BAYKAL’IN İKİ YANLIŞI

Günümüz iktidarını din ve inançların politikada kullanılması bağlamında eleştirirken kesinlikle yapılmaması gereken bir şey var: AKP’ye Demokrat Parti ile Adalet Partisini, Başbakan R.T.Erdoğan’a da Adnan Menderes ve Süleyman Demirel’i örnek göstermek.
Demokrat Parti ile Adnan Menderes’in, Türk toplumunun yeniden dinselleşmesi, dinselleştirilmesi bağlamında oynadıkları olumsuz rolü anımsamak yeter.
***
“Millete Mal Olmamış Devrimler” tanımlamasının yarattığı hastalığın izlerini hala yaşamaktayız.
Arapça Ezan, İmam-Hatiplerin çoğalması, tarikatların siyasete egemen olması, Adnan Menderes döneminin toplumuza bulaştırdığı hastalıklardır.
Adnan Menderes’in “Din hürriyeti ancak laik bir devlette gün görüp yaşayabilir”, “Laiklik din düşmanlığı demek değildir gibi” sözleri din aracılığıyla yaptığı toplumsal yıkımın yanında solda sıfır kalır.
Bu nedenle CHP lideri Deniz Baykal’ın din üzerinden siyaset yapanlara karşı Adnan Menderes’i örnek göstermesi son derece yanlış. “Taassubla hürriyetin” neden bağdaşmayacağını anlatmak için Adnan Menderes’in tanıklığına gerek yok.
Çünkü karşı taraf Adnan Menderes’in 180 derece ters düşünceleriyle karşınıza çıkabilir.
***
Süleyman Demirel de öyle… Demirel’in birkaç gün önce yaptığı değerlendirmeler onun geçmişte yaptığı yanlışları unutturmaya yetmez. İslamcı kesim Demirel geçmişte söylediği cümleleri çarşaf çarşaf yayınlıyor, aradaki çelişkiyi gösteriyor.
Demirel’in laikleşerek hidayete ermesi kötü notlarını ne yok eder ne de azaltır. Ama kendisiyle laik Cumhuriyet’in savunulmasında işbirliği yapılabilir.
Deniz Baykal, Adnan Menderes’i referans alarak onarılması olanaksız bir siyasal hata yapıyor. Cumhuriyetçilerin Cumhuriyet’in ilkelerinden ve devrimlerinden başka referansa gereksinimleri yoktur.
***
Deniz Baykal’ın ikinci yanlışı: Futbolu politikaya ya da politikayı futbola karıştırması.
Baykal, Diyarbakırspor’un ligde kalmasını savunurken saçmanın kapısını açıyor:
“Önemli olan Türkiye’nin barışı ve kardeşliğidir. Bizi barışa ve kardeşliğe götürecek böylesine etkin bir imkanın ortadan kaldırılması büyük bir yanlışlıktır” diyor.
İsterse kaba kaçsın, Baykal eşeğin aklına karpuz kabuğu getiriyor. Yani Diyarbakırspor İkinci Lige düşmezse PKK çetesi dağdan inip silah mı bırakacak, teslim olacak, en azından terörden mi vazgeçecek ?
Diyarbakır Birinci Ligden düşerse bütün Diyarbakırlı gençler terörist olup dağa çıkacaklar ve PKK’ya katılacaklar, öyle mi ?
***
Bu iş bu kadar kolaysa, Diyarbakırspor kaderine razı olsunsun, iş olacağına varsın ! Diyarbakırspor’da spor onuru var ki zaten Deniz Baykal’ın ve öteki zevatın sadakasına karşı çıkıyor.. Deniz Baykal’a bir tavsiye: Sporu politikaya alet etmenin dini alet etmekten farkı yoktur. Bundan vazgeçip, Diyarbakırspor’a milyarder sponsorlar bulmalı ki güçlü bir kadro kursun ve özellikle Barselonalı Ronaldinho’yu armağan olarak transfer etmeli.