BAŞYÜCE RECEP TAYYİP ERDOĞAN

yaran-karikatürler_173200

 

“Demokrasi, kendinden beklenen iyi sonuçları verebilmek için, toplumda ne hürriyetini satacak kadar züğürt, ne de hürriyeti satın alacak kadar zenginler bulunmalıdır. Orada buna göre düzen almalıdır”  diyen  Jean-Jacques Rousseau demokrasi tanımını günümüz Türkiyesini hesaba katarak yapmamış. Türkiye’deki seçmenlerin safsata ile, din kisvesi altında hurafe ile, hayali satın alma gücüyle, kalp parayla satın alınabileceğini ne bilsindi adamcağız.

Türkiye, kalp parayla alışveriş yapan, amacına erişmek için her türlü yola baş vuran, yaptığı işlerde anayasa, yasa, tüzük, yönetmelik, töre, etik, ahlak kuralı tanımayan bir başbakanın yönetimi altında iyice yozlaştı ve ahlaki değerlerini yitirdi.

Eğer yitirmemiş olsaydı, şu günler, Recep Tayyip Erdoğan miting meydanlarında esip gürleyemez, önüne gelene posta koyamazdı.

Ülkenin mezhebi ve midesi öylesine genişlemiş ki “vukuat dosyası” iyice yüklü ve her gün “vukuat” işleyen, “vukuat makinesi”ne dönüşmüş, “Alaaddin’in Lambası” sayesinde ailecek Karunlaşmış  bir  insan cumhurbaşkanı olmaya cesaret edebiliyor.

Yasalar, ısmarlama düzenlemelerle ahlak ölçülerinin dışına çıkılarak uygun hale getirilmiş olabilir, ama halkın böyle bir insanı cumhurbaşkanı seçmeye eli varacak mı, midesi kaldıracak mı bakalım?

***

2 Ağustos 2014 tarihli birkaç gazetede R. T. Erdoğan ve AKP’ye ilişkin vukuat haberlerini okuyalım. Sadece bir günlük bu haberler bile herhangi bir insanın herhangi bir seçimi kazanmasına izin ver(e)mez:

CUMHURİYET:

1. Cumhuriyet üstü örtülen 25 aralık yolsuzluk dosyasını açıyor.

2. Otobüs terörü sürüyor.

3. Uyuşturucu çeteleri kin tohumu ekiyor.

4. Erdoğan’ın devlet olanaklarıyla propaganda yapması ve eşitsiz yarış AGİT (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı) raporuna girdi: Erdoğan hızlı tren işinde açıkca propaganda yapmıştır.

5. Yağdıkça yağıyor! Yönetiminde Erdoğan’ın oğlu Bilal ile kızı Esra’nın bulunduğu TÜRGEV’e Şahinbey Belediyesi’nin ardından Şehitkamil Belediyesi’nden de bedava arsa.

6.Sanayide çarklar duruyor.

7. TEOG’da 4. sorunun iptali, öğrencilerin sınıfta kalması ile sonuçlandı.

8.Dış satım yerinde saydı.

HÜRRİYET:

1. Tablo vahim: Türk dünyasında Türkmen çığlığı.

2. IŞİD’in silahları Erdoğan’dan.

3. Erdoğan: “Monşer adayınıza bir zahmet İstiklal Marşı öğretsinler.” “Çarkçı Kemal’i tanımıştım da, şimdi bir de Çarkçı Ekmel çıktı.” “Ey profesör, senin her yerin profesör olsa ne yazar?”

4. HDP Eş Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş:  “Rakamlar, iddialar, ortaklıklar, eşinin, çocuğunun, damadının ticaretteki muazzam servetleri, başarıları. Bunlar Başbakan olmuş biri için utanç verici.”

SÖZCÜ:

1.Tayyip, miting meydanında açıkca din istismarı yaptı…Kuran’la oy istedi.

2. Devletin makam aracını bırakmıyor. Bu plaka da sahte çıktı. Erdoğan iki gün arayla iki sahte plaka taktı.

3. Şeffaf zarf skandalı.

4. Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın açtığı davayı hatırlattı ve şöyle dedi: TÜRGEV dosyasından daha çok şey çıkacak. TÜRGEV rüşvetin merkezi. Sevda Tepesi için yapılan 100 milyon dolarlık bağış bunu kanıtlıyor. Erdoğan bunun hesabını verecek.”

