her yıl “Bu kış Komünizm gelecek!” dediği şey gerçekleşseydi, yani Türkiye komünist olup Varşova Paktı’na girseydi, şimdi çoktan Avrupa Birliği’ne alınmıştı. Türkiye’nin en önemli kusuru (!) Soğuk Savaş dönemini NATO’nun kucağında geçirmesi, vatan sathına “Komünizmle Mücadele Dernekleri” döşemesidir.
Söylediklerim bir tür fal ya da anakronik bir komplo teorisi değil. Örnekleri aşağıda :
Avrupa Birliği Bulgaristan, Romanya, Macaristan, Çek Cumhuriyeti gibi eski demir perde (komünist blok) ülkelerini yangından mal kaçırırcasına neden nikah altına aldı ? Sayalım bu ülkeleri : Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Estonya, Macaristan, Letonya, Litvanya, Polonya, Romanya ve Slovenya, Toplam 9 ülke ! Yakında Hırvatistan da üye olacak. Oldu mu 10 üye ?
Ardından Sırbistan, Arnavutluk, Bosna-Hersek ve Makedonya gelecek ve eski komünist blok ülkeleri bir iki eksiğiyle Avrupa Birliği’nin nikahına gidecek. Geriye Ukrayna ile Belorusya kalacak.
***
Amaç Avrupa Birliği’nin çekirdeği ile Rusya arasına geniş bir Çin Seddi kurmak. Bir tampon bölge ! Eğer böyle olmasaydı hiçbir bakımdan AB normlarına uymayan bu memleketleri neden bünyesine katsındı ?! Bunları AB üyeliğine alan zihniyet eski Varşova Paktı üyesi, demirperde ülkesi Türkiye’yi hayda hayda alırdı üyeliğine !
“Kahrolsun Komünizm”ciler tarihin bu ironisi hakkında ne düşünüyorlar acaba ?
Avrupa Birliği için demokrasi aşığı olmaktan çok eski komünist olmak önemli !
***
Siz bir avuç nomenklotura (elit kesim) artıklarına bakmayın, adını verdiğim ülkelerin insanları kapitalizme tranfer olmaktan, Avrupa Birliği’ne girmekten köpekler gibi pişman. Bunu bana söyleyen onlarca gençlik arkadaşım var bu ülkelerden ve Bulgaristan’da gözlerimle gördüm, en yetkili ağızlardan dinledim. Eski Yugoslavların masalarda ağladıklarına tanık oldum.
4 Kasım tarihli Cumhuriyet ve BirGün gazetelerinde yayınlandığına göre :
Merkezi Washington’da bulunan Pew Araştırma Merkezi’nin düzenlediği “Çok partili sistem ve serbest piyasa ekonomisi” konulu kamuoyu yoklamasının sonuçları, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin dağıldığı 1991 yılında Doğu Bloku ülkelerinde aynı konuda yapılan araştırmayla karşılaştırılmış:
Bu çalışmanın sonuçlarına göre, en büyük değişimin görüldüğü Ukrayna’da, Sovyet tarzı sosyalist sistemden çok partili sisteme geçişi olumlu bulanların sayısı yüzde 72’den yüzde 30’a düşmüş. Ukrayna henüz AB üyesi değil. Bir de AB üyesi ülkelerin durumuna bakalım:
Bulgaristan’da yüzde 76’dan 52’ye, Litvanya’da yüzde 75’ten 55’e, Macaristan’da yüzde 74’ten 56’ya gerilemiş.
Küresel Eğilimler Araştırması eşbaşkanı ve ABD eski Dışişleri Bakanı Madeleine Albright durumu şöyle yorumluyor : “Temel olarak insanlar hayatı daha iyi buluyor ama umdukları kadar iyi değil. Siyasi liderlik konusunda ciddi bir hüsran var. Siyasi kurumlara güven eksikliği ama demokrasinin bütünlüğüne onay var.”
***
Bayan Albright anlaşılan sayıları çok olumlu yorumluyor. Karaman’ın koyununun oyunları ortaya çıktıkça bu oran giderek düşecek. Türkiye’de bütün oranlar yüzde 99’a çıksa bile “Çantada keklik olduğu için” ona geçit yok ve kolay kolay olmayacak !