AYRILMAK İSTEMEYEN ADAM!

Dünkü yazımı yazıişlerine gönderdikten sonra gazetelerde BDP milletvekili Hasib Kaplan’ın şangırtılı demecini okudum. Bu türden demeçlere alışkın olduğum için ciddiye almadım ve yazımı yenilemek aklımın ucundan bile geçmedi.
Kendi gerçek ve doğrularımı bir kez daha yazayım: İster savaş ister barış yoluyla olsun Kürtlerin özerklik, federasyon ve bağımsız devlet istemelerine karşı değilim. Ama bu isteklerini kesinlikle desteklemedim, desteklemiyorum. Desteklemek, desteklememek! Bunlar benim için önemli değil. Benim için önemli olan şu: Özerklik, federasyon ve bağımsız devlet gerçekleşebilir mi, gerçekleşirse hangi koşullarda gerçekleşir. Bunların cevaplarını en son dün yazdım.
***
BDP’li Hasip Kaplan “Biz ayrılamayız!” demiş. Siyasetçilerin, gazetecilerin ve köşemenlerin çoğu pek Türkçe bilmedikleri için bu cümlenin ne anlama geldiğini açıklayayım:
1.Türkler ve Kürtler birbirinden ayrılamaz.
2.Hasip Kaplan Kürt olduğu için “Biz” “Kürtler” anlamına gelir: “Kürtler Türklerden ayrılamaz!”
3.”Ayrılmak” sürecin üçüncü evresi olduğu için “özerklik” ve “federasyon” gündemden düşmemiştir.
4.Hasip Kaplan’ın “Biz ayrılamayız!” sözü, “Ayrılamayız ama özerklik ve federasyon isteklerimizi görüşebiliriz!” anlamına gelir.
5.Hasip Kaplan sözünün ne anlama geldiğini elbette benden çok daha iyi biliyordur. Ama ben gazeteci değilim ve öteki köşemenlere hiç mi hiç benzemem. Bana bir cümlesini veren elimden kurtulamaz.
6.“Ayrılamayız!” lafı laf değil de bir tür “engagement” (angajman, vaat, yatırım, güdümlülük, bağlanma) ise bunun ne anlama gelmesi gerektiğini birlikte görelim.
***
1.Ayrılmak istemeyen(ler) PKK’nın sadece eylemlerine değil kendisine de karşı çıkar.
2.Doğu ve güney doğuda, Mersin’de, Adana’da, İstanbul’da ve öteki yerlerde yapılan yasadışı gösterilere, barbarlık ve vandalizme karşı çıkar.
3.Karşı çıkmakla kalmaz 1 ve 2.maddede yazdıklarımla mücadele eder.
4.”Anadilde öğretim” iddialarından hemen vazgeçer. Çünkü gazeteci ve köşemen esnafı pek bilmez ama ayrılıkçılığın en önemli göstergesi “anadilde öğretim” dayatmasıdır. Yanlış anlamalarına engel olmak için bir kez daha yazayım: Anadilde öğretim ile anadilin özgürce öğrenilmesi aynı şey değildir.
5.”Ayrılık” gündemden kalkıyorsa “özerklik” koşulları elbette konuşulabilir. Ama “anadilde öğretim hakkı”nı araya sokuşturmadan.
6.Sorunu ilkokul düzeyine indirgeyerek yazdım. Anlamayan varsa sorun kendisindedir.
7.Bu satırları yazan gibi bir “ırkçı”, bir “faşist” varsa, ona kurban olayım.
8.Bir başka dünya elbette kurulur, ama “barış esnafı”, “demokrasi ve insan hakları esnafı” ile değil!