5. İhracata Irak darbesi.

6. Borsanın iki günlük kaybı 11,2 milyar lira.

7. BMC parçayı vermiyor, otobüsler kaza yapıyor.

8. Sanayide çarklar duruyor.

9. Economist, Ortadoğu politikasındaki hezimeti yazdı: Türkiye’yi kibir, mezhepçilik ve AKP’nin kötü kararları tüketti.

10. AKP döneminde alkol ve madde bağımlılığı rekor kırdı. Uyuşturucu 20 kat arttı.

10488375_704771366237502_1100266338026320763_n

YURT:

1. BİT’ler (Belediye İktisadi Teşebbüsleri) bürokratların çiftliği oldu.

2. Kuruyan Meke Gölü tarihe karışıyor.

3. Örgütü AKP kararttı. Polise yapılan ‘paralel’ operasyonda casusluk suçlamasına dayanak olan Selam-Tevhid örgütü soruşturmasının, Emniyet ve yargıda yapılan görev değişikliklerinin ardından bir çırpıda kapatıldığı ortaya çıktı.

AYDINLIK:

1. (Toplu ulaşım araçları yüzünden) İstanbullu bomba üzerinde.

2. Ruhsatsız hastane bir ayda üç kez yandı.

3. AGİT’in raporu zehir zemberek: Devlet Erdoğan’a çalışıyor.

4. Halk otobüsleri bombalı araç gibi.

5. Irak elçiliğimiz de tehdit altında.

***

Yazıya başlarken niyetim yukarıdaki başlıkları tek tek ele alıp R. T. Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı makamına yakışmayacağını kanıtlamaya çalışmaktı.

Külhan ağzıyla söylenmiş bir cümle tüylerimi ürpertti. Şu cümle:

“Ey profesör, senin her yerin profesör olsa ne yazar?”

Bir kanlı kabadayının rakibine  “Ulan gavvad senin dört leşin  varsa ne yazar? Anasını avradını……………….pezevengi!”

“Ey profesör, senin her yerin profesör olsa ne yazar?” cümlesi kabadayının cümlesinden gerçekte çok daha ağır.

Önce, cumhurbaşkanı olmaya hevesli bir başbakan tarafından söylenmesi bir yana, “Ey Profesör” diye seslendiği kişi meslek hayatı şaibeli biri de değil. Mesleki açıdan dünya çapında bir insan!

İlk teşhis: Entelektüel düşmanlığı, aydın düşmanlığı faşizmin en belirgin göstergelerinden biridir.

Kedi, erişemediği ciğere pis der.

R. T. Erdoğan, Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu karşısında ve tahsil-terbiye konusunda derin bir aşağılık duygusu içindedir.

Ekmeleddin İhsanoğlu’nun özgeçmişinde sıra sıra önemli üniversitelerin, akademilerinin adı var. Kendisininki ya bomboş ya da okunaksız.

Yazının ekinde R. T. Erdoğan’ın şaibeli eğitim durumunu ayrıntılarıyla okuyacaksınız. Bunu söyledikten sonra üç belgeyi karşılaştırmama izin veriniz. Bunlarla ilgili metinler de bir ek olarak yazımın sonunda yer almaktadır.

1. Emin Çölaşan 3 Ağustos 2014 tarihli Sözcü gazetesinde bir fotokopi yayınladı. Anladığıma göre TBMM biyografi kitabında yer alan metin.

Bu metinde Recep Tayyip Erdoğan’ın Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesini bitirdiği yazıyor. Ama hangi yıl diploma aldığı yazmıyor.

Bu, tam anlamıyla bir karartma operasyonu.

Okul kayıt numarası ile diploma üzerindeki numaranın birbirini tutmadığı söyleniyor ama geçelim bunu.

2. İkinci belge, R. T. Erdoğan’ın internet vikipedisinde yer alan biyografisi. Bu belgeye göre mevcut başvekil hazretleri Aksaray Yüksek Ticaret Okulu’nu 1981 yılında ve 27 yaşında bilirmiş. Anlaşılan epeyce yıl kaybetmiş, çifte dikiş gitmiş. Bu belirgin başarısızlık ilgiliyi derin bir nefrete yönlendirmiş olabilir.

