BAZI KİSVELERENİ GİYİLEMEYECEĞİNE DAİR KANUN

Sekizinci ve son Devrim Yasası olan, 2596 sayılı “Bazı kisvelerin (kıyafetlerin) giyilemeyeceğine dair kanun” hükümetin sunduğu yasa önerisi ile 3 Aralık 1934 günü yasalaştı. (Ferit İlsever, “Cumhuriyet Devrimi Kanunları”, Kaynak Yayınları)
Cumhuriyet karşıtı mürteciler ve naylon demokratlar “Yahu milletin giyeceğinden size ne, demokrasi icabı ne isterse giyer!” derler. Çünkü Devrim Yasaları’nın “Cumhuriyet Birahanesi”nin değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin nizamnâmesi olduğunu unutmak isterler.
***
Söz konusu yasanın önemli maddeleri:
• “Herhangi din ve mezhebe mensup olurlarsa olsunlar ruhanilerin mabet ve ayinler dışında ruhani kıyafet taşımaları yasaktır. // Hükümet her din ve mezhepten uygun göreceği yalnız bir ruhaniye mabet ve ayin dışında bile ruhani kıyafetini taşıyabilmek için geçici izin verebilir. Bir izin süresinin sonunda onun aynı ruhani hakkında yenilenmesi veya bir başka ruhaniye verilmesi doğrudur.”
• “Türkiye’de bulunan Türklerin ve yabancıların, yabancı memleketlerin siyaset, askerlik ve milis kuruluşlarıyla ilişkili kıyafet ve işaretlerini ve malzemelerini taşımaları yasaktır.”
• “Yabancı kuruluş mensuplarının kendi kıyafet, işaret ve malzemeleriyle Türkiye’yi ziyaret etmeleri, İcra Vekilleri Heyeti’nce (Bakanlar Kurulu tarafından) tayin olunacak makamların iznine bağlıdır.”
Peki böylesine tuhaf (!) bir yasanın gerekçesi neydi?
***
Hükümetin hazırladığı ve TBMM’ne sunduğu yasa önerisinin gerekçesi şöyleydi:
• “Din ile devletin ayrılığını ve dini değerlerin devlet hayatı dışında sırf vicdani bir nitelikte kalıp memleketin devlet hayatında dinin hiçbir etkisi olmamasını yani laiklik esasını devrimin ve rejimin ana ilkesi tanımış olan Cumhuriyet hükümeti bu yolda attığı adımların doğal bir sonucu ve gereği olarak ruhanilerin dini kıyafetlerini ancak ayinler sırasında taşıyıp, ayinler dışında herhangi bir bireyin taşıyabileceği kıyafetlerde bulunması konusunu gerekli görmüş”tür. (Tutanak Dergisi, Dönem 4, c.24’e ek).
Yasa gerekçesinde daha sonra vicdan özgürlüğü tartışması yapılır. “Türban” gibi vicdana ve inanca bağlı olarak kullanılan bazı giysilerin yasaklanmasının vicdan özgürlüğüne aykırı olmadığı şu gerekçe ile açıklanır: “Türk devriminin ana ilkelerinden olan vicdan özgürlüğü hakkını sınırlama yolu ile müdahale söz konusu olmayıp, bu hükümle takip edilen gaye, tersine vicdan özgürlüğüdür.”
Çünkü yasa, dini simge ve kıyafetleri kamusal alanda yasaklayarak toplumun bireylerini eşitlemekte ve başkalarının vicdan özgürlüğünü koruma altına almaktadır.
Türban yasağının yasal dayanağı bulunmadığını ileri sürenlere, 2596 sayılı ve 3 Aralık 1934 tarihli “Bazı kisvelerin (kıyafetlerin) giyilemeyeceğine dair kanun”u, yasanın gerekçesini ve TBMM’de yapılan tartışmaları dikkatle okumalarını tavsiye ederim. Bu yasa türban denen köktenci irtica simgesini yasaklamaktadır.