BİRLEŞTİREN VE BÖLEN DİL

Birkaç yıl önce “Anadil kutsaldır ama böler” başlıklı bir yazı yazmayı tasarlamış ama zamanlama hatası yapmayayım diye yazımını ertelemiştim. Bu yazıyı artık yazmazsam geç kalırım, geç kalırız. Çünkü böyle bir yazıyı benden başka birinin yazacağını sanmıyorum.
Ben bunları düşünürken 15 Temmuz tarihli New York Times gazetesinde Suzanne Daley imzalı ve “The Language Divide, Writ Small, in Belgian Town” başlıklı bir yazı yayımlandı. Aşağıda bu yazıdan yapılan alıntılar okuyacaksınız:
***
“Brüksel’in bir dış mahallesi olan Wemmel’de yaşayan varlıklı ailelerin çoğu Fransızca konuşan insanlardan oluşuyor ama yasalara göre Belçika’nın bu bölgesinde bütün resmi yazışmaların Flamanca yapılması gerekiyor.
Wemmel’in Belediye başkanı Christian Andries’in tek kelime Fransızca konuşmasına hatta çeviri yapmasına bile izin yok. Kütüphane için Fransız tiyatrolarından malzeme istemek üzere Fransızca mektup yazdığı için evinin önü protesto pankartlarıyla doldu.
Anadili Fransızca olan Kongolu bir şarkıcı davet ettiği için öyle şikayetlere ve tehditlere maruz kaldı ki, sonunda polisten yardım istemek zorunda kaldı.
Geçen yıl Fransızca konuşan Belçikalıların okullarının pencerelerini Flamanlarınkinden daha önce yenilediği için Flaman gazetelerinde eleştirildi.
Durumu ondan kötü olanlar da var. Flaman bölgesinin dört yıl önce seçilen üç belediye başkanı, Fransız seçmenlere Fransızca seçim mektubu gönderdikleri için hala resmen belediye başkanlığı koltuğuna oturamadı.
Etno-linguistik fay hattı hiç bu kadar belirgin olmamıştı ve aslında ülke şu anda üç parçalı bir federasyondan farksız.
Uzmanlar ülkenin bu hale gelmesinin şaşırtıcı olmadığı, Fransız ve Flaman bölgelerinin kendi siyasi partilerinin, gazete ve televizyon kanallarının bulunmasının yarattığı bir sonuç olduğu görüşünde. Bir Flaman gazetesinin editörü, “Siyasal partiler birbirleri için iyi bir şey söylemek zorunda değil çünkü bu onlara puan kazandırmıyor,” diyor.
Avrupa birliği farklılıkların, kültürel dengesizliklerin, eski düşmanlıkların üzerine şal örtmeye çalışırken Belçika tam ters yöne gitmekte.”
***
Benim de birkaç kez başıma geldi: Belçika’nın kuzeyindeki Flaman bölgesinde Fransızca konuştuğum zaman hiç kimse cevap vermedi. İngilizce konuştuğum zaman herkes bülbül kesildi. Güney’deki Fransızca konuşulan Vallon bölgesinde bunun tersi oluyordur zahir!
Geçen ay Brüksel’de bir Brüksel Bölgesi bakanıyla yemek yiyorduk. Kendisi Vallon Sosyalist Partisi’nden.
Flamanlar bir uzlaşma jesti olarak, resmi dili Fransızca olan Brüksel’de resmi dilin İngilizce olmasını önermişler.
Kıssadan hisse 1: Anadilin bölüp ayırdığını hiçbir Capon tutkalı yapıştıramaz.
Kıssadan hisse 2: Başka bir dünya elbette mümkündür, ama değirmene yoğurt öğütmeye gidenlerle değil.