Bir inceleme yaparsanız, 1970’li yıllarda gecekondu nitelikli, merdiven altı üretim yapan özel yüksek okulların yaygınlaştığını görürsünüz. Bu okulların diploma sattığı bile iddia edilirdi. Bu özel yüksek okullardan alınan mimarlık diplomasını, örneğin, mimarlık odaları kabul etmezlerdi.

Aksaray Yüksek Ticaret Okulu yılları R. T. Erdoğan’ın hayatının en karanlık bölgesidir.

3. Üçüncü belge Marmara Üniversitesi’yle ilgili. Bu belgeye göre Marmara Üniversitesi  20 Temmuz 1982 tarihinde, 41 sayılı kanun  hükmünde kararname ve bu kararnameyi yasalaştıran 2809 sayılı kanunla kurulmuş.

Oysa iki numaralı belgeye göre, R. T. Erdoğan, 1982 yılında kurulan bir üniversitenin bir fakültesini 1981 yılında bitiremez.

Bu nasıl iş?

Marmara Üniversitesi’nin 1982 yılında kurulmasından sonra, uyduruk Aksaray Yüksek Ticaret Okulu, anlaşılan, fakülte ünvanı verilerek üniversite bünyesine alınmış. R. T. Erdoğan bu operasyona dayanarak Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi diplomasına sahip olduğunu iddia ediyor.

R. T. Erdoğan bu çelişkili durumu açıklamak için diplomasını kamuoyuna, basına göstermek zorundadır. Bu olay ABD’de, Almanya, İngiltere, Fransa, İskandinav ülkeleri gibi bir yerde olmuş olsaydı, ilgili kişi kendi partililerinin bile oyunu alamazdı. Hele, gerçek ve saygın bir bilim adamına bir külhanbeyi gibi horozlanması, seçilme şansını sıfıra indirirdi.

GAZİ EĞİTİM ENSTİTÜSÜ 2

(Gazi Eğitim Enstitüsü. 1926)

Benim 1960 yılında mezun olduğum Gazi Eğitim Enstitüsü, Gazi Üniversitesi’ne analık etti ve üniversite bünyesinde Eğitim Fakültesi adını aldı. Gazi Eğitim Enstitüsü 1926 yılında kuruldu, vikipedi ansiklopedisine bakarsanız Gazi Üniversitesi’nin kuruluş tarihi de 1926’dır. Yani Gazi Üniversitesi, geçmişini 1926 yılında Gazi Eğitim Enstitüsü’nün kuruluşuna bağlamaktadır.

Gazi Üniversitesi 2006 yılında eski mezunlarına “nişan” vermeye karar vermiş. Üniversite’nin tarihinde ilk kez verilen ödüllerden biri de bana verildi.  Bu olayla ilgili olarak Hürriyet gazetesinde bir yazı yayınladım ve bu vesile ile Gazi Eğitim Enstitüsü’nün Cumhuriyet’in temel direklerinden biri olduğunu yazdım. Bu yazıyı biraz sonra okuyacaksınız.

Ankara Gazi Üniversitesi’nin, anası Gazi Eğitim Enstitüsü’ne layık olmasını temenni ederim.

Bir “Gazi”  mezunu olarak, Recep Tayyip Erdoğan’ı cumhurbaşkanlığı makamına layık görmemekteyim, durumu bilgilerinize arz ederim.

ÖZDEMİR İNCE

4 Ağustos 2014

GAZİ EĞİTİM ENSTİTÜSÜ 3

(Gazi Üniversitesi Rektörlük Binası)

G A Z İ

Cumhuriyet rejimi kendi dayanaklarını kendi yarattı. Sanki kendi anasına analık, kendi babasına babalık yaptı.  Dayanak olarak tanımladığım bu kurum ve kuruluşlar nelerdir?

Benim bir kurum saydığım Öğrenimin Birleştirilmesi Yasası (Tevhid-i Tedrisat Kanunu), Gazi Terbiye (Eğitim) Enstütüsü, Kız ve Erkek Yüksek Teknik Okulları, Dil Kurumu, Tarih Kurumu, Türk Hava Kurumu, Devlet Tiyatroları, Devlet Operası, Cumhurbaşkanlığı Filarmoni Orkestrası, Ankara Konservatuarı,  Diyanet İşleri Başkanlığı, Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu…

Cumhuriyet’i ancak böyle bir kurum ve kuruluşlar orkestrası kurabilirdi; Türkiye’de tersine oldu, Cumhuriyet bunları yarattı.

