BİR YUTTURMACA İÇİN ÖNDEYİŞ

19 aralık akşamı CNN-Türk’te, Ahmet Hakan’ın programında, AKP’nin Genel Başkan vekili Mir Dengir Mehmet Fırat ahvahlar içinde partisini savunurken Anayasa’dan, Cumhurbaşkanı’nından, Anayasal kuruluşlardan şikayet ediyor. Atanmışların, seçilmişlerin yasama ve yürütmenin etkinliklerini engellediğini ileri sürüyor. Böyle demokrasi olmaz olsun demeye getiriyor.
Yanındaki ve karşısındaki katılımcılar dut yemiş bülbül gibi susuyorlar, programın sahibi araya girmiyor.
“Sayın milletvekili yasama meclisinin (TBMM) çıkardığı yasalar Anayasa Mahkemesi tarafından denetlenmezse, yürütmenin (hükümetin) uygulamaları gene Anayasa Mahkemesi, Danıştay, Yargıtay ve Sayıştay tarafından denetlenmez ve iktidarın iktidarı Anayasa ve kuruluşları tarafından sınırlandırılmaz ise o rejime demokrasi denilemez!” demiyorlar.
AKP iktidarı seçime dayalı bir tek parti iktidarı ve tek şef iktidarı istiyor. Ateşle oynuyor ! Demokrasinin doğru tarifini yukarda yaptım, onların kafalarındaki demokrasi yutturmacadır!
***
Hedef : Çadırın orta direği ! Yani laiklik ! İslamcı taifesini anlıyorum. Peki neo-liberallerin ve eski acilci goşistlerin alıp veremedikleri ne laiklikle ?
Cumhuriyet’in ve sağcı-solcu-merkezci, dinli-dinsiz, Müslüman-ateist cumhuriyetçilerin laiklikle herhangi bir sorunu yok. AKP’nin de herhangi bir siyasal parti gibi Anayasa’nın değişmez maddesi olan laiklikle bir sorununun olmaması gerekir. Ama var ! Var olduğunu kendisi ve temsilcileri her gün birkaç kez ifşa ediyor.
Ancak, Cumhuriyet düzeniyle sorunu olan bir parti iktidara geliyor ve Anayasal düzeni sinsice ve türlü desiselerle değiştirmeye çalışıyor.
Böyle bir ortamda Cumhuriyet’i ve Anayasa’yı savunan insanları “laikçi” olarak tanımlamak şirret bir yutturmacadan başka nedir ki ?
***
İslamcıların mazeretleri var ! Onlar Cumhuriyet’e ve devrimlerine başından bu yana karşı. Asıl tuhaf olan neo-liberallerin ve neo-liberallerin paralı askeri (mercenaire) olan eski acilci goşistlerin durumu. Onların hedefi de hayali bir Kemalizm ve Cumhuriyet’in 1923-1950 dönemi. Eski acilci goşistler, Kurtuluş Savaşı’ndan sonra komünizm ya da en azından sosyalizmi tercih etmediği için Mustafa Kemal’e kızarlardı ve onu küçük burjuva devrimcisi olarak tanımlarlardı.
Günümüzde de, efendileri neo-liberallerin izinden giderek, Cumhuriyet’in 1923-1945 yılları arasında gerçek demokrasiyi kuramamış olmasını eleştiriyorlar. Ama Avrupa demokrasisinin o dönemde ne hallerde olduğunu akıllarına bile getirmiyorlar. Ah “Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası” (1924), ah “Serbest Cumhuriyet Fırkası” (1930) kapatılmasaymış. Son zamanlarda bu iki parti üzerine kitaplar çoğalmaya başladı. Ne yazık ki çoğu, bu partileri, kurucu ve yöneticilerini tarafsız olarak değerlendirmiyor. Cumhuriyet’in yörüngesinden çıkan bu iki partiyi yarın ve çarşamba günü bir de ben yazacağım.