BRÜKSEL SEYAHATNAMESİ (2)

Joost Lagendijk ile tanıştık ! Oturum arasında, üyelerle konuşa konuşa benim oturduğum yere geldi. Ayağa kalktım, kendimi tanıttım.
”Sizi tanıyorum. Vaktiniz varsa saat 12.30’da burada bir yerde buluşalım” dedi.
Anlaşılan kendisine benim niyetimden söz etmişler.
“Tabii memnun olurum !” dedim.
***
Ben ilkin CHP temsilcileriyle biraz oturdum. Onların basın ile bir ortak söyleşisi vardı. Biz, Alman Sosyal Demokrat, AP üyesi Vural Öger ve yardımcısı Kader Sevinç ile bir başka masaya geçtik. Biraz sonra elinde bir sandviç ile Joost Langendijk geldi.
“Siz benim kayınpederime laf ediyorsunuz ?” dedi.
“Evet ama folklorik bir ironiyle. Size biraz çıkışması için” dedim.
“Anlıyorum” dedi.
***
Bütün yazılarımı okuduğu izlenimi uyandı bende. Elbette sadece beni değil. Bu nedenle, kendisine sormayı düşündüğüm soruları bildiğini düşündüm. Size, yaptığım konuşmayı aktarıyorum.
“Yaptığınız konuşmalarla AB’ye kötülük ediyorsunuz. Türk halkı başlangıçta yüzde 80 dolaylarında AB’yi destekliyordu. Şimdi destek yüzde 50’nin çok altına indi.
Bir de sizin lejyonerleriniz var, Türkiye’de, AKP ile AB’yi yürekten (!) destekleyen gazeteciler. AB’yi ve AKP’nin AB ilişkilerini eleştirenleri faşist ilan ediyorlar. Avrupa Birliği olmazsa, biz öldük, mahvolduk, diyorlar. Türkiye AB’ye giremez ise sanki tarihin ve dünyanın sonu olacak. Siz AB olmaz ise ölecek-bitecek bir Türkiye mi, yoksa güçlü-kuvvetli bir Türkiye mi istersiniz ?”
“Elbette güçlü bir Türkiye, AB’ye ihtiyacı olmayan, kendi ayakları üzerinde duran bir Türkiye !”
***
Benim kuşağımın, Kemalistlerin, CHP’nin demokrasiyi benimsemiyor olduğunu ileri sürmenin bizler için büyük bir hakaret olduğunu söyledim.
“Ama azınlıklar konusunda kesin bir tavrı yok CHP’nin, 301’e karşı, azınlıklar yasasına karşı, Papaz Okulu’na karşı, Ökümenik Partikhane’ye karşı, Kürtlerin kültürel haklarına olumlu yaklaşmıyor”, dedi.
“Siz iktidarla muhalefeti karıştırıyorsunuz, dedim. İktidarda olan AKP. AKP’nin bu konularda açık seçik bir politikası var mı ?
***
Bu Joost Lagendijk ile bir başlangıç tanışması idi. Önemli olan, Türkiye’de lejyonerlerden başka insanlar da olduğunu bilmeleri gerekiyordu. İnsanlar, AB’nin hal ve gidişini eleştirmelerine karşın, Türkiye’nin AB üyeliğini destekliyorlardı. Hürriyet gazetesi destekliyordu, ben destekliyordum. Lejyonerlerin iddia ettiği gibi, CHP, Kemalistler, “Ama”cı aydınlar ne demokrasi karşıtıydılar ne de darbe yandaşı faşisttiler.
Bende, Joost Lengendijk ile sakin sakin konuşabileceğimiz izlenimi oluştu. Neden konuşmalım ?!
(Not: Çarşamba günkü yazımda geçen 27, 28 Haziran tarihleri, 27, 28 Mayıs olacak.)