Cumhuriyet, zaman makinesinde geleceğe yapılan yolculuk gibidir. Cumhuriyet sahnesinde bu kurumların hepsinin önemli bir rolü vardır.

Ama bence en önemli rol Gazi Eğitim Enstitüsü’ne aittir.

Kuruluş tarihi 1 Mart 1926.

Galiba Cumhuriyet kuruluşlarının en eskisi.

Gazi Eğitim Enstitüsü  özel olarak ortaokullara öğretmen yetiştirmek için kuruldu. Ama Beden Eğitimi, Resim, Müzik bölümleri ile yabancı dil bölümlerinin mezunları liselerde de öğretmenlik yapmışlardır.

Cumhuriyet’in okullaşması ve okullaşma mantığı bütün dünyaya örnek olacak bir akılcılığa sahiptir: Birbirine organik bağlarla bağlı yatılı okullar zinciri.

Önce Gazi, daha sonra da öteki Eğitim Enstitüleri öğretmen okulu mezunlarının, Köy Enstitüsü mezunlarının ve çok azınlıkta kalsalar da lise mezunlarının önünde müthiş bir hedefti. Kendilerini ve toplumu dönüştürmek hedefi.

Zaten Cumhuriyet de en yetenekli, en değerli gençlerini Gazi’ye öğretmen olmaya yönlendirmişti: Hadiye Sayron, Naciye (Aksekili) Öncül, Safiye Hatay, Mustafa Nihat Özon…

1948 yılında Mersin’de ortaokula başladığımda öğretmenlerimizin tamama yakını Gazi mezunu idi. Dünya standartlarında bir eğitim ve öğrenim gördüğümüze tanıklık ederim.

Gazi’nin mezunları “Gazi Geleneği”ne ömür boyu bağlı kalarak Laik ve Demokratik Cumhuriyet rejiminin savunuculuğunu yaptılar, onun ideallerini için öncülük ettiler.

Bu yüzden 14 Mayıs 1950’den sonra birçok mezunun başı belaya girmiştir.

Cumhuriyet düşmanları Gazi Eğitim Enstitüsü’nün can düşmanı olmuşlardır. Yiğit lakabıyla anılır. Cumhuriyet düşmanlarının taktığı adla GEE, “Kubbeli Kerhane”dir.

Ben bu okulun Fransızca Bölümü’nden 1960 yılında mezun oldum. Birkaç yıl sonra sınav kazanarak Fransa’ya gittim, Paris Üniversitesi’ne bağlı bir enstitüde okudum.

Günümüz Gazi Üniversite’si  ve Eğitim Fakültesi,  Cumhuriyet’in kalesi Gazi Eğitim Enstitüsü’nün temelleri üzerinde kuruldu.

Gazi Üniversitesi, kendini bu geleneğe bağlı hissediyor olmalı ki eski mezunlara verilmek üzere kurulan bir ödüle layık görmüş beni. Bu yıl ilk kez verilecek olan ödülü, bugün, 1960’da mezuniyet diplomamı aldığım salonda alacağım.

Ne mutlu bana ! Hayata ve hayatıma teşekkür ederim!

(Hürriyet, 15 Mart 2006, Çarşamba)

53199b040679bb7b5c00000c

EK 1:

RECEP TAYYİP ERDOĞAN

Adalet ve Kalkınma Partisi

Recep   Tayyip Erdogan, 26Şubat 1954’te İstanbul’da doğdu. Babasının adı Ahmet, annesinin adı Tenzile’dir.

İktisatçı; Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesini bitirdi.

Özel sektörde müşavirlik ve üst düzey yöneti­cilik yaptı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinde bulundu. Adalet ve Kalkınma Partisi Ku­rucular Kurulu Üyesi oldu ve Kurucu Genel Başkanı seçildi.

2. Dönemde Siirt, 23. Dönemde İstanbul Milletvekili seçildi. 59 ve 60. Hükümette Başbakanlık görevini yürüttü, 61. Hükümette üçüncü defa Başbakanlık görevini üstlendi.

