BİR KEZ DAHA MESLEK OKULLARI

Gene akıntı yönüne ters bir şey yazacağım: Bir ülkenin eğitim politikası en uzun ömürlüsü dört yıl olan hükümetlere bırakılamaz. Bırakılması durumunda sonuç Türkiye’nin yaşadığı kaos olur.
Ülkenin eğitim politikasına hükümetlerüstü, bağımsız Bilimler Akademisi, Yüksek Öğretim Kurumu (ve benzerleri), Talim-Terbiye Kurulu gibi bilimsel kuruluşlar karar vermeli. Hükümetlere bırakılacak olursa oy için her kasabada bir üniversite açarlar.
***
Bu yıl üniversite sınavına şu kadar insan girdi, şu kadarı kazandı, şu kadarı kazanamadı, diyorlar ve kazanamayanlar için YÖK’ü, ÖSYM’yi suçluyorlar. Hükümete bıraksanız, üniversitelere bütün lise mezunlarını alacak. Veliler ve öğrenciler de öyle istiyor. Ama Avrupa Birliği’ne girmek isteyen bir ülke ilkin öğrenci ve mezunlarının kalitesini yükselmek zorundadır.
***
Üniversite sınavını kazananların sorunları ile kazanamayanların sorunları ayrı ayrı. Kazananların sorunu: Burs, diploma alınca iş, öğretim elemanlarının kalitesi, sınıf ve laboratuarların kapasitesi, üniversite kütüphaneleri ve yayınlar.
Kazanamayanların sorunları: Kazanamayanların üniversite ile ilgili bir sorunu olamaz. Onların sorunu ortaöğretimle ilgili: Ortaöğretimdeki kalitenin kötülüğü, ortaöğretim süresi içinde öğrencilerin elenmemesi ve neredeyse hepsinin klasik liseye yığılması.
***
Ortaöğretimin sorunu : En yeteneksiz ve başarısızların 5’inci sınıf sonunda çıraklık okullarına yönlendirilmemesi. Yani ilk eleme. Ve 8.sınıfın sonunda klasik lise ve meslek lisesi ayrımı için eleme yapılmaması. Klasik lise mezunları üniversiteye giderler, meslek okulu mezunları da meslekyüksek okullarına giderler. Meslekokulu mezunlarına da bir ya da iki kez üniversite sınavına girme hakkı tanınabilir.
Bu sistemde de haksızlıklar olmaz mı ? Elbette olur ! Ailelerin gelir dağılımındaki yeriyle, okulların kalitesiyle ilgili mutlaka eşitsizlikler olacaktır. Bu eşitsizlikleri gidermek de Milli Eğitim Bakanlığı’nın işidir.
***
Bu sistemin içinde İmam-Hatip Okullarının yeri yoktur. Dini eğitimden geçen öğrenci ancak kendi alanında eğitim görebilir. Laik ve sivil eğitimden gelenlerle yarışmak istiyorlarsa bunun bedelini de ödemek zorundadırlar.
Ama bakıyorum en çok yaygarayı da İmam-Hatipliler çıkartıyor. Bir İslamcı gazetede beşi kız, biri erkek altı öğrencinin fotoğrafı ve “Pişman değil gururluyuz!” manşeti var. Eğer puanları kesilmeseymiş her 100 imam hatipliden 80’i üniversiteli olacakmış. Çarpıklık kızlarda başlıyor: Kız öğrencilerin imam-hatipte ne işi var ?
***
Meslek okullarının çok iyi tanıtılması, meslek okullarını seçen ya da seçmek zorunda kalan öğrencilerin kendi gerçeklerini öğrenmeleri ve bilmeleri gerekiyor. Gidebilecekleri öğretim kuruluşlarının meslek yüksekokulları olduğunu bilmeleri, üniversite öğreniminin çok özel çaba gerektirdiğini öğrenmeleri gerekiyor.
Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmenler, aileler gençlerimize lütfen yalan söylemeyin !…
Söyleyeceklerim gene bitmedi. Bir süre sonra konuyu tekrar ele alacağım.