BİR DAHA DÜNYA LAİKLİK GÜNÜ

Bu gün Dünya Laiklik Günü (World Secularism Day) ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir zatiyet (kendilik, entité) olarak, kurum ve kuruluş olarak, AKP hükümetinden tedirgin. Devlet’in bir zatiyet olarak ağzı var dili yok, ama kurum ve kuruluş olarak tedirginliği giderek artıyor. Devlet tektir ve hükümetler değişir. Olay ve olguları anlamakta karşılaştığımız en büyük sıkıntı, devlet ile hükümet kavram ve işlevlerinin aynı şey sanılmasından kaynaklanıyor. Bunun sonucu olarak hükümetin işlem ve işleri devlete yükleniyor.
Türkiye Cumhuriyeti devleti anayasaya göre bir laik devlet’tir. Ama AKP iktidarının laik devleti bir yük, bir angarya ve bir engel olarak gördüğü de bir gerçek.
Devlet bir zamanlar laiklik bağlamında dinci muhalefet ile çelişki içindeydi, şimdi AKP iktidarı ile savaş halinde.
***
AKP’nin iktidara gelmesinden bu yana kimi müzic hakemler, Türkiye’nin içinde bulunduğu huzursuzluğu kökten laikçiler ile kökten dinciler arasındaki çekişmeye bağlıyorlar. Bu iki uç karşılıklı ödün verip uzlaşmadan bize huzur yokmuş…
Acaba öyle mi? Anayasa’yı ve yasaları okusunlar: Devletin kendisi kökten laik. Ama onlar Ilımlı İslam’ın karşısında Ilımlı Laiklik istiyorlar.
***
Örneğin Nabi Yağcı, Referans gazetesinde (8.2.06) laiklik bağlamında Türkiye’yi Hindistan ile karşılaştırırken sözü askeri darbelere getirmekte, yaşadığımız darbelerin nedenini sadece laikliğe bağlamaktadır. “Laikliği laisizm olarak devlet ideolojisi haline getirmek kutsal konusunda pozitivist bir yorumdur ki bu yorum laikliği vicdan meselesi olmaktan çıkarır ve yalnızca hukuk meselesi haline getirir” diyerek müzic hakemliğin en kötü örneğini vermektedir. Neden? Çünkü:
1.Laiklik, Türkiye Cumhuriyeti’nin en temel ilkesi olarak tartışmasız bir devlet ideolojisidir,
2.Laiklik, bireyin belki ve elbette vicdan sorunudur, ama devlet için bir hukuk sorunudur.
Hakemler ve İslamcılar işte bu resmi gerçekleri tartışmaya açmak ve devletin temel nedenlerinden birini değiştirmek istemektedirler.
Bir devletin hallerinden biri (diyelim ki laikliği) başka devletin o hali ile mukayese edilemez.
Hele Hindistan ile karşılaştırılması mümkün değildir: Demokrasiye örnek gösterilen Hindistan’da kast sistemi egemen olduğuna göre hangi demokrasiden söz edeceğiz? Ama “demokrasi”den söz ediliyor. Örnek gösteriliyor.
***
AKP iktidarı ve İslamcı kitle Laik Devlet’i kabul etmeden Türkiye huzur bulamaz. Laik Devlet’i kabul etmenin en önemli göstergesi Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nu kabul etmek ve İmam-Hatip fesadından vazgeçmektir.
Türkiye’de İslam dininin değil İslam’dan habersiz hurafeci kitlenin reformdan geçmesi gerekmektedir. Ne var ki ülkede “Laiklikte reform ihtiyacı”ndan söz edenler varken devlet kendini elbette savunacaktır.Ve ne yazık ki AKP iktidarı devletin elini kolunu bağlamak için her türlü fesada başvurmaktan çekinmemektedir.
Latife Hanım’ın devrimlerin başlangıcında çekilmiş olan “baş açık” fotoğrafı bu nedenle ders kitaplarından çıkartılmış, yerine devrim öncesinin türbanlı fotoğrafı konmuştur.