İngilizce  bilen Erdoğan, evli ve 4 çocuk babasıdır.

(Kaynak: Emin Çölaşan, Sözcü, 03.08.2014)

Recep Tayyip Erdoğan (d. 26 Şubat 1954; Kasımpaşa. Beyoğlu İstanbul), Türkiye Cumhuriyeti’nin 2003 yılından beri başbakanı ve 2002 yılından beri Adalet ve Kalkınma Partisi’nin genel başkanı. Erdoğan, 1994 ve 1998 yılları arasında Refah Partisi’nden İstanbul Büyükşehır Belediye Başkanlığı’nı yürüttü.

Aksaray Yüksek Ticaret Okulu, yeni adıyla İstanbul İktisadi ve Ticari Bilimler Akademisi’nden 1981 yılında mezun oldu. 18 yaşından itibaren siyasete dahil oldu.1969-1982 yılları arasında amatör olarak futbol oynadı.   4 Temmuz 1978’de Emine Erdoğan’la evlendi. 2 kız, 2 erkek olmak üzere 4 çocukları vardır.  (İnternet, Vikipedi)

MARMARA ÜNİVERSİTESİ   

Üniversitenin tarihi geçmişi, Ticaret, Ziraat, Orman ve Maadin Nezareti’ne bağlı olarak, 15 Ocak 1883’de, Suphi Paşa tarafından, Hamidiye Ticaret Mekteb-i Âlisi adı altında kurulan Yüksek Ticaret Okulu’na kadar uzanmaktadır. Sonraki yıllarda, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi adıyla teşkilat yapısı ve idaresi değişen bu yüksekokul, üniversitenin nüvesini oluşturmuş; aynı çekirdek etrafında gelişecek Marmara Üniversitesi, 20 Temmuz 1982 tarihinde, 41 sayılı kanun hükmünde kararname ve bu kararnameyi yasalaştıran 2809 sayılı kanunla, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir üniversitesi olarak yeniden doğmuştur.

rte-2

EK 2:

ERDOĞAN’IN DİPLOMASI ASLINDA HANGİ OKULDAN?

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın iktisat bilgisinin enginliğini, konuşmasını “cam”dan yapmadığı zamanlarda anlayabiliyoruz ancak. Örneğin bir hafta içinde yaptığı iki konuşmanın birinde Türk parasının değerli olmasının yarattığı sıkıntılara değindiğini, ikincisinde bunun faydalarını sıraladığını hatırlıyoruz. Türk parasının durumu Başbakan’ın pozisyonuna göre değişiyor özetle. Düzeltmeye ve eleştirmeye cesaret edecek medyatik vatan evladı kalmadığı için bu birbiriyle çelişik konuşmalar da arada kaynayıp gidiyor.

Geçtiğimiz hafta Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonunun (TESK) Rixos Otel’de düzenlenen 18. Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada da engin iktisat bilgisi ortaya çıktı Başbakan’ın. Ancak bu kez hesap uzmanı Kemal Kılıçdaroğlu da aynı salondaydı ve Başbakan’ın konuşmasını dinliyordu.

Başbakan’dan sonra kürsüye çıkan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TESK Genel Kurulu’nda kendisinden önce kürsüye çıkan Başbakan Erdoğan’ın yaptığı konuşmayla ilgili bol bol düzeltme yaptı.

Örneğin Erdoğan, TESK’i ziyaret eden ilk Başbakan olduğunu söylemişti. Kılıçdaroğlu, Süleyman Demirel ile Tansu Çiller’in de başbakanlıkları sırasında TESK’e ziyaretlerde bulunduğunu hatırlattı.

Ardından Başbakan’ın “Anayasa değişikliğiyle Ekonomik Sosyal Konsey’in Anayasa’ya konduğu” yönündeki sözlerini hatırlatarak, konseyin Anayasa’da yer almasından ziyade uygulamaya konmasının önemli olduğunu, 3 ayda bir toplanması gereken Konsey’in 2008 yılından beri toplanamadığını hatırlattı. Kılıçdaroğlu, “Toplanmayan bir konseyin anayasal kurum olmasının ne faydası var? Hem toplamıyoruz hem diyoruz ki biz onu anayasal kurum haline getirdik. Samimi olacağız. Bir işi yapıyorsak onun gereğini de yapacağız” dedi. Başbakan, anayasaya koyduğu konseyi felç ettiğini hatırlamıyordu. Belli ki ona bunu hatırlatan da yoktu.

