BİR KEZ DAHA TEVHİD-İ TEDRİSAT (2)

Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun (Öğrenim Birliği Yasası’nın) dün yayımladığım gerekçeli metnini okuduktan sonra, yasanın amaç ve kapsamını “Bütün okulların Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde toplanması işlemi”ne indirgemek yasayı anlamamak olur. Anlamamakta ısrar ise kötü niyetten başka bir şey olmamalı. Bir kez daha yazıyorum : Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun amacı ve kapsamı Cumhuriyet’in bütün okullarını laikleştirmek ve öğretimde laik bir müfredat programı uygulamaktır. “Tevhid” ya da “Birleştirme” budur. İdeolojik ve pedagojik bir girişimdir. İdari müdahale, ikinci derecede ve geçicidir.
2 Mart 1926 tarihinde kabul edilen “Maarif Teşkilatı Hakkında Kanun”, Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun ilkelerinin ışığı altında eğitim hizmetlerini düzenlemiştir. Devletin izni olmadan hiçbir okulun açılamayacağını öngören bu kanun aynı zamanda çağdışı derslerin okul müfredat programlarından kaldırılmasını da sağlamıştır.
Tevhid-i Tedrisat Kanunu eğitim-öğretimdeki “medrese” ve “okul” ikiliğine son verdiği gibi, eğitim-öğretimin içeriğini laikleştirmeyi amaçlamıştır. Bütün okulların MEB’na bağlanması, eğitim ve öğretimin biçim ve içeriğinin adı geçen bakanlık tarafından saptanması anlamına gelir. Ancak, günümüzde, MEB’nın bu görev ve sorumluluklarını yerine getirdiğini ileri sürmek mümkün değil. Askeri okulların MEB’na bağlı olmamasının Tevhid-i Tedrisat Kanunu’na aykırı olduğunu savunanlar, askeri okulların kapılarını İslamcı-Fethullahcı irticaya kapalı olmasından şikayetçi olanlardır.
Askeri okulların Milli Savunma Bakanlığı’na bağlı olmasının Tevhid-i Tedrisat Kanunu’na aykırı olduğunu ileri sürenler neden yargıya başvurmuyorlar ?
***
Osmanlı İmparatorluğu döneminde eğitim ve öğretim yalnızca bir hayır işi, bir dini görev kabul edilmiş ve vakıflar yoluyla yürütülmüştür. Geleneksel eğitim kurumları arasında, sadece askeri eğitim ve yöneticilerin eğitimi devlet tarafından yürütülmüştür. Bunun sonucu olarak da bir yanda askeri ve mülki kadro, bir yanda medreselerde din eğitiminden geçen kadro olmak üzere iki tip insan ortaya çıkmıştır. Bunlardan birinin ortadan kaldırılması gerekiyordu. Cumhuriyet Öğrenim Birliği Yasası ile bu işlemi yaptı ve öğrenimi laikleştirdi.
Şimdi düşünelim : İslamcı çevreler ilk ve orta eğitim ve öğretimin neden vakıflara bırakılmasını istiyorlar, AKP iktidarı neden özel okullara ve vakıf okullarına ağırlık vermektedir ? Çünkü yolundan çıkmış, amaç ve ilkelerini unutmuş Milli Eğitim Bakanlığı’nın laik (ne kaldıysa) program ve denetimine bile katlanamamaktadırlar.
***
Askerî okullar 22 Nisan 1925 tarih ve 637 sayılı kanunla tekrar Milli Savunma Bakanlığı’na bağlandılar. Tevhid-i Tedrisat Kanunu ve Maarif Teşkilatı Kanunu ile ilköğretim zorunlu oldu ve kız çocukların okullulaşma oranı yükseldi. Kız çocuklar, erkek çocuklarla aynı eğitim kurumlarında ve eşit koşullarda eğilim alır duruma geldiler.
Gazete yazıcısı arkadaşlar, ben bu konularda yazmadan önce oturup çalışıyorum. Sizlere de salık veririm. İşe internetten Asım Arı’nın “Tevhid-i Tedrisat ve Laik Eğitim” yazısını okuyarak başlayabilirsiniz. Kaynaklarda adı verilen kitapları da okursanız çok iyi olur !
(Yarın devam edeceğim.)