BEN DEMEDİMCİLER GEÇİDİ

Ne zaman icat oldu şu “maksadını aşma”, “maksadını aşan cümle”, “maksadını aşan konuşma”, “maksadını aşan falan fıstık” formulü.
Bence özür dileme, geri çekilme, tükürdüğünü yalama falan değil, düpedüz düzenbazlık.
“Pardon” özürüne canı sıkılan köylüler, bir zamanlar “Pardun çıkalı eşşekler çoğaldı!” özlü sözünü bulmuşlardı.
***
Bir de “Ben demedimciler” var. Özellikle yurt dışında yazanlar, konuşanlar, demeç verenler için geçerlidir bu formül. Metin yayınlanmış olursa olsun, konuşma isterse ses makinesine kayıt edilsin, konuşma ya da metnin kusurlu yanı ortaya çıkar çıkmaz, kuyruğuna basılmış kedi gibi haykırırlar: Ben böyle bir şey demedim, konuşmamı saptırmışlar!
Ve hemen açıklama metni, olmazsa tekzip metni gönderirler.
***
Bunun en son örneğine Ertuğrul Özkök’ün 2 Mayıs 2006 tarihli yazısında rastlıyoruz. “1C koltuğunda uydurduğum yalan” başlıklı yazıda.
Ertuğrul Özkök “Bunun Adı Azınlık Şımarıklığı” yazısında Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir’in kendisine uçakta söylediklerinden bir cümleyi tekrarlayınca, Osman Baydemir, sıcak demir tutmuş gibi haykırıyor: “Vallah ben böyle bir şey demedim!”
Bunun üzerine Ertuğrul Özkök ironik bir tekevvül içinde yazıyor: 1 C koltuğunda uydurduğum yalan.
***
Aynı şey benim de başıma gelmişti. 22 Şubat 2005 tarihli “Bir Ecnebi Olarak Bazı Türkler” başlıklı yazımdan söz ediyorum.
Bir okurum, Agence France Presse’in 27 Mart 2003 tarihli haberinden Nedim Gürsel’in bir cümlesini aktarmıştı.
“Türkiye’yi demokratlaştırmak için toplumu Kemalizm’den ve askerin etkisinde arındırmak gerektiğini düşünüyorum….” diyordu.
***
Yazımın yayınlanmasının ertesi günü Nedim Gürsel’den bir tekzip aldım. “Böyle bir demeç verdiğimi anımsamıyorum, vermiş olabilirim, çünkü aradan iki yıl geçmiş. Fransız gazetelerinde yayınlanmış çok sayıda yazılarımdan birinden alınmış olabilir” diyordu. Diyordu ama bu mektubu tekzip olarak da yayınlamak istiyordu.
Kendisine AFP’ten beni yalanlayan bir yazı alırsa mektubunu yayınlayabileceğimi bildirdim. Bir ses çıkmadı. Ama kendisiyle yapılan söyleşilerde benim kendisine iftira attığımı tekrarlayıp durdu.
***
Kendisinden yardım istediğim, AFP’in Türkiye temsilcisi arkadaşım Sinan Fişek de alıntının kaynağının bulunamayacağını söyledi.
Nedim Gürsel bu cümleyi bir yerde söylemiş ve AFP de alıntılamıştı haberinde. Bu kesindi.
Haberi bana gönderen okur bu olaya çok alınmış olmalı ki birkaç gün önce yeni bir ileti gönderdi: Nedim Gürsel söz konusu cümleyi 12 Aralık 2002 tarihli l’Humanite gazetesinde yayınlanan söyleşide söylemiş. “Aralarında Nedim Gürsel de olmak üzere, merak edenler Humanite’nin (http://www.humanite.fr/journal/2002-12-12/2002-12-12-215490) adresine bakabilirler” diyor.