Başbakan, karşılıksız para basmayı AKP’nin engellediğini söylemişti. Kılıçdaroğlu, karşılıksız para basılmasını engelleyen siyasi iktidarın, Ecevit’in başbakanlık yaptığı hükümet olduğunu ifade ederek düzeltti.

Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan’ın bakkallara yönelik “birleşin, marketleşin” çağrısını da hatırlattı, salondakilere dönüp “Aranızda birleşip süpermarket kuran var mı” diye sordu.  Salondakiler “Yok” diye yanıtladı.

BAŞBAKAN NEREDEN MEZUN OLDU

Bakkallara birleşip süpermarket kurmalarını öneren Başbakan Erdoğan, biyografisine göre İktisadi ve Ticari Bilimler Fakültesi mezunu. Marmara Üniversitesi’nin iktisat hocaları bakkalları birleştirerek market kurdurmaya kalkan bu zekâ önünde şaşkınlığa düşmüş olmalılar.

Bu konuşmaları dinleyip şaşkınlığa düşenler arasında aslen iktisatçı Yalçın Küçük de var. Yalçın Hoca, Başbakan Erdoğan’ın engin bilgisine bakıp bakıp içlenmiş, ardından da bu konuşmaları yapan kişinin üniversite mezunu olamayacağını iddia etmişti. Bu yazı biraz da Hoca’yı düzeltmek içindir; Başbakan’ın iktisat bilmemesi ticaret bilmediğini göstermez! Bu yazının tezi budur…

Başbakan Erdoğan bir üniversite diplomasına sahip mi? Görünüşe göre sahip. Adına yazılı sitelerden birinde bu konuda şunlar not ediliyor: “Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan 1965 yılında Kasımpaşa Piyale İlkokulu’ndan, 1973 yılında ise İstanbul İmam Hatip Lisesi’nden mezun oldu. Fark dersleri sınavını vererek Eyüp Lisesi’nden de diploma aldı. Üniversiteyi Marmara Üniversitesi İktisadî ve Ticarî Bilimler Fakültesi’nde okuyan Sayın Başbakanımız, bu okuldan 1981 yılında mezun oldu.” (http://www.rte.gen.tr/sayin-recep-tayyip-erdoganin-egitim-durumu-nedir-_334.html)

Aynı bilgiler başbakanlık resmi sitesinde de tekrarlanıyor, “Üniversiteyi Marmara Üniversitesi İktisadî ve Ticarî Bilimler Fakültesi’nde okuyan Erdoğan, bu okuldan 1981 yılında mezun oldu” deniyor.(http://www.basbakanlik.gov.tr/Forms/pPmCv.aspx) Bu sözler AKP’nin resmi sitesinde de satırı satırına tekrarlanıyor. (http://www.akparti.org.tr/tbmm/ozgecmis.asp?id=400) Buna göre Başbakan Erdoğan Marmara Üniversitesi’nden alınmış bir İktisadi ve Ticari Bilimler diplomasının sahibi olmuş oluyor.

Akparti.org” ve “rte.gen.tr”nin bu bilgileri beyan üzerine yazmış olduklarını düşünebiliriz. Ancak “başbakanlık.gov.tr”nin yanlış bilgi verdiğini düşünemeyiz. Üstelik de Başbakan hakkında. Herhalde Başbakan Erdoğan’ın mezun olduğu üniversite bir “devlet sırrı” değildir.

