BİLSAY KURUÇ’UN KURUŞ HESABI

Derya Sazak’ın iki yıl önce Prof.Dr.Bilsay Kuruç ile yaptığı söyleşiyi bir kez daha okudum (Milliyet, 23 Mayıs 2005). Bilsay Kuruç, nabza göre şerbet vermediği için, gazetecilerin pek hoşlanmadığı bir iktisatçı. Ayrıca 1978-1979 yılları arasında Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı yapmış, yurt dışında Pittsburg, Sussex, Oslo üniversitelerinde ders vermiş hoca. Saklamaya gerek yok ekonomiye soldan bakan bir uzman. Liberalizmin dıkıdık dıkıdık rahvan gittiği bir dünyada neşe kaçıran bir devedikeni…
Cumhuriyet’in ilk döneminde hiçbir şey yapılmadığı iddialarının utanmazlığına karşı, bulabilirseniz “Mustafa Kemal Döneminde Ekonomi” (Bilgi Yayınevi) adlı kitabını okuyabilirsiniz. Tavsiye ederim.
Ayrıca Derya Sazak’tan rica etsek Bilsay Kuruç ile yeni bir söyleşi yapabilir mi ? Bakalım iki yılda neler değişmiş ? Çünkü okurların, seçmenlerin yalana yol vermeyen ekonomi yorumlarına gereksinimi var.
***
Bilsay Kuruç iki yıl önce şöyle demiş:
“Türkiye’nin sosyal güvenliğe ayırdığı pay, eğitim ve sağlık harcamaları dahil, 1980’lerden 2005’e geldiğimizde ulusal gelirin 7-8’i oranında. Buna karşılık faize giden pay, yüzde 25’lerde. Bu ne demek ? Toplam ulusal geliri 300 milyar dolarsa, bunun yüzde 25’ini, 75 milyar dolarını faiz ödemeleri için aktarıyor. Örneğin, İsveç’in sosyal güvenliğe ayırdığı pay, yüzde 30-35’lerde, AB’de bu oran yüzde 20-25. Avrupa’da faize giden pay yüzde 5’leri geçmiyor. Türkiye insanına harcayacağı kaynağı iç ve dış borç faizi olarak dışarıya aktarıyor.”
Dün merkez sağdan bir siyasetçi, İlhan Kesici Türkiye’nin borç faciasını dile getirmişti. Bugün de soldan bir ekonomist ülkenin hal-i pürmelalini önümüze seriyor. Demek ki durum, uçurumun kıyısı !
***
Radikal gazetesinin (02.05.07) 15. sayfasında, Türkiye’ye bir puanlık faiz artışının yıllık 2 milyar YTL’lik maliyeti olduğunu söyleyen Ali Babacan adlı bir vatandaş “Cuma akşamına göre Türkiye bugün artık daha fakir bir ülkedir, Türkiye’deki varlıkların değeri düştü, Türkiye’deki gayrimenkullerin, hisse senetlerinin, tahvillerin değeri düşmüştür. Bu düşüş daha ‘Acaba’ diye küçük bir soru işareti oluştuğu anda olmuştur” demiş.
Ali Babacan adlı vatandaş, Genel Kurmay Başkanlığı’nın “laiklik”le ilgili hükümeti hedef alan ve “Böyle giderse karışmam” açıklamasının hükümeti ve ekonomiyi tedirgin ettiğini dile getirmiş.
Piyasalarda yaşanan faiz artışı ve borsadaki düşüşü değerlendiren vatandaş Ali Babacan gerçekte Devlet Bakanı ve Avrupa Birliği konusunda da Baş Müzakereciymiş…
Kim bilir ne güzel “Baş” müzakere ediyordur.
***
Bence Devlet Bakanı ve Baş Müzakereci Ali Babacan, Bilsay Kuruç amcasına bir sorsun bakalım : Türk ekonomisini soğuk vurmasından, güneş çarpmasından koruyacak bir fanus var mı acaba ?