AZINLIKLAR, HAKLAR VE GERÇEKLER

Azınlıklar, azınlık hakları ve azınlıkların gerçekleri söz konusu olduğu zaman yüce ama önü tıkalı, engebeli ideallerden söz edilir : Ermeni soykırımının resmen tanınması , Patrikhane’nin ökümenik sıfatının resmen kabul edilmesi, Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılması, ardından azınlık mal ve vakıflarının sahiplerine iadesi, vs, vs,…
***
Ben daha temel, daha yaşamsal, daha gündelik gerçeklerden söz etmek istiyorum. Birkaç gün önce bir Tuncelili Alevî (hanım) arkadaşımla azınlık haklarını, azınlık duygu ve duyarlığını, kendini azınlık hissetmenin olası sorunlarından söz ediyorduk. O anlattı : Hıristiyan azınlıktan bir arkadaşımız çalıştığı üniversitenin rektörlüğünden bir resmi mektup almış. Mektupta isterse Noel dolayısıyla izin kullanabileceği yazıyormuş. Arkadaşımın arkadaşı, benim tanıdığım hanım odasına kapanmış ve hüngür hüngür ağlamış. “Adam” yerine konulduğu için ağlamış! Azınlık olmak, basınç altında yaşayan azınlık olmak budur işte !
Benim sözünü ettiğim bu işte ! Ermenilerden soykırım dolayısıyla özür dilemek, Patrikhane’nin ökümenikliğinin tanınması, Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılması için mücadele etmek türünden sorunlar on-onbeş dakikada çözülür. Elektiriği açmak gibi bir şey… Bir metin hazırlanır, Hükümet basar imzayı ! Hepsi bu kadar !…
***
1995 yılında, Yeni Yüzyıl gazetesinde bir süre köşe yazıcılığı yapmıştım. Bu yazılar önce “Bu Ne Biçim Memleket” (Telos Yayıncılık, 1996), daha sonra da “Mahşerin Üç Kitabı” (Doğan Yayıncılık, 2005) adlı kitaplarımda yer almıştı.
Azınlıklar konusunda kazı yaparken “Mahşerin Üç Kitabı”da “Hamursuz Bayramı” (S.273) adlı bir yazıma rastladım. Bu yazıdan bir alıntı yapacağım : “Ramazan ve Kurban bayramları, Nevruz Bayramı ve Hamursuz Bayramı, Anayasa ve yasalar önünde eşit haklara sahiptir. Laik devlet, bu bayramların hepsine eşit mesafede durması gereken devlettir, laik devlet “kibar” ve “nazik” düşünceli bir devlettir. // Okuduğunuz gazetenin 17 Mart 1995 tarihli sayısından öğrendiğime göre, Dışişleri Bakanlığı(mız) 21 Mart Nevruz Bayramı’nda, Türkî Cumhuriyetlerden davet edilen konuklarla Meclis’in önünde Nevruz ateşi yakacakmış. “Kibar” ve “nazik” düşünceli bir davranış. // 15 nisan – 22 nisan tarihleri arasındaki hafta da Türkiye Cumhuriyeti’nin Musevî vatandaşlarının Hamursuz (Pessah) Bayramı var. Ben kendi adıma, yasalar önünde eşit haklara sahip olduğum Musevî TC vatandaşlarının Hamursuz Bayramı’nı kutlamak istiyorum.” (5 nisan 1995)
***
Yazının altında, yazı kitaplaşırken 16 Temmuz 1996 günü yazılmış bir not var : “Türkiye Cumhuriyeti cumhurbaşkanı, başbakanı, Meclis başkanı, bakanları, parti başkanları yalnızca Sunnî Müslüman vatandaşların değil, ama Şiî, Alevî, Hıristiyan, Musevî vatandaşlarımızın da dinî bayramlarını içtenlikle kutlamak gereksinimi hissettikleri ve bunu yaptıkları gün, Türkiye Cumhuriyeti gerçekten laik bir devlet olacaktır.”
Dilekçecilerin, bildiricilerin ortalıkta olmadığı o yıllarda bir Ermeni, Rum ve Musevî asıllı TC vatandaşları general, Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni, emniyet müdürü olmadan Türkiye’nin gerçekten demokratikleşemeyeceğini yazıyordum. Gene yazıyorum !….
6 Ocak kadîm Anadolu Hıristiyanlarının yılbaşısıdır. Kutlarım !…