Buna karşın, eldeki bilgiler yukarıdaki üç internet adresini de yalanlamaktadır çünkü Başbakan Erdoğan’ın üniversiteden mezun olduğunun iddia edildiği tarihte ortalıkta bir “Marmara Üniversitesi” bulunmamaktadır. Marmara Üniversitesi kendisinin 1982 yılında kurulduğunu iddia etmektedir. Bu iddiaya göre Marmara Üniversitesi,1982 yılının Temmuz ayında çıkartılan 41 sayılı kanun ile “Marmara Üniversitesi” olmuştur ve Başbakan’ın mezun olduğunu beyan ettiği “İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi” de aynı tarihte aynı kanunla kurulmuştur. (http://iibf.marmara.edu.tr/index.php?sayfa=9)

Yani Marmara Üniversitesi 12 Eylül cuntasının ve onun icadı YÖK’ün ürünlerinden biridir. Ancak ne yazık ki bu icat Başbakan Erdoğan’ın mezuniyetine yetişememiştir. 12 Eylül ve YÖK, bu bilgiyi doğrulamak için geç kalmıştır özetle. Bu durumda Başbakan, diplomasını varsa, başka bir okuldan almış olmalıdır.

Şu işe bakın ki, ben de Başbakan’ın mezun olduğunu iddia ettiği o üniversitenin o fakültesinin mezunlarından biriyim. Ancak, ben okula 1982 yılında dâhil oldum. Ben dâhil olduğumda dahi ortalıkta bir Marmara Üniversitesi yoktu. YÖK, bizim dâhil olduğumuz İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’ni (İİTİA), biz girdikten 5-6 ay sonra İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi (İİBF) haline dönüştürerek yeni kurulan Marmara Üniversitesi’ne dâhil etti. Adındaki “Ticari”nin atılıp yerine “İdari”nin konulmasının nedeni Şişli Siyasal Bilimler Fakültesi’nin de buraya dâhil olmasıydı. Yani İTİA’nın içinde de artık “Ticaret” yoktu.

Ticaret”e özellikle dikkat çekiyorum, çünkü Başbakan’ın ticari bilgisi konusunda kimsenin bir kuşkusu bulunmamaktadır. Bu durumda Başbakan’ın elindeki diplomanın türünü belirlemek üzere “Ticaret”in izinden gitmekte yarar bulunmaktadır.

rte-6

İSTANBUL İKTİSADİ VE TİCARİ İLİMLER AKADEMİSİ

Peki, Marmara Üniversitesi bu “Ticaret”i nereden alıyor? İşte orası biraz karışık. Karışıklığın nedeni 1982’de kurulan Marmara Üniversitesi’nin, kendi tarihini 1883’ten başlatması. Bu nasıl oluyor diye sormayın, olmayan bir üniversiteden mezun olan bir Başbakana sahip olan bir ülkede her şey mümkündür. Şöyle oluyor; 1883’te, Cağaloğlu’nda İstanbul Kız Lisesi’nin arkasındaki bir evde Ticaret ve Ziraat Orman ve Maadin Nezareti’ne bağlı olarak “Hamidiye Ticaret Mekteb-i Âlisi” ismi altında bir okul kuruluyor. Böylece Marmara Üniversitesi ilk mezunlarını 1887‘de vermiş oluyor. Anlamı şu; Marmara Üniversitesi “Hamidiye Ticaret Mekteb-i Âlisi”ni kendi başlangıcı sayıyor. Böylece biz de “Ticaret”i bulmuş oluyoruz.

İşte İstanbul Kız Lisesi’nin arkasında bir evde kurulan o mektep 1959 yılında İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi haline dönüştürülüyor. Akademinin içinde “Galatasaray İktisat ve İşletmecilik Yüksek Okulu”ndan dönüşmüş bir “İşletme Fakültesi”, “Aksaray Yüksek Ticaret Okulu” ve “Beyazıt Maliye Muhasebe Yüksek Okulu“ndan dönüşmüş bir de “Ticari Bilimler Fakültesi” bulunuyor. Aksaray Yüksek Ticaret Okulu da varlığını sürdürmeye devam ediyor. Yani 1981 yılında Marmara Üniversitesi’nin yerinde İTİA bulunmaktadır. Marmara Üniversitesi işte bu İTİA’dan doğacaktır. 1982 senesinin Temmuz ayında çıkarılan 41 sayılı Kanun Hükmündeki Kararname ve 28 Mart 1983 tarihinde yürürlüğe giren 2809 sayılı kanun ile birleştirilerek Marmara Üniversitesi’nin temeli atılmıştır. Yani, 1981 yılında Marmara Üniversitesi’nden mezun olmak mümkün değildir. İTİA’dır o yıllarda okulun adı. İşletme, İktisat ve Siyasal Bilgiler Fakültesi İTİA’nın ana kompartımanlarıdır. Bir de civara dağılmış yüksek okullar vardır; “Aksaray Yüksek Ticaret Okulu” ve “Beyazıt Maliye Muhasebe Yüksek Okulu” onlardan ikisidir. (http://iibf.marmara.edu.tr/index.php?sayfa=9)

