BANU AVAR’IN PROGRAMI VE İSVEÇ’İN AVUKATI MURAT BELGE

Banu Avar’ın TRT televizyonunda yayınlanan, İsveç konulu programıyla ilgili olarak Basın Konseyi 22.12.06 tarihinde bir bildiri yayınlayarak “Sınırlar Arasında” adlı programın yasaklanması, yayından kaldırılması, bir daha yayınlanmaması yolundaki girişimleri ve yapılan suçlayıcı yayınları kınadı:
“Basın Konseyi olarak, bu yaklaşımları sansürcü bir anlayışın ürünü sayıyor ve söz konusu programla ilgili suçlayıcı yayınlarla, İsveç Büyükelçiliği ve Türk Dışişleri Bakanlığı’nın yayına ve iletişim özgürlüğüne müdahale niteliğindeki girişimlerini esef verici bulduğumuzu belirtiyoruz.”
***
“Sınırlar Arasında” adlı programı seyretmedim. Uygunsuz bir program olsaydı Basın Konseyi böyle bir bildiri yayınlamayı gerekli görmezdi. Anladığım kadarıyla, program İsveç’in kirli çamaşır bohçasını açıyormuş. Ben aynı işi 2000 yılından bu yana yapıyorum. Hürriyet arşivinde duruyor yazılar.
Programı eleştirmek için kimileri “Şimdi bu program olur mu, İsveç bizi tam AB için desteklerken” dediler. Türkiye’nin ve Türklerin “şamar oğlanı” olmasını kabul eden bu türden sefillikleri ciddiye almak çok zor.
***
Beni asıl şaşırtan soğukkanlılığıyla ünlü Murat Belge’nin (Radikal,22.12.06) “Şu son günlerde bir kadın”ın yaptığı programa karşı dörtnala saldırıya geçmesi. Zarif Murat Belge programın yapımcısına “Bir kadın!” dedikten sonra “Sayın heyyet-i hakime” diyerek İsveç’in dava vekilliğini üstleniyor. Meşrep sorununa girdiği için bu girişime bir şey demem. Ancak “Kavram Kargaşası” başlıklı yazıda beni çok ilgilendiren bir bölüm var:
“… ‘Eugenics’ adıyla bilinen faşizan biyoloji uygulamasının İskandinavya’da revaç bulduğu bilinen bir olgudur. Bu ülkede Lapon azınlığın yakın zamana kadar kötü muamele gördüğü de öyle. Daha ararsanız, Quisling de bulursunuz. Ama bunları allayıp pullayıp ‘İsveç faşisttir, genosid yapmıştır’ derseniz, kantarın topuzunu kaçırırsınız”
diyor.
Programda “Eugenics” ya da “Eugenisme” sözcükleri geçti mi bilmiyorum. Ancak bu sözcükleri 2000 yılından itibaren ilkin ve belki de sadece ben kullandığım için Murat Belge’nin değerlendirmesini üzerime alıyorum.
Murat Belge’nin hafife aldığı ve kısaca “ırk arındırması” anlamına gelen bu toplumsal felsefe Nazi soykırımının çekirdeğini oluşturur ve bunun ilk uygulamaları İsveç ve Norveç’te başlamıştır. Bu uygulamaya göre, esmerler, sakatlar, zihinsel özürlüler, engelliler başlangıçta öldürülmeseler bile kısırlaştırılıyorlardı. Yabancı kaynaklara bakacak olursanız Eugenics’in karşısında şöyle bir tanım bulursunuz: “Devlet destekli bir ayrımcılık ve insan hakları ihlali ve hatta soykırım olduğu kabul edilmektedir”.
***
Murat Belge anlaşılan, “Her zaman haklı olma” yanılsamasının verdiği rehavetle, birinin çıkıp bu işin üzerine gideceğini düşünmemiş… Bu ne düşmanlık ! (Devam edecek)