BİRİNCİ MECLİSTE MUHALEFET

Genel Başkanlığına Hüsamettin Cindoruk’un, Genel Başkan Yardımcılığı’na Ufuk Söylemez’in gelmesiyle Demokrat Parti sanki hafiften yekinmeye başladı. Ve bunun üzerine, Hüsamettin Cindoruk, AKP ile özdeşleşmiş İslamcı basının, “yandaş medya”nın ve travesti solcuların ağır saldırılarına hedef oldu.
Türkiye demokrasisinin kutsal simgesi (!) Demokrat Parti’nin mirasçısı bir parti dirilmeye başlıyor ama yıllardır o partiyi putlaştıranlar tedirgin oluyorlardı.
Partili olsun, partisiz olsun, Türkiye politikasının muhalif hareketleri iyi çözümlenmemiş, DNA şifreleri çözülmemiştir. Birkaç yazı ile bu işi yapmaya çalışacağım:
***
Internette “İkinci Grup”u ararken karşıma bir kitap tanıtması çıktı. Şöyle :
“Resmi tarihin Milli Mücadele seneleri hakkındaki anlatısını sorgulayan bir eser daha. Birinci Meclis’te Mustafa Kemal önderliğinde, daha sonra Cumhuriyet Halk Fırkası’nın nüvesini teşkil edecek olan Birinci Müdafaa-i Hukuk Grubu’nun kurulmasından sonra, organize muhalefet olarak kurulan İkinci Müdafaa-i Hukuk Grubu resmi tarih tarafından ‘gerici’ olarak sunulmakta. Bu konuda ayrıntılı çalışma yapan tarihçiler de resmi çerçevenin temel kabullerini fazla sorgulamadan, ufak-tefek tadilatlarla devam ettirmişler. Ahmet Demirel 614 sayfalık detaylı çalışması İkinci Grub’un temel özelliğinin kişi istibdatına karşı mücadele olduğunu ortaya koyuyor. İkinci Grup muhalefet hareketinin tasfiyesi(nin) Cumhuriyet senelerinde olduğunu ortaya koyuyor. İkinci Grup muhalefet hareketinin tasfiyesi Takrir-i Sükun gibi, İstiklal Mahkemeleri gibi cebri tedbirlerle mümkün oluyor. İkinci Grup’un tamamınca paylaşılmasa da önde gelen isimlerin paylaştıkları liberal eğilim ancak 70 sene sonra Türkiye’de siyasi diyaloğun parçası olmaya başlaması (Yeni Demokrasi Hareketi gibi) Türkiye siyasetinin zengin mirasının 1920 ve 30’larda nasıl güdükleştirilip, ilkelleştirildiğinin ibret verici misali.”
***
Kitap tanıtması değil de sanki merd-i Kıpti’nin sirkâtin söylemesi hikâyesi. Kişi istibdatını kimin temsil ettiğini tahmin edebiliyoruz da sadece muhalefet tarzı hakkında bilgi verilmiyor.
Kurucularından Mersin mebusu Selahattin Bey’in ifadesine göre, İkinci Grup, “Her Türlü şahıs istibdadını önlemek, şahsi hakimiyet yerine kanuni hakimiyetler ikamesi gayesi ile kurulmuştur, Meclis diktatoryasına taraftar olup şahıs otokratlığına muhalefet etmiştir.” Bu muhteşem muhalefetten (!) size tipik bir örnek:
25 Kasım 1922 tarihinde milletvekili seçim yasasını değiştirmek için teklif verdiler. Yasa teklifine göre belirli bir yerde 5 seneden fazla ikamet etmemiş olanlar o bölgeden milletvekili seçilemeyecek, Misak-ı Milli sınırları dışında doğmuş olanların ve Türk kökenli olmayanların yine milletvekili seçilme hakkı olmayacaktı. Bu yasa, Mustafa Kemal’in ve birçok subay kökenli mebusun ve doğum yerleri ülke sınırları dışında kalanların seçilebilme hakkını ortadan kaldıracaktı.
***
Ey ahali, bu yasa meclis tarafından onaylansaydı, neler olurdu, neler olmazdı ? Türk kökenli olmayanlar da milletvekili seçilemeyecekmiş. İşte size günümüz liberal demokratlarının atalarının demokrasi anlayışı. Tuzlayım da kokma e mi !….. (Devam edecek).