Bir de mezunlar derneği var okulun. Kendilerini şöyle anlatıyorlar: “Derneğimiz 1936 yılında İstanbul Yüksek İktisat ve Ticaret Mektebi Mezunları Cemiyeti olarak kurulmuş, bu ad 1976 yılında İstanbul Yüksek İktisat ve Ticaret Mektebi ve İktisadi Ticari İlimler Akademisi Mezunları Derneği şeklinde değiştirilmiştir. Marmara Üniversitesinin çekirdeğini oluşturan fakültemizin adı 1982 yılında değiştirilerek İktisadi İdari Bilimler Fakültesi adıyla Marmara Üniversitesine bağlandı. Derneğimiz de 1984 yılında bugünkü adını aldı.” (http://www.yuksekticaretli.org)

Aksaray Yüksek Ticaret Okulu ve Beyazıt Maliye Muhasebe Yüksek Okulu bu hengâmede kaybolup gidiyor. Ancak bu iki okulun mezunları, nedense kendilerini Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi mezunu saymayı tercih ediyor.

rte-3

MEZUNİYET AKSARAY İKTİSAT VE TİCARET YÜKSEK OKULU’NDAN

Marmara Üniversitesi İİBF hala ayakta. Her yıl yüzlerce mezun veriyor. Mezunların oluşturduğu mezunlar derneği belki de alanındaki en büyük derneklerden biri. Ama ne ilginç, aralarında Başbakan Tayyip Erdoğan’ı tanıyan yok. En azından şimdiye kadar böyle bir iddia ile ortaya çıkan kimse yok.

Tek tanık var aslında. O tanık Odatv’ye İsrail’den yazan Rafael Sadi. Başbakan Erdoğan’la aynı üniversite sıralarını paylaştığını açıklayan tek kişi Rafael Sadi. Sadi, aynı zamanda Kasımpaşalı, oradan da tanışıklığı var Başbakan’la. Sadi’nin tanıklığını açıkladığı söyleşi de Odatv’de yer almıştı. İlgili bölüm şöyle:

“ − Siz Başbakan’ın okul arkadaşı olarak da tanınıyorsunuz. Hatta aynı mahalleden olduğunuzu biliyoruz. 30 yılı aşkın bir süredir Başbakan Erdoğan’ı tanıyorsunuz. Kendisinin görüşleri ve eylemleri hep böyle miydi? Yoksa Erdoğan değişti mi?

-Sayın başbakan ile aynı mahalleden yani Kasımpaşa’dan olduğumuz doğrudur, ancak birbirimizi Kasımpaşa’da tanımadık. Kendisi ile Aksaray İktisat ve Ticaret Yüksek Okulunda sınıf arkadaşı iken tanıştık ve 4 sene ayni sınıfı paylaştık, ayni hocalarımız ile okuduk. Hocalarımız rahmetli İsmet Giritli, Reşat Kaynar, Erol Zeytinoğlu, İsmail Özaslan gibi kıymetli insanlardı. İnanıyorum ki özde Sayın başbakan bu hocalarımızdan feyiz almıştır ve bu kıymetli insanlar gibi modern Türkiye’nin geleceğini düşünüyordur.”

İşte böyle. Başbakan Erdoğan Marmara Üniversitesi’nin değil, Aksaray İktisat ve Ticaret Yüksek Okulu’nun mezunu. O nedenle ticaret bilgisi inanılmaz, iktisadının zayıf olması ise hoş görülebilir.

Hem Marmara Üniversitesi’nin 1883’te kurulduğunu kabul ediyorsanız, Başbakan’ın 1981 yılında oradan mezun olduğuna neden itiraz edeceksiniz?

12 Eylül’ün tepetaklak ettiği bir dünya da, ayakları aşağıda, başları yukarıda aramanın bir âlemi var mı? İlahi Yalçın Hoca!

ORHAN GÖKDEMİR

Odatv.com