BAŞBAKAN İCMAYI DEMOKRASİ SANIYOR

Din değiştirmek, dinden çıkmak, inancını yitirmek, cinsiyet değiştirmek öyle kolay değildir, havaalanlarında, istasyonlarda, garajlarda araç değiştirmeye benzemez, insanın ruhunu yerinden söker, beynini unufak eder. ABD’den uçakla gelen insanlar ancak birkaç günde kendilerine geliyorlar, bir şey değiştirenlerin kendilerine gelmeleri çoook uzun sürer. Berbere girip traş olmaya benzemez. İslam dinine girenlerin sünnet olmalarına da benzemez.
Bunu bildiğim için, bu konuda çok kitap, çok roman okuduğum için, Milli Görüş’ten, Refah ve Fazilet partilerinden gelenlerin laik AKP’yi (!) kurmalarına ve hamamda yıkanıp değişmelerine bir saniye bile inanmadım. Ve bunları AKP’nin kuruluşundan itibaren inatla yazdım. Sonuçta haklı çıkan benim!
***
Müslüman toplumlarında, bence ciddiye alınmaması gereken bir inanış vardır: “Her şey Kitap’ta yazmaktadır” dogması ! Atom mu, uzaya yolculuk mu, DNA mı, moleküler biyoloji mi, uzay geometrisi mi, hepsi Kitap’ta yazmaktadır.
Demokrasi mi, dediniz, o da Kitap’ta yazmaktadır. İslamcı çevrelerin, İslamcı zihin ve ağızların iddiasına göre İcmâ demokrasinin en hasıdır. “İslam’da icma var!” derler, ve yüzünüze âlim ve muallimcesine bakarlar. Peki nedir İcmâ?
***
Kur’an ve hadîslerle çözümlenemeyen hukuk sorunlarında bilginlerin oy birliğine icmâ denir. Toplanma anlamına gelir. Bundan sonrası için, sizin bir sözlüğe, ansiklopediye falan bakmanız gerekir. Çünkü ben bir adım daha atmak zorundayım.
İcmâ’nın bilginin ve haberin kaynağıyla kesin bir ilgisi vardır İslam’da. İslam inancında bilgi sonradan kazanılmaz, edinilmez, ama bir yerden Vahiy ya da İlham edilir. Tanrı tarafından.
Tek kişinin haberi (Haber-i Vâhid) : Bilgi içermez, muteber değildir.
Yaygın Haber (Müstefiz-Meşhûr): Gazali bu haberin araştırılması gerektiğini söyler.
Çoğunluğun haberi (Tevâtür): Yalan üzere birleşmeleri mümkün olmayan bir topluluğun ilettiği haber. Aynı tutum klasik kelâm geleneğinde de egemendir: Bir haber çoğunluk tarafından aktarılmışsa, o haber kesin bilgi kaynağıdır.
Bu olgunun, İslamdaki icmâ ile kesin bağlantısı vardır. İcmâ, daha önce de yazdığım gibi, çoğunluğun görüş birliğine varmasıdır ve bağlayıcıdır. Nâzzam, buna itiraz eden belki de tek İslam düşünürüdür. Ona ve özgür düşünceye göre, çoğunluğun karar, kanı ve uzlaşması, her zaman yanlış çıkma olasılığı ile karşı karşıyadır.
***
İşin püf noktasına, bam teline geldik : Başbakan ve AKP’nin, (oylama dışında) haklar bağlamında çoğunluk ile azınlığı eşit kabul eden demokrasiyi içselleştirememesinin nedeni işte buradadır. Referansları hâlâ İslam olduğu için icmâyı demokrasi sanmakta ve yüzde 47’ye dayanarak her şeyi yapacaklarına inanmaktadırlar. Oysa icmâ dinsel, demokrasi sivil bir kavramdır. İcmâ İslami diktatörlüğün meşruiyet kaynağıdır. Özgür(lük) bilgileri çok kıt ve yoksul olan Başbakan ve imam-hatip kuşakları bu nedenle asla demokrat olamazlar.
Yazımın içerdiği İslami bilgiler bana vahiy ve ilham yoluyla gelmedi, Akademik ilerlemesi engellenen Yrd.Doç.Dr.Hasan Aydın’ın “Gazzâli Felsefesi ve İslam Modernizmine Etkileri (Naturel Yayınları, S.69-135) adlı kitabında okudum.